Gençlerin dijital güvenliğinde sorun içerik değil sistem

Doğukan Gezer
13:00, 24/06/2026, ÇarşambaG: Güncelleme: 23:28, 24/06/2026, Çarşamba
CategoryGenç Motto
Genç Motto
Gençlerin dijital güvenliğinde sorun içerik değil sistem
Ev gencini algoritma yetiştiriyor.

Bugü bir gencin odasına kapıyı çalıp girdiğinizde, aslında yalnızca bir odaya değil, görünmez bir sisteme girersiniz. Ekran açık olabilir ya da kapalı da ama akış her zaman açıktır. Çünkü artık gençler dijitale girip çıkan bireyler değil, dijitalin içinde büyüyen bir nesil. Bu yeni gerçeklik, sadece teknolojiyle ilgili değil; aynı zamanda algıyla, kimlikle ve nihayetinde vicdanla ilgili bir mesele.

Geçtiğimiz haftalarda gençlerin dijitalde korunmasına ilişkin uluslararası bir zirvede konuşmacı olarak yer aldım. Orada özellikle altını çizdiğim bir cümle vardı: “Artık gençleri korumayı konuşurken erişimi değil, ortamı tartışmak zorundayız.” Çünkü mesele, bir gencin ekrana ne kadar baktığı değil, ekranın gence nasıl baktığı. Biz GZT olarak her gün milyonlarca kullanıcıyla temas eden, yalnızca bir ayda milyarlarca erişim üreten bir yayın ekosisteminin içindeyiz. Bu, bize şunu gösteriyor: Dijital davranış, artık teorik bir tartışma değil, canlı bir saha verisi. Ve bu verinin en kritik sonucu şu: Algoritma, artık yeni yayın yönetmeni.

Bugün kullanıcıların yüzde 70’ten fazlası, içeriğe doğrudan kendi tercihiyle değil, algoritmik akışlar üzerinden ulaşıyor. Bu, Reuters Institute raporlarının da işaret ettiği temel kırılma noktalarından biri. Yani bir genç, neyi göreceğine kendisi karar verdiğini zannederken aslında seçilmiş bir dünyanın içinde dolaşıyor. Bu dünya nötr değil; dikkat üzerine kurulu bir ekonomi tarafından şekillendiriliyor.

Dikkat ekonomisi ise sabırsızdır. Araştırmalar, özellikle Microsoft verilerinde ortalama dikkat süresinin sekiz saniyeye kadar düştüğünü gösteriyor. Bu yalnızca bir sayı değil; bir zihniyet değişimi. Gençler artık arayarak değil, kaydırarak öğreniyor. İlk ekran, ilk öğretmen hâline geliyor. Ancak bu öğretmen sabırlı değil, derin değil, beklemeyi öğretmiyor. Hızlı, parçalı ve sürekli yenilenen bir gerçeklik sunuyor.

Bu gerçekliğin en kritik sonucu, “görünür olanın doğru kabul edilmesi.” Dijitalde her şey var. Ve gençler için dijitalde olan her şey, aynı zamanda mümkün, meşru ve ulaşılabilir görünüyor. Eskiden zararlıya ulaşmak zordu; bugün ise zararlı olan ile normal olan arasındaki mesafe neredeyse sıfır. Bu da sınır duygusunu ortadan kaldırıyor. Sınırın olmadığı yerde ise yön duygusu zayıflıyor.

Gerçeklik algısındaki bulanıklık tam da burada başlıyor. Avatarlar, filtrelenmiş yüzler, yapay zekâ ile üretilmiş görseller, oyun içi kimlikler… Gençler için “gerçek”, artık tek bir şey değil. Bu durum sadece teknik bir problem değil; aynı zamanda psikolojik ve sosyolojik bir kırılma. Nitekim Ofcom verilerine göre ebeveynlerin yüzde 72’si, çocuklarının çevrim içi ortamda neyin gerçek neyin sahte olduğunu ayırt edemediğinden endişe duyuyor.

Bu bulanıklığa yeni bir katman daha eklendi: yapay zekâ. Bugün gençler, sadece içerik izlemiyor; içerikle konuşuyor. Onu dinleyen, ona cevap veren, hatta onu anladığını hissettiren sistemlerle temas kuruyor. Bu sistemler, 7/24 erişilebilir. Bir arkadaş gibi ama aslında değil. Bu yüzden ortaya çıkan ilişki biçimi, yeni bir paradoks üretiyor: bağlantı var ama bağ yok.

UNICEF, yapay zekâ rehberlerinde çocuklar için yeni risk alanlarını açıkça tanımlıyor: duygusal bağımlılık, yanlış yönlendirme ve yapay içeriklerle kurulan sahte güven ilişkileri. Çünkü bu sistemler, empati kurar gibi konuşabilir ama empati hissetmez. Bu fark küçük görünür ama sonuçları derindir.

Zirvede en çok konuşulan başlıklardan biri de erişim yoğunluğuydu. Bugün 15–24 yaş grubunun yaklaşık yüzde 79’u, aktif internet kullanıcısı. Bu veri, United Nations dijital raporlarında açıkça ortaya konuyor. Daha çarpıcı olan ise şu: gençlerin yaklaşık yüzde 46’sı “neredeyse sürekli online” olduğunu söylüyor. Yani dijital, artık gidilen bir yer değil; sürekli maruz kalınan bir zemin. Bu yoğunluk, beraberinde başka bir sonucu getiriyor: yüzeyselleşme.

GZT verilerinde bunu çok net görüyoruz. İçerik derinleştikçe izleyici yaşı yükseliyor. Genç kullanıcı daha hızlı tüketiyor, daha erken tepki veriyor ama daha zor bağ kuruyor. Bu yeni davranış biçimi, aslında dijital çağın karakterini özetliyor: hız var, hacim var, ama derinlik sınırlı.

Bu ortamda sosyal ilişkiler de dönüşüyor. OECD verilerine göre gençlerin yüzde 42’si kırıcı mesajlardan etkileniyor, yüzde 53’ü ayrımcı içeriklere maruz kalıyor. Siber zorbalık, artık istisna değil; sistemin bir parçası. Her altı çocuktan birinin siber zorbalık deneyimi yaşadığını gösteren Avrupa verileri, bu sorunun ne kadar yaygınlaştığını ortaya koyuyor.

Ancak belki de en dikkat çekici veri yalnızlıkla ilgili. Dünya Sağlık Örgütü, gençlerde yalnızlık oranının yüzde 17 ile 21 arasında değiştiğini belirtiyor. Yani bağlantı arttıkça bağ kurma kapasitesi aynı oranda artmıyor. Bu, dijital çağın en büyük çelişkilerinden biri.

Bu noktada ebeveyn meselesi de yeniden düşünülmeli. Bugün ebeveynlerden beklenen şey, aslında sistemin yapamadığını telafi etmek. Görmedikleri bir algoritmayı denetlemek, anlamadıkları bir içerik akışını kontrol etmek ve sürekli değişen platformları takip etmek zorundalar. Ofcom verilerine göre ebeveynlerin yüzde 76’sı, çocuklarının yaşına uygun olmayan içeriklerle karşılaşmasından endişe ediyor. Bu endişe, bireysel bir kaygıdan çok sistemsel bir boşluğun göstergesi.

GZT perspektifinden baktığımızda tablo netleşiyor: Sorun içerik değil, sistem. Çünkü içerik, tek başına bir anlam üretmez; onu görünür kılan sistem üretir. Bu yüzden çocuk güvenliği, artık yalnızca zararlı içeriği kaldırmakla sağlanamaz. Tasarımın kendisi sorgulanmalıdır. Algoritmanın neyi ödüllendirdiği, neyi görünmez kıldığı ve kullanıcıyı hangi davranışlara yönlendirdiği bu tartışmanın merkezinde olmalıdır.

Zirvede vardığım sonuç şuydu: Çözüm tek boyutlu olamaz. Ne sadece yasak, ne sadece eğitim, ne de sadece aile yeterlidir. Tasarımdan güvenlik, dijital okuryazarlık ve ebeveyn desteği birlikte düşünülmelidir. Çünkü bir genç dijitalde yalnız bırakıldığında, sistem onu yönlendirir. Ama doğru destekle aynı sistem bir fırsata da dönüşebilir.

Yazının başında görünmez bir sistemden bahsetmiştim. Bugün o sistem, yalnızca veriyi değil; davranışı da şekillendiriyor. Ve belki de asıl mesele burada başlıyor. Çünkü artık sormamız gereken soru şu: Gençler dijitalde mi gelişiyor yoksa dijital sistem onların nasıl gelişeceğine karar

Bu yazının başlığı yazardan bağımsız editoryal olarak hazırlanmıştır.

Yorumlar
Avatar

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.

Sayfa Sonu
GZT
GZT Haberin Sosyal Hali.

Gündemi en anlaşılır, en hızlı ve en görsel haliyle takip etmeye hazır mısınız? GZT özel video içerikleri, nitelikli infografikleri ve fark yaratan yayıncılık anlayışıyla size sıradan haber sitelerinin ötesinde bir deneyim sunuyor. Politikadan kültüre, teknolojiden spora kadar hayatın her alanına dokunan içeriklerle, doğru bilgiye keyifli bir arayüzle ulaşın. Dijital yayıncılığın yeni yüzü GZT ile dünyaya farklı bir pencereden bakın.

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

GZT dünyası her an yanınızda! GZT mobil uygulaması ile son dakika gelişmelerine ve özel içeriklere anında erişin. Sadece haber okumayın; izleyin, keşfedin ve paylaşın. iOS, Android ve Huawei cihazlarınıza kolayca indirebileceğiniz uygulamamızla gündemi cebinize sığdırın. Şimdi indirin, haberdar olmanın en keyifli halini kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mahallesi Fetih Caddesi No:6 Dk:1 Topkapı, Zeytinburnu / İstanbul[email protected](0 212) 612 29 30

Albayrak Medya Siteleri
YASAL UYARI

YASAL UYARI BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BIST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026