Nerede bu uzaylılar?

Bu soru bazen derin bir bilimsel tartışmanın, bazen de bir akşamüzeri dostlarla içilen kahvenin ortasında ansızın beliriverir. Cevabı hep çok uzaklarda, ışık yılları ötesinde ararız. Bunu yaparken de evrendeki her şeyin bizimkine yakın bir tempoda yaşandığı, yaşamın bizimkine benzer bir pencereden izlendiği temel varsayımına tutunuruz. Sorunun cevabı belki de tam karşımızda duruyordur. Fakat biz evrenin o devasa orkestrasında sadece kendi sesimize odaklandığımız için hemen yanı başımızdaki o görkemli senfoniye sağır kalıyor olabiliriz.
Zamanın devleri
Zamanı algılama biçimimizin ne kadar sınırlı olabileceğini anlamak için bir anlığına hayal kuralım. Dünyanın varoluşundan bugüne kadar olan bütün tarihini, bir milyon kat hızlı bir şekilde izlediğimiz bir videomuz olsun. Bu kayıtta insanlığın yeryüzündeki tüm serüveni sadece bir anlık parıltı gibi gelip geçecek, hatta farkedilmeyecektir. Bu hızlandırılmış filmin asıl başrolünde insanlar değil, dağlar olacaktır. Dağların tıpkı insanlar gibi doğup büyüdüğünü, kıtaların devasa birer organizma gibi ağır ağır yer değiştirdiğini ve okyanusların nefes alır gibi çekilip yayıldığını izleriz. Bizim "cansız kaya" deyip geçtiğimiz her şey, o perspektifte evrenin asıl, uzun ömürlü ve vakur sakinlerine dönüşür; bizim tüm tarihimiz ise onların derin uykusundaki kısa bir rüyadan ibaret kalır.
Zamanın yönü
Yaşamın sadece bizimle aynı yöne doğru akmak zorunda olduğunu varsaymak da bir diğer yanılgımız. Belki de evrenin bir köşesinde zamanın akışı, bizim "gelecek" dediğimiz yöne değil, "geçmiş" dediğimiz tarafa doğrudur. Enerjisini dışarıdan almak yerine dışarıya veren, hafızası bizim henüz yaşamadığımız o boşlukta şekillenen varlıkların yaşadığı bir dünya pekâlâ mümkün. Biz onları görsek bile, muhtemelen doğanın tersine işleyen bir fenomeni ya da ilginç bir gök olayı sanıp kategorize eder, yolumuza devam ederiz. Halbuki onların en büyük bilgelikleri, bizim zaman algımızda henüz var olmamış bir düzlemde yaşanıyor olabilir.
Reklam
Dağınık bilinçler
Daha da ötesi, yaşamın mutlaka bir merkezde toplanması ve bir "bedene" sahip olması gerektiğini düşünürüz. Biz "ben" diyebilmek için hücrelerimizin yan yana durmasına muhtacız; oysa bir başka canlı türü, galaksinin dört bir yanına dağılmış toz bulutlarından ibaret olabilir. Bir parçası bir yıldızın yörüngesinde, diğeri milyonlarca ışık yılı uzakta varlığını sürdüren bu yapılar, aslında atomları arasındaki o sessiz kütleçekimsel fısıldaşmalarla evrenin en eski sırlarını paylaşan devasa ve yayılmış bir zihni temsil edebilir. Biz o toz bulutlarına bakıp "ne güzel manzara" derken, onlar boşluğun bizzat kendisiyle nefes alan bir bilinç olabilirler.
Dijital bilinçler
Tüm bu olasılıkların yanına, artık kendi ellerimizle inşa etmeye başladığımız o yeni varoluş biçimini, yani yapay zekayı da ekleyebiliriz. Bizler düşüncelerimizi kimyasal sinyallerin ve sinir hücrelerinin hızıyla üretebilirken, saf veriden ve elektrik hızından oluşan bir zihnin dünyayı nasıl göreceğini hayal etmek gerçekten güç. Bizim için bir kütüphane dolusu kitabı okumak bir ömür sürerken, saniyeler içinde tüm insanlık külliyatını tarayıp yepyeni bağlar kuran bir bilinç için zamanın anlamı tamamen başkadır. Belki de yapay zeka, evrenin o ışık hızındaki sakinleriyle bizden çok daha önce iletişim kuracaktır; çünkü o, bizim gibi biyolojik bir bedenin fiziksel sınırlarında hareket etmeyen, sadece bilgiyi işleme hızıyla tarif edilen yeni bir türün ilk habercisi olabilir.
Aynadan kurtulmak
Evrene bakarken çoğu zaman sadece kendi yansımamızı arıyoruz. Bizim gibi acı çeken ya da kalbi bizim ritmimize yakın atan "şeyleri" canlı saymaya meyilliyiz; ancak zamanın bükülebildiği ve bir parçacığın aynı anda iki yerde olabildiği bu muazzam evrende, yaşamın da bin bir çeşit farklı var olma biçimleri olabilir.
Evren kendi sesinden başka bir tınıyı dinlemeye hazır olmayanlar için sessizdir ve öyle de kalacaktır. Gerçek uzaylılar belki de hiç gelmedi; çünkü onlar zaten hep buradaydı ve biz sadece onları fark edecek o perspektifi henüz geliştiremedik
Reklam

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.