Çay ne zaman millî içeceğimiz oldu? Osmanlı'nın asıl içeceği kahveydi

Türkiye dünyada en çok çay tüketen ülke. Peki bu alışkanlık ne zaman başladı? Osmanlı'nın yüzyıllarca kahveyle yaşadığı bu topraklarda çay kültürünün arkasında savaş, yoksulluk ve bir tarım hamlesi var.
Kahve Osmanlı topraklarına 16. yüzyılda, Yavuz Sultan Selim döneminde girdi. Yaklaşık 400 yıl boyunca imparatorluğun gündelik hayatının merkezinde kaldı. Kahvehaneler açıldı, edebî sohbetler burada döndü, siyaset burada konuşuldu. "Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı vardır" sözü de bu kültürün içinden çıktı.O dönemde çay ise sıradan bir ithal üründü. 1867'de yayımlanan bir gazete ilanında yeni açılan bir kıraathanede kahvenin 20 kuruşa, çayın 40 kuruşa satıldığı görülüyor. Yani çay, kahvenin iki katı fiyatına sahip, erişimi zor bir içecekti.
Birinci Dünya Savaşı her şeyi değiştirdi
Dönüm noktası, Birinci Dünya Savaşı oldu. Savaş sırasında İtilaf Devletleri'nin Osmanlı kıyılarına uyguladığı abluka nedeniyle ithalat neredeyse durdu. Savaş sonrası ise asıl kırılma yaşandı: Kahvenin anavatanı Yemen, Osmanlı sınırları dışında kaldı. Kuzey Afrika ve Arabistan ile bağlar koptu.
Kahve artık pahalı bir ithal ürüne dönüşmüştü. Savaşın yıkımı, ekonomik çöküş ve dövizin yetersizliği bir araya gelince kahve sofralardan çekilmeye başladı.
Rize'de başlayan tarım hamlesi
Cumhuriyet kurulduğunda bölgesel kalkınma ve ithalat yükünü azaltma hedefi, çay tarımını gündeme getirdi. 1924'te çıkarılan 407 sayılı Kanun, Rize ve çevresinde çay yetiştirilmesinin önünü açtı. Ancak asıl adım 1937'de atıldı.
Reklam
Ziraat mühendisi Zihni Derin öncülüğünde Sovyetler Birliği'nden çay tohumu getirildi. Rivayete göre ilk tohumlar sınırdan geçerken fark edilmesin diye bir bastonun içinde saklanarak taşındı. 1938'de ilk yaş çay hasadı yapıldı, 1940'ta çıkarılan 3788 sayılı Çay Kanunu ile sektör güvence altına alındı. İlk çay fabrikası 1947'de Rize'de kuruldu.
İkinci büyük kırılma: İkinci Dünya Savaşı
Çayın Türk halkının günlük hayatına yerleşmesi tek seferde olmadı. İkinci Dünya Savaşı'nda kahve ithalatı yeniden kesintiye uğradı. 1979-80 yıllarında ise döviz krizi nedeniyle ithalat yok denecek kadar azaldı ve kahve tiryakilerinin büyük bölümü çaya geçti.
Üç büyük ekonomik kriz, üç ayrı kuşağın alışkanlığını değiştirdi. Kahvehaneler artık adını taşımasına rağmen çay servis eden mekânlara dönüştü.
Bugün: Dünyada bir numara
Türkiye, kişi başı yıllık yaklaşık 6,87 kilogram çay tüketimi ile dünyada en çok çay tüketen ülke konumunda. Rize tek başına Türkiye çay üretiminin yüzde 85'ini karşılıyor. Çayın Türk kültürüyle bütünleşmiş hâli, 2022'de UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras listesine girdi.
Yani 90 yıl önce bu topraklarda çay içen neredeyse yoktu. Bugün ise çay olmayan sofra eksik sayılıyor. Bir içecek alışkanlığının ardındaki hikâye, aslında bir imparatorluğun çöküşünün, bir savaşın ve bir tarım hamlesinin özeti.
Reklam
Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.