Her şey gibi iklimle de kafamızı karıştırıyorlar...

Hayat defalarca gösterdi ki dünyada korku satıyor ve dolandırıcılar korku satarak para kazanıyorlar. Şimdilerde pazarlanan en büyük korku ise iklim korkusu. Kafalarımızı karıştırmak için her fırsatı kullandıkları iklim değişikliği yalanı çoktan kuraklık, kıtlık, susuzluk, savaş, göç korkularını arttırmış durumda. Bu korku dolandırıcılığına dur diyecek, vatandaşlarını yatıştıracak devletlerin varlığı artık daha da ehemmiyet kazandı. Ümidimiz devletimizin de onlardan biri olması.

Siyaset ve medyanın manipülasyonuyla alışılmışın dışındaki her hava olayı bilen bilmeyen herkesçe iklim değişikliğiyle ilişkilendiriliyor. Her şeyi her defasında ilk kez oluyormuş gibi yansıtmak zaten planın gereği. Oysa yaşadıklarımız dünya var olduğundan beri milyonlarca kez tekrarlanmış olaylar. Sözde iklim ve hava konusunda çalışan bilim dünyasının çoğunluğu da aynı şeyleri tekrarlamayı tercih ediyor. Sistemin amaçlarına uygun müfredattan geçmiş olmanın sığlığından bu.
Bugün müsait teknolojilerle oluşturulan hava durumu modellerinin iklimde bölgesel değişimlere imkân verdiğini de kulak ardı ediyorlar. Gerçi müfredatın dışına çıkmak istemeyen akademi dünyasında havaya dışarıdan müdahale edileceğine dair bilgisi olan çok yok. Olanıysa öğretilmiş çaresizliğin gereği bu tür müdahale ihtimallerini de “komplo teorisi” olarak nitelendirme kolaycılığına kaçıyor.
Öte yandan düne kadar iklim değişikliğine bağlanan her olağanüstü hava olayı “ısınma” ile ilişkiliyken artık “soğuma” da girdi işin içine. “Hani iklim değişikliğinden kasıt küresel ısınmaydı?” deseniz de boş. Oysa yıllardır İklim değişikliği ile “Küresel Isınma” tanımını aynı anlamda kullanılmadılar mı? Hızını alamayanlar, iklim değişikliği yalanıyla planlanan belayı bir an önce başımıza sarmak için dünyanın “Küresel Kaynama” noktasına geldiğini dahi söylemediler mi?
Reklam
Demek ki istedikleri kadar hava modifikasyonu teknolojisi geliştirseler de Allah’ın havasına bütünüyle müdahale edemeyecekler. Anında kendisinden ne isteniyorsa söylemini ve iddiasını ona göre şekillendirmekte mahzur görmeyen bilim onay verdi.

Fırtınalar, kasırgalar, seller yalanı
“İklim değişikliği sadece sıcaklık, ısı dalgaları veya kuraklık olarak değil; karlar, fırtınalar, boranlar, kasırgalar, seller şeklinde de olacaktır” gibi bir yalan uyduruldu. Medya ve siyaset, uydurulan yeni yalanı dillendirmeye başladı. Felaket boyutlarında iklim değişikliği iddiaları artık hem sıcak hem soğuk kış ve yaz ayları haberlerinde bol bol işleniyor ve ne yazık ki kıymetsiz bir yığın haberle kafası karıştırılmış milyonlar ne denilirse inanıyor.

Reklam

Her tabii afetin suçlusu iklim değişikliği oldu

Arjantin'in Buenos Aires eyaletindeki Bahía Blanca ve komşu şehirler 7 Mart 2025 tarihinde yoğun yağışların ardından sular altında kaldı. Sel ciddi maddi hasara, binlerce tahliyeye, en az 17 ölüme ve 200'den fazla kayba neden oldu.
Bahía Blanca sadece birkaç saat içinde 290 milimetre yağış aldı. Yağışlar 1975'ten bu yana Arjantin'deki en yıkıcı yağış olarak kayda geçirildi. Şehrin ortalama yıllık yağış miktarı olan 584 milimetrenin yarısından fazlası birkaç saatte düştü. Mart ayı için en büyük ve ölümcül kasırga salgını olarak kayıtlara geçen kasırgalar ise 13-16 Mart 2025 tarihleri arasında ABD’nin Orta Batı ve Doğu Kıyılarını etkiledi. Sekiz eyalette en az 43 kişi öldü. Üç günde toplamda 118 kasırga kaydedildi.
Kasırga salgını 6,25 milyar dolarlık hasarla ABD tarihinin en maliyetli kasırga salgını olarak kaydedildi. Takvimler 26 Mart 2025’i gösterirken Bolivya, ülke genelinde 50'den fazla can kaybına ve yerinden edilmelere neden olan selleri yaşadı. Yaklaşık bir ay önce 16 Mayıs 2025 tarihinde ise Londra kasırgası olarak adlandırılan ölümcül ve şiddetli kasırga, ABD'nin Kentucky eyaletinin Somerset ve Londra şehirlerini vurdu. Yaklaşık bir buçuk saat yerde kalan kasırga, 96.4 km uzunluğundaki bir yolda on dokuz kişiyi öldürüp, 108 kişiyi yaraladı.

Dünyanın farklı coğrafyalarında 5 ay içinde yaşanan hava hâdiseleri o bölgelerde defalarca şahit olunmuş türden gelişmeler aslında. Tabii ki önceden bahsettiğimiz gibi hava modifikasyonu çalışmalarında da bulunulmuş olunabilir. Felaket düzeyinde bir iklim değişikliği yalanını kanıtlamak için ekstrem hava durumlarına sebep olacak müdahaleleri yapmaktan geri kalınmadığı bilinmeyen bir şey değil çünkü.
Reklam
Roma dönemi daha sıcaktı mesela

Bu araştırma son 2000 yıllık tarihte bile bugün felaket olarak gösterilen sıcaklıklardan daha fazlasının yaşandığını gösteriyor. Yani sıcaklık artışının son yüzyıl içindeki insan faaliyetlerinden kaynaklandığı ve artan kuraklık, sel, hortum ve kasırgalara yol açacağının söylenmesinin bilimsel bir yanı yok. Berkeley Earth Projesinin kurucu ortağı Robert Muller de sıcaklık değişkenliğinin ya da şiddetli veya şiddetsiz kasırgaların arttığını gösteren ikna edici ilmî bir sonuç olmadığını söylüyor.
Paylaştığımız kasırga haberleri ne kadar iklim değişikliğine bağlanılmak istense de kasırgaların veya hortumların arttığına dair net akademik bir veri de yok. Aksine ısınan havayla birlikte bu tür ekstrem hava olaylarının azalacağı çok daha kabul gören bir tez.
Yapay olanı tabii olana tercih için

İklim değişikliği bahanesiyle insanı ve sığırları hedefe koymanın sebebi, insan neslini azaltırken, klasik beslenme alışkanlıklarını da “yapay” olanlarla ikame etmek. Böyle bir niyet olduğu için gerek insan gerekse sığırların etkisinin araştırılmasında doğal dalgalanmalar gerçekçi bir şekilde hesaba katılmıyor. Yerine “geçen yüzyıldaki insan-sığır etkisi, tahmin edilen tabii dalgalanmalara benzer büyüklüktedir” gibi saçma bir tez atıyorlar ortaya. Oysa olağan değişkenliğin etkisi ve ölçüm sorunları, mesela insan parmak izini belirleme olasılığını nerdeyse imkânsız kılıyor.
Buna göre emisyonların ne kadarının insan kaynaklı ve ne kadarının doğal olduğundan bağımsız olarak, yalnızca karbondioksit emisyonlarını azaltmak için zorunlu yasal düzenlemelere, uyum programlarına odaklanmak akıllı görünmüyor. Hayata geçirilmek istenen karbon ayak izi temelli uyum programları özellikle gelişmemiş ve gelişmekte olan ülkeler için ekonomik, sosyal, politik ve kültürel açıdan fazlasıyla riskli.
Reklam
Hayat defalarca gösterdi ki dünyada korku satıyor ve dolandırıcılar korku satarak para kazanıyorlar. Şimdilerde pazarlanan en büyük korku ise iklim korkusu. Kafalarımızı karıştırmak için her fırsatı kullandıkları iklim değişikliği yalanı çoktan kuraklık, kıtlık, susuzluk, savaş, göç korkularını arttırmış durumda. Bu korku dolandırıcılığına dur diyecek, vatandaşlarını yatıştıracak devletlerin varlığı artık daha da önem kazandı. Ümidimiz devletimizin de onlardan biri olması.
Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.