İç Savaş ateşi tutuşurken...

13 Nisan 1975'te patlak veren Lübnan İç Savaşı'nın üzerinden 51 yıl geçti. 200 bine yakın kişinin öldüğü, bir milyondan fazla kişininse Lübnan'ı terk ettiği savaş kâğıt üzerinde 15 yıl sürmüş olsa da, Lübnanlılar hâlâ savaşın bugüne ulaşan siyasî, ekonomik ve sosyal etkileriyle mücadele etmeye devam ediyor.


- Bu olayın faillerinin Filistinliler olduğunu düşünen Hristiyan Falanjist milisler aynı gün, Doğu Beyrut'taki Aziz Maruni Kilisesi önünde Filistinli mültecileri Tel ez-Zater Kampı'na taşıyan otobüse silahlı saldırı düzenledi. Saldırıda kadınlar ve çocukların da aralarında bulunduğu 27 Filistinlinin hayatını kaybetti.


"Otobüs katliamı", ülkedeki siyasî ve mezhepsel ayrışma ve silahlanmanın da eklenmesiyle 15 yıl sürecek bir iç savaşa dönüştü.

- Lübnan İç Savaşı "tipik" bir iç savaş değildi. Amerikan ya da İngiliz İç Savaşı'yla benzerlik taşımayan Lübnan İç Savaşı, bir Müslüman-Hristiyan savaşı olmanın yanında Müslümanlar ve Hristiyanlar arası savaşların bir bileşimiydi.


- İsrail'in 1978'de ülkenin güneyinden başlayan ve 1982'de başkent Beyrut'a kadar uzanan işgali, 1985'te kademeli olarak ülkenin güneyine doğru geri çekilmesiyle sona erdi. İsrail, bu işgal sırasında savaş uçakları ile çok sayıda hava saldırısı gerçekleştirdi.



1980’li yıllarda Suriye birlikleriyle Hristiyan milisler arasındaki çatışmalar, Trablusşam’da Sünnî-Şiî çatışması, Güney Lübnan’da ve Beyrut’un banliyösünde Şiî Emel hareketiyle Filistinliler arasında çatışmalar devam etti.


İç savaş sırasında Suriye’nin savaşı durdurma bahanesiyle asker çıkararak fiilen işgal ettiği Lübnan, İran’ın Hizbullah üzerinden başlattığı kuşatmayla ikinci bir darbeyle daha sarıldı. 14 Şubat 2005’te Başbakan Refik Hariri’nin öldürülmesinin ardından Suriye askerleri Lübnan’ı terk etmek durumunda kalınca, bu defa Hizbullah sahadaki tek güçlü aktör olarak kaldı.



Yüz binlerce Lübnanlının yaralandığı iç savaş sırasında bir milyondan fazla kişi ülkesini terk etmek zorunda kaldı.
İç savaşla yüzleşmediği söylenen Lübnan'da hükümet, 1991'de çıkardığı genel afla, tüm savaş suçlularını affa tabi tuttu.
Sabra ve Şatilla Katliamı


İsrail'in eski Savunma Bakanı Ariel Şaron'un yönettiği üç gün süren saldırılarda, 3 binden fazla savunmasız Filistinli mülteci katledildi. Çoğunluğu yaşlı, kadın ve çocuklardan oluşan Filistinli mülteciler, milislerin kullandığı ağır silah ve bombaların yanı sıra balta ve kesici aletlerle vahşice öldürüldü.

Lübnan ve Ortadoğu'nun modern tarihinde kara bir leke olarak kalan katliamın failleri adalete teslim edilmedi ve kimseden hesap sorulamadı.
Beyrut'ta hâlâ savaşın yıkıcı izine rastlamak mümkün
Tahrip gücü yüksek ağır silahların kullanılmasıyla büyük yıkıma uğrayan başkent Beyrut'ta ayakta kalabilmiş binalarda, yıllar geçse de hâlâ savaşın yıkıcı izine rastlamak mümkün.


Kurşun deliklerinin ve bombaların açtığı gediklerin izlerini taşıyan binaların bazılarında, Lübnanlılar yaşamlarına kaldığı yerden devam ediyor. Son yıllarda yapılmış modern yüksek binaların hemen bitişiğinde, iç savaşın izlerini taşıyan eski binalar, Beyrut'a ilk defa gelen herkesin dikkatini çekiyor. İç savaş izlerini taşıyan bu binaların bazıları son yıllarda, ülkelerindeki savaştan kaçan Suriyelilere ev sahipliği yapıyor.
Reklam
Savaş sırasında kırmızı hat konumunda olan Beyrut'un ortasındaki Sodeco semtinde, bugün birçok kahvehane, ev, lokanta ve otel bulunuyor. Savaşın izlerini taşıyan bu mekânlarda Müslüman ve Hristiyanlar beraberce vakit geçiriyor.
Pamuk ipliğine bağlı devlet sistemi
Lübnan'da iktidarın çok sayıda mezhep ve etnisite arasında bölüştürülerek ülkede demokrasinin tesisi ve iç savaşın bitirilmesi amacıyla dizayn edilen siyasî sistem bugün devleti kilitleyen bir mekanizma olarak işliyor.


Bu siyasî belirsizlik hali ise, günün sonunda ülkede yaklaşık 5 yıldır devam eden ve 5,5 milyon nüfuslu Lübnan'ın yüzde 80'ini yoksullaştırdığı tahmin edilen ekonomik krizin etkilerini her geçen gün daha da derinleştiriyor.
İç Savaş’ın kronolojisi
Marunî Hristiyan Falanjist lider Pierre Cemayel’e suikast girişimi gerçekleştirildi. Misilleme olarak, Falanjist silahlı kişiler, çoğu sivil olan bir otobüs dolusu Filistinliyi pusuya düşürerek 27 yolcuyu öldürdü.
Reklam
30.000 civarında Suriye askeri, barışı yeniden tesis etmek için Lübnan'a girdi.
Mısır, Suudi ve az sayıdaki diğer Arap birlikleri, Kahire'de düzenlenen bir barış zirvesi sonucunda Suriye kuvvetlerine katıldı
Filistinli komandolar, Hayfa ile Tel Aviv arasındaki bir İsrail yerleşimine saldırdı ve ardından bir otobüsü kaçırdı. İsrail güçleri karşılık verdiği çatışmalarda 37 İsrailli ve 9 Filistinli öldürüldü.
Adını İsrail sınırına 20 mil mesafeden Güney Lübnan'ı geçen Litani Nehri'nden alan Litani Operasyonu'nda yaklaşık 25.000 İsrail askeri Lübnan sınırını geçti. İşgal, Filistin Kurtuluş Örgütü'nün Güney Lübnan'daki yapısını ortadan kaldırmak için tasarlanmışsa da başarısız oldu.
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, ABD'nin sponsorluğunda İsrail'i Güney Lübnan'dan çekilmeye ve BM'yi Güney Lübnan'da 4 bin kişilik bir BM barış gücü kurmaya çağıran 425 sayılı Kararı kabul etti. Lübnan'daki Birleşmiş Milletler Geçici Gücü olarak adlandırılan barış gücü orijinal görev süresi altı ay olmasına rağmen bugün hâlâ Lübnan'da.
İsrail, işgal altındaki topraklardan çekilerek yetkiyi, bir İsrail müttefiki olarak hareket ederek Güney Lübnan'daki operasyonlarını genişleten ayrılıkçı Lübnan Ordusu kuvvetlerinden Binbaşı Saad Haddad'a devretti.
Silahlarını Lübnan'daki Hristiyanlara çeviren Suriye, Lübnan'ın Hristiyan bölgelerini son iki yılın en şiddetli çatışmasında vurdu.
İsrail. Lübnan'ı işgal etti. Beyrut'a giden bir TWA uçağ Hizbullah militanları tarafından kaçırıldı. 241 ABD Deniz Piyadesi Beyrut kışlasında bir intihar bombacısı tarafından öldürüldü.
İsrail, General Ariel Sharon’un liderliğinde Lübnan'ı tekrar işgal etti. İsrail ordusunun Beyrut'un güney bölgelerine erişim sağladığı iki ay süren işgali, çoğu sivil Lübnanlı olmak üzere yaklaşık 18 bin kişinin hayatına mâl oldu.
Reklam
ABD Deniz Piyadeleri, Fransız paraşütçüleri ve İtalyan askerlerinden oluşan çok uluslu bir kuvvet, Filistin Kurtuluş Örgütü'nün tahliyesine yardım etmek için Beyrut'a gitti.
ABD liderliğindeki yoğun arabuluculuğun ardından Yaser Arafat ve Batı Beyrut ve Güney Lübnan'da etkin bir konumda olan Filistin Kurtuluş Örgütü Lübnan'ı boşalttı.
Çokuluslu kuvvetler, Beyrut'tan tamamen çekildi.
İsrail destekli Hristiyan Falanjist lider ve Lübnan'ın seçilmiş Cumhurbaşkanı Beşir Cemayel, Doğu Beyrut'taki karargâhında suikasta kurban gitti.
İsrail kuvvetleri ilk kez bir Arap başkentine girerek Batı Beyrut'u işgal etti.
İsrail güçlerinin gözetimi altında, Hristiyan milisler, Sabra ve Şatila'daki iki Filistin mülteci kampına katliam gerçekleştirdi.
Amin Cemayel, Lübnan Cumhurbaşkanı olarak göreve başladı.
ABD-Fransız-İtalyan çok uluslu kuvvetleri, Cemayel hükümetine güç ve destek gösterisi olarak Lübnan'a geri döndü. İlk başta, Fransız ve Amerikan askerleri tarafsız bir rol oynasa da yavaş yavaş Orta ve Güney Lübnan'daki Dürzi ve Şiîlere karşı Cemayel rejiminin savunucularına dönüştü.
Beyrut'taki Amerikan Büyükelçiliği bir intihar bombasıyla saldırıya uğradı ve 63 kişi öldü.
Lübnan ve İsrail, Suriye birliklerinin kuzey ve doğu Lübnan'dan çekilmesi şartına bağlı olarak İsrail birliklerinin geri çekilmesini öngören, ABD'nin arabuluculuğunda bir barış anlaşması imzaladı.
Şehrin güney tarafında, Beyrut Uluslararası Havaalanı yakınlarındaki ABD Deniz Piyadeleri kışlasına bir kamyondaki intihar bombacısı tarafından saldırı düzenlendi ve 241 deniz piyadesi öldü. Birkaç dakika sonra, Fransız paraşütçü kışlalarına bir intihar bombacısı da saldırdı ve 58 Fransız askeri öldü.
Ağırlıklı olarak Şiî Müslüman milisler, Batı Beyrut'un kontrolünü ele geçirdi.
İsrail ordusu Lübnan'ın büyük bölümünden çekilse de, Lübnan-İsrail sınırında "güvenlik bölgesi" olarak adlandırdığı bir işgal bölgesini elinde tutmaya devam ediyor.
Hizbullah militanları, İsrail hapishanelerindeki Şiî mahkûmların serbest bırakılmasını talep ederek Beyrut'a giden bir TWA uçağını kaçırdı. Militanlar ABD Donanması dalgıcı Robert Stethem'i öldürdü. Uçağın yolcuları iki hafta sonrasına kadar serbest bırakılmadı. İsrail, kaçırma olayının çözülmesini takip eden haftalar boyunca, serbest bırakmanın kaçırma olayıyla ilgili olmadığı konusunda ısrar ederek yaklaşık 700 mahkûmu serbest bıraktı.
Sünnî bir Müslüman olan Lübnan Başbakanı Raşid Karami, helikopterinde patlayan bomba sonucu öldürüldü. Yerine Selim el Hoss geldi.
Amin Gemayel'in cumhurbaşkanlığı sona erdi.
Askerî hükümetin lideri Orgeneral Michel Aoun, Suriye işgaline karşı bir “özgürlük savaşı” ilan etti.
Arap Birliği ateşkes için arabuluculuk faaliyetlerinde bulundu. Lübnanlı ve Arap liderler, Lübnanlı Sünnî lider Refik Hariri liderliğinde Suudi Arabistan'ın Taif kentinde bir araya geldi.
Yeniden birleşme adayı olduğuna inanılan seçilmiş başkan René Muawad suikasta kurban gitti, yerine Elias Harawi'nin geldi. General Emile Lahoud, Lübnan ordusunun komutanı olarak General Michel Aoun'un yerine atandı.
Suriye, Çöl Kalkanı ve Çöl Fırtınası Operasyonu’nda Saddam Hüseyin'e karşı Amerikan koalisyonuna katıldığında, Suriye kuvvetlerine Fransa ve ABD tarafından Michel Aoun'un başkanlık sarayına saldırmaları için yeşil ışık yakıldı.
Michel Aoun, Fransız Büyükelçiliği’ne sığındı, ardından Paris'e sürgüne gitti. 13 Ekim 1990, Lübnan İç Savaşı'nın resmî olarak sona erdiği tarihtir.
Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.