İran'da rejim değişikliği rafa mı kaldırıldı?

Tahran ve Tel-Aviv arasındaki çatışma, Trump'ın dayattığı ateşkes ile noktalandı gözüküyor. İsrail, atom bombalı İran tehdidini uzaklaştırdığı, İran ise burun buruna geldiği rejim değişikliğinden şimdilik yakayı sıyırdığı için mevcut durumdan razı. Trump ise hem askeri müdahele ile Neatanyahu’nun gönlünü aldı hem de ateşkes girişimi ile bir türlü doyuramadığı egosunu tatmin etti. Şu satırları okuduğunuzda savaş ateşinin tekrar bir yerlerden harlandığına şahit olursak yine de şaşırmayalım, bunu yeni düzenin bir parçası olarak görebiliriz. Ancak İran ve İsrail gibi iki “imaj devleti” söz konusu olduğunda hakikate doğru atılan her adım beraberinde birçok ezberi sorgulatacaktır. İşte bu yazıda İran-İsrail düşmanlığının propagandadan arındırılmış gerçek yüzünü ve Tahran rejimini bekleyen akıbetle ilgili ipuçlarını okuyacaksınız.
İran’a vurmak herkesin işine mi gelir?

Ayrıca israil kamuoyunda “Gazze katliamı mı, yoksa İran'a saldırı mı daha çok destekleniyor” sorusu gündeme geldiğinde İran'ın hedef alınması öne çıkıyor, hatta Gazze savaşına muhalif olanları da memnun eden bir karar olarak değerlendiriliyor. Dolayısıyla içeride savaşlar ile koltuğunu koruyan Netanyahu'nun İran tehdidini püskürtmek adına attığı adımları açıklamakta bir sorunla karşılaşabileceği ihtimal verilmiyor.
Dolayısıyla gerek bölge gerekse dünya ülkelerinin birçoğunun, insânî konularda çıkan birkaç cılız ses haricinde Netanyahu ve israilin safında yer aldıklarını söylemek mümkündür.
Netanyahu kana doymuyor
Özellikle Türkiye'de hakikatten kopuk takıntılı bir tavırla söylenmiş olsa da İran'dan sonra sıranın diğer ülkelere geleceği konusundaki endişe pek de yersiz sayılmaz. İsrailin uluslararası hukuk karşısında sürekli istisna tutularak sorumsuzluğunun bir standart haline gelmesi elbette endişe kaynağıdır. İran'dan hazzetmeyen bölge ülkelerinin konuyla ilgili endişelerinin temelinde aslında bu konu vardır.

İran'ın kaybı ve kazancı nelerdir?
Diğer bir husus ise İran hava sahasının İsrail saldırıları karşısında direnç gösterememesidir. Savaş sırasında İran askeri yetkilileri ve rejim basını, İsrail'e ait bir kaç F-35 savaş uçağını düşürdüklerini iddia etseler de ne içeriye ne de dünya kamuoyuna ikna edici hiçbir belge sunulmamıştır.
Devrim Muhafızları Ordusu başkomutanı Selami'nin de vurulduğu ilk darbe ise İran'ın nasıl bir israil sızmasına maruz kaldığını gösteriyor. Ülkenin her tarafına İHA istasyonlarının yerleştirilmesi, hatta israilin İran topraklarında envai çeşit İHA fabrikası kurup savaştaki ihtiyacını İran içinden temin etmesi, bir israil başarısından ziyade İran acziyeti olarak öne çıkıyor.

İran'ın acizliği sadece savunmadaki zaafları ile de sınırlı kalmadı. Hücum ederken bazı füzeleri İsrail'e ateşlemeyi başarsa da kaybettiği onca üst düzey askerine karşı tek bir israil ordu mensubunu etkisiz hale getiremedi.
Rejim değişikliği rafa mı kaldırıldı?
İran rejimi kurulduğundan kısa süre sonra hep meşruiyet sorunu ile başbaşa kaldı. Toplum kimliği haline gelmiş protestolar rejimin ayrılmaz parçası halini aldı. Yönetimin mottosu hep aynı oldu: “İçeride muhalifleri sindirip sadık halkayı daralt, dışarıda muhalefetin meşruiyetini yok et ve imajını yenile.”
Konunun Türkiye'de nasıl anlaşıldığı ise şöyle özetlenebilir: “Türkiye, Tahran rejimi propaganda şebekesinin reklam yüzüdür.”
İran'ın ekonomik sorunlar çıkmazına girmesi bir kenara, sadece enerji ve su sorunlarının deviremeyeceği bir rejim yoktur. Buna bir de halk ve yönetici kadro içindeki gelecek kaygısı eklenirse kronikleşen sorunların çeşitliliği kendiliğinden ortaya çıkıyor.

Türkiye her şeye hazırlıklı mı?
Mevcut İran rejiminin sonrasına dair irili ufaklı tüm ülkelerin bir planı olduğu sır olmasa gerek. Asıl mesele Ankara'nın bu ihtimale dair bir hazırlığı olup olmadığıdır. Türkiye’nin hemen yanı başında olan bitene ıslık çalarak kayıtsız kalması düşünülemez, zira bunun faturası ağır olacaktır. Her akşam BOP haritasını önlerine koyarak hülyalara dalan ayrılıkçı unsurlar böyle bir fırsatı dört gözle beklemekte, bütün imkânlarını seferber ederek hazırlıklarını ona göre yapmaktadır.

O vakit şu soruyu sormanın tam zamanıdır:
Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.