İki kültür arasında kimlik: Türkiye ve Makedonya

Hem Türkiye hem de Makedonya kültürünü bir arada yaşayan Dilara Usta, iki ülke arasındaki benzerlikleri, gençlerin hayallerini ve kültürel bağların gücünü samimi bir dille anlatıyor. Onun sözleri, bu renkli Balkan ülkesini daha yakından tanımaya katkı sağlıyor.
Ben, Dilara Usta. Makedonyalıyım. Anne tarafım Yugoslavya, baba tarafım Üsküp göçmeni. Her iki dedem de Makedonya'dan Türkiye'ye göçmüşler. İstanbul Bayrampaşa'da doğdum ve şu an Eyüp'te yaşıyo rum. 23 yaşındayım. Marmara Üniversitesi Matematik Öğretmenliği Bölümü mezunuyum. Aynı üniversitede matematik eğitimi alanında yüksek lisans yapıyorum.
Bu söz bana, yaşadığımız ya da bir parçası olduğumuz coğrafyanın bizi nasıl etkilediğini hatırlatıyor. Türkiye’de doğup büyüdüm ama aileye dayalı bağlar nedeniyle Makedonya kültürünün de bir parçası yım. Dolayısıyla hem Türkiye hem de Makedonya kültürünü birlikte yaşama fırsatı yakalamış oluyorum. Özel günlerde ya da masaya oturup yemek yediğimiz sıradan bir günde bile bu iki kültürün bir parçası olduğumu hissedebiliyorum. Yani kimliğim iki farklı coğrafya ya bölünmüş gibi olsa da ben, bunun bir zenginlik olduğunu düşü nüyorum. Ve tabii ki şundan eminim: Bir insanın kaderini etkileyen tek şey, coğrafya değil; yaşamak istediği hayat ve buna ulaşmak için yaptığı seçimler de en az coğrafya kadar belirleyici.
Aslında sadece benim değil, Makedonya'yı az çok tanıyan herke sin aklına ilk olarak zengin mutfak kültürü gelir bence. Yemekler, sofralar, o paylaşım duygusu... Hepsi çok özel. Bunun dışında Ma kedonya’da özel günler, düğünler ve kutlamalar da çok önemsenir. Hatta arkadaşlarımın çoğu, düğünlerimizi çok merak eder; “Bir gün mutlaka Makedon düğününe gitmek istiyorum,” derler. Bir de tabii misafirperverlik çok belirgin kültürümüzde. İnsanlar sıcakkanlıdır, yabancıyı hemen kendi evindeymiş gibi hissettirirler. Makedonya, za ten birçok farklı milleti içinde barındıran bir ülke olduğu için bu özel likler de doğal olarak çeşitleniyor, renkleniyor. Yani her şeyin içinde biraz farklı tat, farklı kültür ve çokça samimiyet var diyebilirim.
Aslında bu kültürel yakınlığı, en çok misafirperverlikte ve akraba ortamında hissediyorum. Makedonya’da aileler ve akrabalar; birlik te vakit geçirmeyi, etkinlikler yapmayı çok sever. Mesela bir akşam yemeğini hep birlikte, kalabalık bir şekilde yemek ya da çoluk çocuk toplanıp çay içmek, çok sevilen bir şeydir. Aynı durumun Türkiye’de de olduğunu düşünüyorum ve bunu kendi çevremde gözlemliyorum. Biz kalabalık olmayı, birlikte zaman geçirmeyi ve sürekli bir şeyler paylaşmayı seven bir milletiz. Bu yüzden Makedonya ile Türkiye’nin bu konuda birbirine çok benzediğini düşünüyorum. Misafirperverlik açısından da aslında bu söylediğimle bağlantılı bir durum var. Ka labalığı sevdiğimiz için misafiri de çok seviyoruz ve ağırlamak için gerçekten özen gösteriyoruz. Örneğin Makedonya’da misafir geleceği zaman mutlaka çeşitli poğaçalar, börekler yapılır, çay demlenir. Misa firler akşam yemeğine geleceklerse masada mutlaka birçok farklı şey olmasına dikkat edilir. Ben aynı özeni, Türkiye’de de görüyorum. İki kültür de misafire değer vermeyi çok güzel bir şekilde yaşatıyor.
Aklıma hemen börek geliyor. Türkiye’de ve Makedon ya’da börek, çok sevilen bir yemek. Bu yüzden benzer bir örnek olarak bunu verebilirim. Bunun dışında trileçe tatlısı da Makedonya’da oldukça popüler ve çok seviliyor. Makedonya'da bana ilginç gelen ve Türkiye'de çevrem dekilere anlattığımda onları da şaşırtan bir yemek var: simit pogaçe. Aslında buna tam olarak yemek denir mi bilmiyorum ama anlatayım. İçinde pişmiş hamur olan bir tür hamur işi bu. Bu pişmiş hamur, sandviç ekmeğinin içine konularak yeniyor. Yani aslında sandviç ekmeğinin içine tekrar bir hamur eklenmiş oluyor. Makedonya’da hamur işi ağırlıklı yiyecekler oldukça seviliyor ve günlük hayatta sıkça tüketiliyor.
Makedonya’da gençlerin gündelik yaşamı, oldukça sosyal ve hareketli. Okul ya da iş hayatı dışında vakitlerini, genellikle arkadaşlarıyla geçiriyorlar. Kafelere gitmek, parkta buluşmak, yürüyüş yapmak ya da birlikte spor yapmak çok yaygın. Ayrıca müzik ve dans, gençlerin yaşamında önemli bir yer tutuyor. Özel günlerde ya da kutlamalarda arkadaşlarla bir araya gelip eğleniyor lar. Boş zamanlarını değerlendirirken hem teknolojiyi kullanıyorlar hem de aileleriyle vakit geçirmeye önem veriyorlar. Örneğin akşamları aileyle yemek yemek veya birlikte çay içmek, çok önemsenen bir ritüel. Yani hem sosyal ilişkileri hem de aile bağlarını güçlendiren yaşam tarzları var diyebilirim.
Makedonya’da, Türkiye’ye kıyasla çok daha az üniversite var. Tanıdıklarımın çoğu, üniversite seçimlerinde Türki ye’yi tercih ediyor. Bu yüzden Makedonya’daki üniver sitelerin durumuyla ilgili detaylı bir bilgim yok aslında. Daha çok Türkiye’deki seçenekler ve imkânlar üzerinden gözlem yapabiliyorum.
Evet, mesela gelecek kaygısı, benzer bir problem. Her iki ülkede de gençlerin, “Gelecekte nerede ola cağım?” şeklinde düşüncelere sahip olduğunu dü şünüyorum. Bunun yanında sosyal hayat ve eğlence biçimleri de benzer. Arkadaş gruplarıyla vakit geçir mek, hobilerle uğraşmak gibi şeyler her iki ülkede de gençler için önemli.
Makedonya'daki tanıdıklarımın anlattıkların dan yola çıkarak şunu söyleyebilirim. Çoğu genç, gurbete gidip farklı iş imkânlarını değer lendirmek istiyor. Bir akrabamız da Makedon ya’daki gençlerin, çoğunlukla farklı ülkelerde iş aradıklarını söylemişti. Çünkü maalesef Makedonya’da iş imkânları yeterli değil. Bu yüzden gençler hem gelecekleri için hem de ülkelerindeki ekonomik koşullar sebebiyle yurt dışına gitmeyi ciddi şekilde istiyorlar.
Keyifli sohbetin için teşekkür ederim Dilara. Umarım okuyanlar için istifadeli bir röportaj olmuştur.
Bu yazının başlığı yazardan bağımsız editoryal olarak hazırlanmıştır.
Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.