Mekke'nin sürpriz ziyaretçileri

17:00, 21/05/2026, Perşembe
CategoryMecra
Mecra
Mekke'nin sürpriz ziyaretçileri
1500'lü yıllardan itibaren, çok sayıda Batılı kılık değiştirerek Mekke'yi ziyaret etti. Aralarından bazıları, Kâbe'nin içine bile girdi.

Asırlar boyunca gayrimüslimlere kapalı kalan Mekke ve Medine’ye, Batılı seyyahlar, ajanlar ve maceracılar farklı kimliklerle sızmayı başardı. Kimi hac yaptı, kimi casusluk peşindeydi; hepsi geride Batı’nın İslâm dünyasına bakışını etkileyen anlatılar bıraktı.

Gayrimüslimlerin Mekke ve Medine’yi ziyareti, asırlardır sürdürülen oldukça ciddi bir yasak. Ulaşım ve iletişim imkânlarının bugünkü gibi gelişmediği zamanlarda bile, bu yasak son derece katı biçimde uygulanmış.
Hacılar hem yola çıktıkları ülkelerde, hem yol boyunca, hem de Mekke ve Medine’nin giriş kapılarında titizlikle kontrol edilmiş, böylece herhangi bir “kaçak” olmamasına çalışılmış.
Ancak tüm bunlara rağmen,
1503’ten itibaren, 20. yüzyılın başlarına kadar en az 25 Batılı’nın farklı kılıklarda Mekke ve Medine’ye giriş yaptığı,
hatta bunlardan bazılarının hac ibadetini bile yerine getirerek, dönüşte izlenimlerini kaleme aldığı biliniyor.

Turistlerden, savaş esirlerinden, ajanlardan, çöl gezginlerinden, akademisyenlerden, tarihçilerden ve gazetecilerden oluşan bu renkli topluluğun en ilginç örneklerinden bazılarını sizler için derledik:

Elde bulunan resmi kayıtlara göre, Mekke’ye girmeyi başaran ilk gayrimüslim, 15. yüzyılda yaşayan Ludovico de Varthema adlı bir İtalyan.
Vasco da Gama ve Leonardo da Vinci ile çağdaş olan Varthema, 1465 yılı civarında dünyaya geldi. Yaşamının ilk dönemleri hakkında fazla bilgi bulunmasa da, seyahate ve maceraya düşkün bir Rönesans adamı olduğu anlaşılıyor.
Çıktığı uzun yolculuğun dönüşünde kaleme aldığı anılarının girişinde Varthema, “bir gözün gördüğünün, 10 kulağın söylediğinden daha değerli” olduğunu ifade etmesi de bunun işareti.
Varthema'nın seyahat notları, Batı'da hâlâ çok okunan klasiklerden.
Varthema'nın seyahat notları, Batı'da hâlâ çok okunan klasiklerden.
1500 yılında Venedik’ten denize açılan Ludovico de Varthema’nın ilk durağı, bugünkü Mısır’ın İskenderiye kenti oldu. Oradan geçtiği Kahire’de kısa bir molanın ardından, deniz yoluyla Beyrut’a giden Varthema, kısa bir kara yolculuğuyla Şam’a ulaştı.
Arapça dikkatini çekince, bu dili güzel bir şekilde öğrenebilmek için Şam’a yerleşti ve iki yıl orada kaldı. 8 Nisan 1503 günü, Suriyeli bir hacı kılığına girerek, Mekke’ye giden bir kervanla yola düştü.
O dönemde Mekke’ye seyahat etmek, oldukça zor ve riskliydi. Yolda karşılaşılan soygunculardan kızgın güneşin altında ilerlemenin sağlık açısından doğurduğu tehlikelere kadar, çok sayıda sıkıntı hacıların önündeydi.
Yolda birkaç hacı adayının vefatına da şahit olan Varthema, nihayet kervanla Mekke’ye ulaştığında, şehirden çok etkilendi. Şehrin karmaşası, kültürel çeşitliliği, kalabalığı ve çarşılarındaki kakofoni genç İtalyan'ın aklını başından almıştı.
Şöyle yazacaktı daha sonra: “Mekke’de kaldığım 20 gün içinde gördüğüm şekilde, bu kadar çok insanın aynı noktaya toplandığını ömrüm boyunca hiç görmemiştim.”
Kâbe’ye baskın
Mecra
Kâbe’ye baskın
Ludovico de Varthema, hac ibadetinin ayrıntılarını ve Mekke’nin tasvirini bir Batılı dilde anlatan ilk yabancıydı. Kâbe’den ve örtüsünden başlayarak, tavafı, sa’y ve diğer uygulamaları dikkatle not etmişti.
Haceru’l-Esved’i öpme merasimine katılan ve zemzem kuyusuna inip abdest alan Varthema, o dönemde Batı’da bir efsane halinde anlatıla gelen, “Muhammed’in kabri, Mekke’de havada durmaktadır” söylentisini de gerçeği bizzat görerek yalanlamıştı.
Mekke’de hac ve umre ibadetinin bütün gereklerini yerine getiren Varthema, 20’nci günün sonunda, bu defa güneye doğru giden bir kervana dâhil oldu. Yolu Hint Okyanusu’nun kıyısındaki Aden’e ulaştığında, “Portekizlilerin ajanı” olduğu suçlamasıyla hapse atıldı, ancak kısa bir süre sonra serbest bırakılarak kendisine Yemen içinde özgürce dolaşma hakkı tanındı.
Varthema, Yemen içlerini ziyaret eden ilk Batılı olarak kayıtlara geçti.
Memlûk hâkimiyeti altındaki Mısır.
Memlûk hâkimiyeti altındaki Mısır.
Arap Yarımadası’ndan sonra Uzakdoğu’ya uzanan Ludovico de Varthema, benzersiz tecrübeler edindiği uzun seyahatinden Avrupa’ya dönüp yerleştiği Roma’da, 1517’de hayatını kaybetti.
Varthema’nın öldüğü günlerde, Osmanlı İmparatorluğu onun ayak bastığı toprakları artık Memlûklerden almış bulunuyordu.
Ludovico de Varthema’dan yaklaşık 170 yıl sonra, bu defa bir İngiliz denizcinin yolu Mekke’ye düştü.
Joseph Pitts, Varthema gibi doğunun egzotik keyiflerine meraklı bir serüvenci değildi.
Pitts bir savaş esiriydi ve tek isteği, bir an önce evine geri dönebilmekti.
Genç bir denizci olarak Akdeniz’de sefer yapan bir gemide çalışmaya başlayan Joseph Pitts, Cezayir açıklarında gemiye baskın yapan Berberîlere esir düştüğünde, sadece 17 yaşındaydı.
Esirlerin baskına katılanlara dağıtılmasıyla Cezayirli bir askerin payına düşen Pitts’in yaşamı, sıra dışı bir biçimde değişti. Efendisinin kendisine çok iyi davranmasıyla Müslümanlığı seçen Pitts, 1680’de Cezayirli asker ve ailesine hac yolculuğunda eşlik etti.
Varthema’nın aksine Mekke’den hiç etkilenmeyen Pitts, gördüklerini “sıradan” olarak yorumlamıştı. Yine de, ibadet usullerine dair anlattıkları, yaklaşık iki asır önce Varthema’nın yazdıklarıyla aynıydı.
Mekke’den sonra, Pitts, Medine’yi ve Hz. Peygamber’in (sav) kabrini de ziyaret etti. Yolda, kendisi gibi savaşta esir düşmüş bir İrlandalı ile karşılaşan Pitts, onun ilginç hikâyesini dinledi:
İrlandalı, çocukken Müslümanlara esir düşmüş, bir Müslüman gibi büyütülmüştü. Daha sonra Hristiyanların eline düşmüş, köleleştirilmişti.
Nihayet onlardan kaçarak yeniden Müslümanlara sığınan İrlandalı, şimdi Allah’a hamd etmek için hac yolundaydı.

Joseph Pitts, hac dönüşü Cezayirli efendilerinin elinden kaçarak, yeniden Avrupa’ya döndü. Kaleme aldığı anılarında İslâm’ı zorla benimsediğini ifade eden Pitts, Avrupalılar arasında yeniden bir mevki kazanabilmek için, kitabında Müslümanlarla ilgili çok sayıda önyargıya ve yergiye yer verdi.

İspanyol kaşif ve casus Domingo Badia Leblich.
İspanyol kaşif ve casus Domingo Badia Leblich.
Pitts’ten 127 yıl sonra, bu kez gizemli bir İspanyol, Mekke kapılarında belirdi: Domingo Badia Leblich. 1766’da bugünkü İspanya’nın Barselona kentinde dünyaya gelen Leblich, genç yaşından itibaren Arapçaya merak salarak, Kuzey Afrika’ya yerleşti.

Mağrib bölgesinin çeşitli şehirlerinde Arapçasını ilerlettikten sonra, 1803’ten itibaren kendini “Ali Bey el-Abbâsî” şeklinde tanıtmaya başladı. İddiasına göre, soyu Abbâsî halifelerinden Hârûn Reşîd’e dayanıyordu. Kuzey Afrika’dan doğuya doğru seyahatlerine başlayan “Ali Bey”, Fas’tan Kahire’ye kadar olan bütün coğrafyayı adım adım dolaştı.

Ali Bey’in Kahire’den dâhil olduğu hac kervanı Mekke’ye ulaştığında, tarihler 23 Ocak 1807’yi gösteriyordu.
Şehrin mimarisi, temizliği, evlerinin teras ve cumbaları Ali Bey’i çok etkilemişti. Mekke’de geçirdiği zaman içinde, Abbâsîlerle akrabalığını el altından yayan Ali Bey, bu sayede şehir halkının büyük saygısını ve sevgisini kazandı.
Hatta Kâbe’nin temizlenmesi ve kokulanması merasimine de katıldı, Kâbe’nin içine bizzat girdi.
Kâbe ile ilgili izlenimleri çarpıcıydı: “Biz Batılıların beklentilerinin aksine, ‘Allah’ın evi’nin içi oldukça sadeydi. Lambalarla ve kandillerle süslenmişti. Baştan aşağı siyah örtüyle kaplıydı ve çok mütevazıydı”.
Ali Bey, sadece meraklı bir gezgin veya maceracı değildi. Fransa’da Napolyon Bonaparte hükümeti kendisini çoktan keşfetmiş ve özel bir misyonla görevlendirmişti.
Ortadoğu ve Arap Yarımadası’na yaptığı yolculuğu daha sonra kaleme alan Ali Bey, bölgedeki siyasî durumla ilgili uzun ve ayrıntılı bir raporu da Fransız yönetimine sunmuştu. İspanya’ya dönüşünde, önce Cordoba daha sonra da Sevilla valiliğine atanan Ali Bey’in şansı, Fransızlar İspanya’dan çıkarıldığında tersine döndü. Fransa’ya kaçmak durumunda kalan Ali Bey, daha sonra yeni bir ajanlık misyonu için tekrar Ortadoğu’ya açıldı.
Kendisine yeni bir soyluluk hikâyesi uyduran Ali Bey, 1818’de Halep’te hayatını kaybetti. Kimliği keşfedilmiş ve bir suikasta kurban gitmişti.
İtalyan maceraperest Giovanni Finati'nin seyahatnamesi.
İtalyan maceraperest Giovanni Finati'nin seyahatnamesi.
Mekke’ye yaptığı yolculuğu 1830’da kitap olarak yayımlayan
İtalyan gezgin Giovanni Finati, kariyerine 18 yaşında bir asker olarak başladı. Napolyon ordusunda görev yaparken, İtalya’nın işgaline katılmamak için firar eden Finati, kaçaklara verilen ölüm cezasının affedilmesiyle yeniden orduya katıldı.
Karadağlılarla savaşmak üzere Arnavutluk’a gönderilen birliklerin içinde yer alan Finati, tekrar firar etti. Müslüman bir Arnavut kılığında Osmanlı ordusu saflarına katılıp, taş ocaklarında çalışmaya başlayan Finati, macera arayan ruhunu dindirebilmek için, Arnavutluk’tan Mısır Valisi Kavalalı Mehmed Ali Paşa’ya destek için gönderilen orduya dâhil oldu. Finati, 1811’de Mısır’daydı.
Johann Ludwig Burckhardt, Arap dünyasını dolaştığı yerel kıyafetlerle.
Johann Ludwig Burckhardt, Arap dünyasını dolaştığı yerel kıyafetlerle.
Bölge tarihinin en karmaşık zamanlarından birinde Ortadoğu’nun göbeğinde bulunan Giovanni Finati, art arda devam eden savaşlardan bulduğu fırsatta, Mekke’yi ziyaret etti.
Hac mevsimiydi ve Mekke oldukça kalabalıktı. Finati’nin daha sonra kaleme aldığı izlenimlerden, şehirden fazla etkilenmediği anlaşılıyor.
Finati’yle aynı yıl, 1811’de, Mekke Batılı bir gezgini daha ağırladı. Bugün Ürdün topraklarında yer alan
Petra harabelerinin kâşifi olarak tarihe geçen İsviçreli gezgin ve oryantalist Johann Ludwig Burckhardt, Mekke’yi ziyaret etti.
Ürdün seyahat notları
Mecra
Ürdün seyahat notları
İsviçreli kaşif Johann Ludwig Burckhardt tarafından 1812'de yeniden keşfedilen Petra, dünyada büyüleyici ve güzel bir antik kent olarak giderek daha fazla tanınmaya başlandı.
İsviçreli kaşif Johann Ludwig Burckhardt tarafından 1812'de yeniden keşfedilen Petra, dünyada büyüleyici ve güzel bir antik kent olarak giderek daha fazla tanınmaya başlandı.
Johann Ludwig Burckhardt, 1784’te İsviçre’nin Lousanne kentinde dünyaya geldi. Leipzig, Gottingen ve Cambridge’deki eğitimlerinin ardından, keşif yapmak üzere Afrika’ya gitmeye karar verdi.
1809’da Halep’e yerleşen Burckhardt, Arapçasını ve İslâm’a dair bilgisini mükemmel hale getirdikten sonra, Petra da dâhil olmak üzere bir dizi keşif yaptığı Ortadoğu turuna çıktı.
Libya’nın Fîzan bölgesine gidecek bir kervana katılmak üzere Kahire’de beklerken, hareketin gecikmesi üzerine Nil’in güneyine indi. Kızıldeniz üzerinden Cidde’ye geçerek,
“Şeyh İbrahim bin Abdullah el-Mehdî” takma ismiyle, Müslüman kılığında Mekke’yi ziyaret etti.
Burckhardt’ın Kahire'deki mezarı.
Burckhardt’ın Kahire'deki mezarı.

Kendisinden önceki gezginlerin aksine, Mekke’de oldukça uzun bir süre -üç ay- ikâmet eden Burckhardt, izlenimlerini ayrıntılı bir şekilde kaleme aldı.

Burckhardt’ın Kâbe’ye, ibadet usullerine, Mekke halkının günlük yaşamına, kültürel unsurlara ve şehrin fiziksel yapısına ilişkin gözlemleri, kendisinden sonraki bütün gezginlere kaynaklık teşkil etti.

Hazırladığı Mekke haritaları, günümüzde hâlâ ciddi birer kaynak olarak kabul edilmektedir. Üç ayın ardından, Medine’yi de ziyaret eden Burckhardt, burada da yine uzun süre kaldı.

Medine için de Mekke’de yaptığı gibi, ayrıntılı betimlemeler ve hatıralar kaleme alan Burckhardt, daha sonra seyahatini tamamlayarak Kahire’ye döndü.

Ortadoğu neresi?
Mecra
Ortadoğu neresi?
Johann Ludwig Burckhardt, 15 Ekim 1817’de Kahire’de hayatını kaybettiğinde, henüz 33 yaşındaydı.
Ölümüne kadar bir Arap ve Müslüman gibi yaşayan ve geleneksel Arap kıyafetleri giyen Burckhardt’ın kabri, günümüzde Kahire’deki bir Müslüman mezarlığındadır.
Kendisinin bu konuda açık bir beyanı bulunmasa da, Burckhardt’ın İslâm’ı samimi biçimde benimsediği düşünülmektedir.
Hayatı boyunca birçok farklı coğrafyada bulunmuş olan İngiliz kâşif, yazar ve dilbilimci Sir Richard Francis Burton.
Hayatı boyunca birçok farklı coğrafyada bulunmuş olan İngiliz kâşif, yazar ve dilbilimci Sir Richard Francis Burton.
Tüm zamanlar içinde, Mekke’yi ziyaret eden en ünlü yabancı, hiç şüphesiz ki
İngiliz Sir Richard Burton’du (1821-1890). Çocukluktan itibaren dile büyük yatkınlığı olan Burton, 18 yaşına gelmeden en az beş dili mükemmel şekilde konuşmaya başlamıştı.
Arapça da bu dillerden biriydi. Kendisini İngiliz Kraliyet Coğrafya Topluluğu’na kabul ettirmek isteyen Burton, Mekke’ye gitmeyi planladığını belirterek, finanse edilmesini talep etti. Topluluk yönetimi, heyecanlı gencin bu zor işi başarabileceğinden emin değildi, ancak yine de kendisine bir şans vermeyi kabul ettiler.
Müslüman dünyanın merkezine seyahat için bütün hazırlıklarını tamamlayan -bu arada sünnet bile olan- Burton, 32 yaşında artık yola çıkmak için hazırdı.
İrlandalı bir babanın oğlu olmasına rağmen koyu renkli bir tene sahip bulunuşu, işini kolaylaştırmıştı. Kendisine bulduğu yeni kimliğe göre, o artık Richard Burton değil, Hindistan doğumlu, Abdullah isimli bir Afgan tüccardı.
Burton, daha 18 yaşına gelmeden mükemmel biçimde 5 dil konuşabiliyordu.
Burton, daha 18 yaşına gelmeden mükemmel biçimde 5 dil konuşabiliyordu.
Richard Burton, 1853’te Mısır üzerinden katıldığı bir hac kafilesiyle yola çıktıktan sonra, Kızıldeniz’deki Yenbu limanında karaya çıktı. Tehlikeli bir yolculuğun ardından Mekke’ye ulaşan Burton, haccın bütün gereklerini büyük bir ustalıkla yerine getirdi.
Günler boyunca, kendisine herhangi bir şüpheli bakış yönelmedi. Hac günleri sona erdikten sonra, Burton, Mekke’den hemen ayrılmadı. Kafasında, yapmak istediği bir iş daha kalmıştı: Kâbe’nin içine girecekti.
Mekke’yi ziyaret etmek gibi zor bir işin üstesinden gelip haccını yapan Burton için, Kâbe’nin içine girme ihtimali, sıfıra yakındı. Ancak o vazgeçmedi. Mekke’de ahbap olduğu bir gencin yardımıyla Kâbe’nin içine girmeyi ve orada iki rekât namaz kılmayı da başardı.
Burton, Mekke’den sonra gittiği Medine’de de bir ay kalarak, hem şehrin içini hem de çevresindeki bölgeleri ayrıntılı biçimde gezip kayıt altına aldı.
Burton'un “Medine ve Mekke’ye Hacca Dair Kişisel Bir Anlatım” eseri.
Burton'un “Medine ve Mekke’ye Hacca Dair Kişisel Bir Anlatım” eseri.

İngiltere’ye dönünce, izlenimlerini ve yaşadıklarını “Medine ve Mekke’ye Hacca Dair Kişisel Bir Anlatım” adıyla 3 ciltte kitaplaştırdı. Anlatımlarında zaman zaman Burckhardt’ın tasvirlerinden de istifade eden Burton’un Mekke ve Medine hakkında yazdıkları, Batı dünyasının Arabistan’a dair algısının şekillenmesinde büyük rol oynamıştır.

19’uncu yüzyılda Mekke’yi ziyaret eden son Batılı, Hollandalı akademisyen ve yazar Snouck Hurgronje’du.
19’uncu yüzyılda Mekke’yi ziyaret eden son Batılı, Hollandalı akademisyen ve yazar Snouck Hurgronje’du.
19’uncu yüzyılda Mekke’yi ziyaret eden son Batılı, Hollandalı akademisyen ve yazar Snouck Hurgronje’du.
1857’de Protestan papaz bir babanın oğlu olarak dünyaya gelen Hurgronje, Leiden Üniversitesi’nde Şarkiyat eğitimi aldı. 1880’de hocası M. J. De Goeje’nin yönlendirmesiyle İslâm’da haccın önemi ve haccın tarihi konusunda doktora yaptı. Doktorasını bitirmesinin ardından, Endonezya’ya gönderilecek sömürge memurlarına dil ve kültür dersleri verdi.
1884’te, yine hocalarının işaretiyle, Cidde’ye giderek beş ay kaldı. Arabistan’da daha uzun süre yaşayabilmek ve haccı gözlemlemek için, kadı’nın huzurunda resmen İslâm’ı kabul ederek “Abdulgaffâr” adını aldı. O dönemde Hicaz Valisi olan Osman Nuri Paşa’ya yanında getirdiği bir fotoğraf makinesini hediye etmesi sayesinde, Paşa’dan Mekke’ye giriş için yazılı izin koparmayı başardı.
Mekke'nin ilk fotoğrafçısı
Mecra
Mekke'nin ilk fotoğrafçısı
Hurgronje’un kadrajından Mekke'de bir seyyid, 1888.
Hurgronje’un kadrajından Mekke'de bir seyyid, 1888.
Hac dönemini de içerek yedi aylık Mekke ikâmeti sırasında, oldukça kıymetli gözlemlerde bulundu. Ülkesine döndükten sonra, izlenim ve hatıralarını iki cilt halinde neşretti. 26 Haziran 1936’daki ölümüne kadar Hollanda hükümetinin emrinde, sömürgelerdeki İslâmî hayat konusunda danışmanlık yaptı. Bir yandan da Leiden Üniversitesi’nde Arapça profesörlüğü görevini yürüttü.
Hurgronje’un Müslümanlığı, günümüzde hâlâ tartışmalı bir konudur.
Mekke’ye Batılı kıyafetle ve kendi kültürel öğeleri içinde giren ilk Batılı Herman Bicknell’di.
Mekke’ye Batılı kıyafetle ve kendi kültürel öğeleri içinde giren ilk Batılı Herman Bicknell’di.
Buraya kadar hikâyeleri anlatılan bütün Avrupalılar, Mekke’ye Arap kıyafetiyle ve Müslüman kılığında girmişlerdi.
Mekke’ye Batılı kıyafetle ve kendi kültürel öğeleri içinde giren ilk Batılı Herman Bicknell’di (1830-1875).
Arapça ve Farsçaya ana dili düzeyinde hâkim olan Bicknell, 1862’de, İslâm’ı seçtiği Kahire’den Mekke’ye geçerek hac görevini yerine getirdi. Literatüre Hâfız şiirlerini İngilizceye çeviren adam olarak geçen Bicknell, hac seyahatine dair herhangi bir yazılı eser bırakmamıştır.
Hacca giden ilk İngiliz Müslüman kadın: Zeynep Cobbold
Mecra
Hacca giden ilk İngiliz Müslüman kadın: Zeynep Cobbold
Müslüman olduktan sonra, 1933'te 65 yaşındayken hacca giderek, "Hac yapan ilk İngiliz kadın" ünvanını alan Zeyneb Cobbold.
Müslüman olduktan sonra, 1933'te 65 yaşındayken hacca giderek, "Hac yapan ilk İngiliz kadın" ünvanını alan Zeyneb Cobbold.
Yirminci yüzyıldan itibaren Mekke’yi ziyaret eden Batılılar, İslâm’ı seçen isimler olmuştur.
Eldon Rutter, St. John Philby, Lady Evelyn Cobbold
(hac ibadetini yerine getiren ilk Batılı kadın)
ve
Muhammed Esed
adını alan Leopold Weiss bunların en ünlüleridir. “Mekke’ye Giden Yol” adlı eserinde hem İslâm’la tanışmasını hem de Arabistan hatıralarını anlatan Esed, “Kur’ân Mesajı” isimli bir meal-tefsir de kaleme almıştır.
Orta Avrupa’dan Kudüs’e sıra dışı bir hayat: Muhammed Esed
Mecra
Orta Avrupa’dan Kudüs’e sıra dışı bir hayat: Muhammed Esed
Muhammed Esed.
Muhammed Esed.
(Bu yazının yazılmasında, Saudi Aramco World dergisinin Kasım-Aralık 1974 sayısında yer alan konuyla ilgili ayrıntılı makale esas alınmıştır.)
Yorumlar
Avatar

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.

Sayfa Sonu
GZT
GZT Haberin Sosyal Hali.

Gündemi en anlaşılır, en hızlı ve en görsel haliyle takip etmeye hazır mısınız? GZT özel video içerikleri, nitelikli infografikleri ve fark yaratan yayıncılık anlayışıyla size sıradan haber sitelerinin ötesinde bir deneyim sunuyor. Politikadan kültüre, teknolojiden spora kadar hayatın her alanına dokunan içeriklerle, doğru bilgiye keyifli bir arayüzle ulaşın. Dijital yayıncılığın yeni yüzü GZT ile dünyaya farklı bir pencereden bakın.

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

GZT dünyası her an yanınızda! GZT mobil uygulaması ile son dakika gelişmelerine ve özel içeriklere anında erişin. Sadece haber okumayın; izleyin, keşfedin ve paylaşın. iOS, Android ve Huawei cihazlarınıza kolayca indirebileceğiniz uygulamamızla gündemi cebinize sığdırın. Şimdi indirin, haberdar olmanın en keyifli halini kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mahallesi Fetih Caddesi No:6 Dk:1 Topkapı, Zeytinburnu / İstanbul[email protected](0 212) 612 29 30

Albayrak Medya Siteleri
YASAL UYARI

YASAL UYARI BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BIST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026