Franz Kafka hakkında az bilinen 5 gerçek

Modern edebiyatın en etkili isimlerinden Franz Kafka, yaşadığı dönemde kendini başarısız bir yazar olarak görüyordu. Hayatı boyunca yazdıklarını gizleyen, eserlerinin yakılmasını isteyen Kafka’nın bilinmeyen yönleri, bugün eserlerini daha derinlikli okumayı mümkün kılıyor.
Eserlerinin yok edilmesini özellikle istemişti
Kafka, hayatı boyunca yazdıklarından neredeyse hiçbir zaman memnun olmadı. Ölümünden önce en yakın dostu Max Brod’a yazdığı notta, yayımlanmış ya da yayımlanmamış tüm metinlerinin eksiksiz biçimde yakılmasını istedi. Ona göre yazdıkları “tamamlanmamış denemelerden” ibaretti. Bugün dünya edebiyatının temel taşları arasında yer alan Dava, Şato ve Amerika, Kafka’nın bu isteğine karşı gelinerek yayımlandı. Yani Kafka, edebiyat tarihine girmeyi hiç istememiş bir yazardı.
Gündüzleri memur, geceleri yazardı
Kafka, bir sigorta şirketinde tam zamanlı memur olarak çalışıyordu. Günlerini resmi evraklar, raporlar ve iş yazışmalarıyla geçiriyor; yazmak için yalnızca geceleri zaman bulabiliyordu. Çoğu metnini herkes uyuduktan sonra, derin bir yorgunluk hâlinde kaleme aldı. Yazarlığı hiçbir zaman “asıl işi” olarak görmedi; tam tersine, yazmak onun için içsel bir zorunluluktu. Bu nedenle eserlerinde sıkça rastlanan yabancılaşma ve baskı duygusunun, doğrudan kendi çalışma hayatından izler taşıdığı düşünülür.
Yazdıklarını yayımlatmaktan çekiniyordu
Kafka, yazdıklarını yayınevlerine göndermekte son derece isteksizdi. Metinlerini çoğu zaman “yetersiz”, “eksik” ya da “başarısız” buluyor, basılmasını istemiyordu. Hayattayken yayımlanan eserleri oldukça sınırlı kaldı ve bu metinler de geniş bir okur kitlesine ulaşamadı. Kafka için yazmak, tanınmak ya da beğenilmekten çok, iç dünyasındaki sıkışmışlığı ifade etmenin bir yoluydu. Ün kazanmak gibi bir hedefi hiç olmadı.
Reklam
Evlilikten bilinçli olarak kaçtı
Kafka birkaç kez nişanlanmasına rağmen hiçbir zaman evlenmedi. Özellikle Felice Bauer ile olan ilişkisi boyunca evlilik fikriyle büyük bir iç çatışma yaşadı. Evliliğin, onu yazmaktan alıkoyacağına ve kişisel özgürlüğünü yok edeceğine inanıyordu. Kafka için yazı, bir hayat biçimiydi; evlilik ise bu hayatın sonu anlamına geliyordu. Mektuplarında sık sık “iki hayatı bir arada sürdüremeyeceğini” dile getirdi.
Hastalığı yazıyla bağını kopardı
Kafka’nın yakalandığı tüberküloz, zamanla gırtlağına kadar ilerledi. Son dönemlerinde yemek yemek neredeyse imkânsız hâle geldi; konuşmak bile büyük acı veriyordu. Yazmak ise fiziksel olarak mümkün değildi. Kelimelerle kurduğu ilişki, bedeni tarafından yarıda kesildi. Kafka, yazının merkezde olduğu bir hayat sürmüş olmasına rağmen, son günlerini sessizlik içinde geçirdi. Yazı, onun için hem varoluşun anlamı hem de yarım kalan bir mücadele olarak kaldı.
Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.