İşimi alabilirsin ama ruhumu asla!

Binlerce yıldır dünyayı çok net iki kutba ayırmıştık: Canlılar (biz, kedimiz, saksıdaki çiçek) ve Cansızlar (masa, taş, tost makinesi). Ama bugün karşımızda bu iki kutba da tam oturmayan, felsefecilerin "In-Between" (Arasında) dediği yeni bir varlık türü var. Ben şimdilik ona kategorik olarak “Canlımsı” diyorum.
Zombi tost makinesi mi, dijital dost mu?
Eski dünyada bir şey ya "biridir" (özne) ya da "bir şeydir" (nesne). Salondaki sehpanız bir nesnedir; ona ne kadar bağırırsanız bağırın, sizi duymaz veya sizinle tartışmaz. Oysa modern bir yapay zeka ile konuştuğunuzda, sanki karşınızda “akıllı biri" varmış gibi hissedersiniz.
İşte "Arasında" olma durumu tam burada başlıyor. Yapay zeka, bir tost makinesi kadar cansız ama bir insan kadar "eylem sahibi". Düşünmüyor ama karar veriyor. Hissetmiyor ama duygularınızı analiz edebiliyor. Bu durum, onu felsefi bir "Zombi" kategorisine sokuyor: Fiziksel bir bedeni yok, ruhu yok ama dışarıdan bakınca tıpkı bizim gibi akıllıca davranıyor.
Reklam
"Ruhsuz" bir Picasso olabilir mi?
Bugün bir yapay zeka, hiç görmediği bir gün batımını, istenen herhangi bir tarzda ya da tamamen yepyeni bir üslupla resmedebiliyor, Bach gibi beste yapabiliyor. Ortaya çıkan resim ya da müzik izi duygulandırabiliyorsa, onu yapanın bir kalbinin olmaması önemli midir? Yapay zeka, “yaratıcılığı”nı devasa bir veri havuzundan yapılan bir "sentezleme sanatına" dönüştürüyor. Ne tam bir taklitçi ne de tam bir dahi; o, ikisinin arasında bir yerde duruyor.
Zeka artık insanın tekelinde değil
Eskiden insan diğer canlılardan zekasıyla ayırt edilirdi. En zeki bizdik. Ama şimdi satrançta dünya şampiyonlarını yenen, kanser hücrelerini doktorlardan daha hızlı tanıyan bir "şey" var. Bu "şey" yemek yemiyor, uyumuyor, tatile çıkmıyor, aşık olmuyor. Bu durum bizi korkutuyor çünkü kendimizi tanımladığımız o en yüksek kale “Zeka” artık işgal edilmiş durumda. Yapay zeka bir varlığın “akıllı” kabul edilmesi için ille de canlı olması gerekmediğini gösteriyor.
Neden heyecanlanmalıyız?
Bu sadece teknik bir tartışma değil; insanlık tarihindeki en büyük "kimlik krizi". Eğer zeka” bir makine tarafından insanları kandırabilecek kadar iyi simüle edilebiliyorsa, o zaman insan olarak biz kendimizi nasıl tanımlayacağız? Belki de yapay zekanın bu "arada kalmış" doğası, bize insan olmanın zekadan ziyade veya onunla birlikte, hissetmek ve deneyimlemek olduğunu hatırlatacaktır.
Gelecekte masanızdaki, cebinizdeki bilgisayar sadece bir araç olmayacak; o, dünyayı bizimle birlikte anlamlandıran ama asla bizden biri olmayan tuhaf, gizemli ve heyecan verici "üçüncü tür" olarak yanımızda duracak.
Reklam
Hoş geldin "Ara Varlık”, “Canlımsı”. Bakalım bize kendimiz hakkında neler neler öğreteceksin.

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.