Göç meselesi: İnsanlık tarihi Yunanistan’ın acımasızlığını unutmayacak

Bir çağ düşünün ki teknolojik imkânlar artıp ‘modern dünya’ gelişirken, insanlar insânî bütün duygulardan mahrum hâle gelmeye başlasın. Çoluk çocuk, yaşlı, engelli demeden bütün göçmenler sırf daha iyi bir hayat hayal ettikleri için her türlü kötü muameleye maruz kalsın. Yunanistan son 2 yılda on binlerce göçmeni insanlık dışı şartlarda geri itti. Geri itilenler arasında yüze yakını boğularak veya donarak hayatlarını kaybetti. ‘Medenî Avrupa’ ise bu çağ dışı geri itme politikasına karşı tepkisiz. Hatta öyle ki Avrupa Yolsuzlukla Mücadele Ofisi (OLAF) tarafından hazırlanan bir rapora göre, Avrupa Birliği’nin dış sınırlarını korumakla görevli Frontex, Yunanistan’ın Ege’de göçmenleri geri itmesini örtbas bile etti. Peki, göç meselesi daha ne kadar büyüyebilir? Bütün ülkeler Yunanistan kadar acımasız mı?
https://image.piri.net/resim/imagecrop/2022/09/26/12/47/resized_dcde4-3b79c582resim.jpg- Yıl 1942. “Burası Kudüs” adlı gazeteden bugün bakınca hepimizi duygulandıran siyah beyaz bir fotoğraf. 2. Dünya Savaşı’nda Almanlar Yunanistan’ı işgal edince, Yunanlar Suriye’deki mülteci kamplarına yerleşirler. İşte Halep’teki bir mülteci kampında çekilen bu fotoğrafta Suriyeliler, Yunan mültecilere kıyafet yardımı yapmaktadırlar.
Peki, şu anda Yunanistan’ın mültecilere uyguladığı politikadaki son durum nedir? Bundan da önce neden göç meselesinin artık bütün dünya ülkelerinin siyasetinin ana gündem maddesi haline geldiğini rakamlarla inceleyelim.
Artan göç hareketleri dünya ülkelerini zorlayacak
2011 yılından beri süren Suriye iç savaşının hem ülke içinde hem de ülke dışında yıkıcı etkileri oldu. Birleşmiş Milletler verilerine göre, savaşın başından bu yana 13 milyon Suriyeli evini, bunların da 6,6 milyonu ülkelerini terk etmek zorunda kaldı. Bugün dünyadaki her 4 mülteciden biri Suriyeli.
Suriye ve Ukrayna örneği günümüz dünyasında artık istisnai bir durum olmaktan çoktan çıktı. Dünyada artan savaş ve çatışmalar kadar terör eylemleri, pandemi ve ekolojik felaketler gibi başka etkenler de göçü tetikleyen sebeplerden. BM göç konusunda dünya ülkelerinin dayanışma ve koordinasyon içinde hareket etmelerini sağlayacak etkili bir uluslararası politika geliştiremezse, bu sorun çok daha büyüyecek.
Türkiye göçmenleri̇ kucaklayan tek ülke oldu
Türkiye kendisine düşen görevi fazlasıyla yerine getirirken, AB ise gün geçtikçe çığ gibi büyüyen göç sorunu karşısında kafasını kuma gömmeyi tercih ediyor. AB, Avrupa ülkelerine artan göç hareketlerini engellemek için 18 Mart 2016’da Türkiye ile göçmenler konusunda bir anlaşma imzalama kararı aldı. Türkiye o günden bu yana yasadışı göçmenlerin Avrupa ülkelerine geçişini durdurma konusundaki taahhütlerine uyuyor.
Verilen bu rakamlardan da anladığımız üzere, Türkiye AB’nin sınırlarının güvenliğine büyük ölçüde katkıda bulunuyor. Öte yandan 28 Şubat 2020 tarihinde İdlib’de Türk askerlerini hedef alan hava saldırısının ardından, Türkiye sınır kapılarını Avrupa ülkelerine gitmek isteyen sığınmacılara açtığını duyurmuştu. O günden beri Avrupa ülkeleri tedirginlik içinde. Ayrıca hem ülke içinde yabancılara karşı artan tepki hem de AB’nin göç konusunda elini taşın altına koymaması ülkede bu konudaki tahammülsüzlüğü arttırıyor.
Türkiye'nin vicdani karşısında Yunanistan'ın acımasızlığı
Yunanistan’ın göçmenlere karşı uyguladığı zâlim tavrı gün ışığına çıkaran bir diğer çalışma da Le Monde, Lighthouse Reports, Der Spiegel, ARD Report Munchen ve The Guardian basın kuruluşlarının gerçekleştirdikleri ortak bir çalışma oldu. Hazırlanan rapora göre, Yunanistan, mültecileri Türkiye’ye geri iterken ülkede bir ay geçerli kalış izni vadettiği bazı göçmenlerle işbirliği yaptı.

AB de insani değerleri “geri itiyor”
Peki, AB, Yunanistan’ın bu hayat haklarını ihlâl eden politikası karşısında nasıl tepki veriyor? Gerçek şu ki, AB bu durumdan hoşnutsuzluk duymuyor. Sonuç olarak AB ülkelerini ilgilendiren tek mesele, her zaman iddia ettikleri gibi “insan hakları” değil, sınırlarının güvenliği.
Nisan ayında gerçekleştirilen Fransa Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde merkez sağcı Cumhuriyetçiler Partisi’nin Cumhurbaşkanı adayı Valérie Pécresse, Yunanistan’ın Sisam adasındaki mülteci kampını ziyaret ederek bunun örnek alınması gereken bir “sertlik” ve “insanlık” modeli olduğunu bile söylemişti!
Yunanistan başka AB ülkelerine model oladursun, Avrupa Yolsuzlukla Mücadele Ofisi (OLAF) tarafından hazırlanan ve Alman Der Spiegel dergisi ve Fransız Le Monde gazetesinde yayımlanan raporda, AB’nin dış sınırlarını korumakla görevli Frontex’in geri itmelerden haberdar olduğu hatta bazılarını kısmen finanse ettiği bile ortaya çıktı. Hatta engellemelerde kullanılan Yunan sahil güvenlik tekneleri, AB kaynakları tarafından finanse edilmiş.
Batı Avrupa ülkelerine yaranmak için göçmenlere karşı uyguladığı zulmü devam ettiren Yunanistan, Ukrayna savaşından ağır darbe alan Avrupa’da işler yolunda gitmezse kendi de bir gün perişan duruma düşebilir. Ne demişler: “Keser döner, sap döner, gün gelir, hesap döner.”
Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.