Osmanlı'nın kadim sanatı saraciyeyi yaşatmak için çalışıyor

Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından "somut olmayan kültürel miras taşıyıcısı" unvanı verilen Selma Çelik, Osmanlı'nın köklü zanaatlarından saraciyeyi gelecek kuşaklara aktarmak için Edirne Olgunlaşma Enstitüsü atölyesinde çalışmalarını sürdürüyor.
Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından "somut olmayan kültürel miras taşıyıcısı" unvanına layık görülen Selma Çelik, Osmanlı'nın köklü zanaatlarından saraciyeyi gelecek nesillere aktarmak için çalışmalarını sürdürüyor. Deri işleme sanatçısı ve giyim öğretmeni olan Çelik; asker kıyafetleri, silah ve bıçak kınları, matara kılıfları, at koşum takımları ve eyerler gibi deri ürünlerin imalini kapsayan saraciyenin günümüzdeki temsilcileri arasında yer alıyor. Yaklaşık 10 yıl önce hobi olarak başladığı deri işlemeciliğini mesleğe dönüştüren Çelik, çalışmalarını Edirne Olgunlaşma Enstitüsü atölyesinde yürütüyor.
Edirne'de saraciye Osmanlı'dan bugüne uzanıyor
Çelik, deri işlemeciliğinin Edirne'de Osmanlı'dan bugüne ulaşan önemli bir gelenek olduğunu söyledi. Osmanlı döneminde hem günlük yaşamda kullanılan hem de sanatsal değeri olan çok sayıda deri ürün imal edildiğini belirten Çelik, bu kadim geleneği sürdürmeye çalıştığını ifade etti. Derinin değerli bir malzeme olduğunu vurgulayan Çelik, günlük yaşamda kullanılan çanta, cüzdan, kemer ve çeşitli aksesuarların yanı sıra tablo ve Edirne'nin simgelerinden aynalı süpürgeleri de saraciye teknikleriyle süslediklerini anlattı. Üretimlerinde ağırlıklı olarak dana derisi kullandıklarını söyleyen Çelik, çalışmalarında Edirne'ye özgü motiflere yer verdiklerini kaydetti.

Desenler Edirne Sarayı ve Selimiye'den ilham alıyor
Çelik, deri el aletleriyle tokmak kullanarak ürünlere şekil verdiklerini, desenlerini ise Edirne Sarayı, Selimiye Camisi ve Osmanlı döneminden kalan tarihi yapılardaki motiflerden seçtiklerini söyledi. Bu motifleri çanta ve aksesuarlara yansıtmaya çalıştıklarını ifade eden Çelik, 26 yıldır giyim öğretmenliğini sürdürdüğünü, son 10 yıldır da deri işleme sanatıyla ilgilendiğini aktardı.

Çelik usta-çırak ilişkisinin önemine dikkat çekti
Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın değerlendirmesi sonucunda "somut olmayan kültürel miras taşıyıcısı" unvanına layık görüldüğünü anlatan Çelik, saraciyenin usta-çırak ilişkisiyle bugüne ulaştığını vurguladı. Bu sanatın yaşatılması için yeni ustaların yetişmesinin önemine dikkat çeken Çelik, işin sürekliliğini sağlamak için usta-çırak ilişkisinin değerli olduğunu ve Edirne Olgunlaşma Enstitüsü'nde bu kapsamda kurslar düzenlediklerini söyledi. Çelik, alanda çırak yetiştirmek istediklerini de ifade etti.
Saraçlar Caddesi adını bu meslekten alıyor
Edirne Olgunlaşma Enstitüsü Müdürü Meltem Üretmen ise enstitünün deri atölyesinde yürütülen çalışmaların Osmanlı'nın teknik birikimi temel alınarak gerçekleştirildiğini söyledi. Osmanlı döneminde deri işçiliğinin ekonomik hayatın önemli unsurlarından biri olduğunu belirten Üretmen, saraç esnafının yoğun şekilde faaliyet göstermesi nedeniyle Edirne'deki Saraçlar Caddesi'nin adını bu meslekten aldığını ifade etti.
Üretmen Osmanlı tasarımlarını güncel ürünlere uyarlıyor
Atölyede geleneksel saraciye tekniklerini aslına uygun biçimde yaşatmaya devam ettiklerini söyleyen Üretmen, Osmanlı'dan günümüze ulaşan tasarımları çağdaş eşyalara uyarladıklarını belirtti. Deri çantalar, cüzdanlar, gözlük kılıfları, kitap mahfazaları, kalemlikler ve tablolar ürettiklerini kaydeden Üretmen, hazırlanan ürünlerin Selimiye Camisi'nin arkasındaki satış mağazasında vatandaşların beğenisine sunulduğunu belirtti. Üretmen, talep olması halinde saraciye alanında yeni kurslar açabileceklerini de sözlerine ekledi.
Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.