Emir Ali denge kaybını sorguluyor

Madde, kendi kararlılığını korumak için tepki verir.” Temkinli bir ağırlıkla durdu, elindeki cam boruyu masaya bıraktı ve “Hayat da böyle.” dedi hoca. “Her sistem, dengesini kaybedince tepki verir.” Emir Ali, o cümlede kaldı: “Denge kaybı.”
Emir Ali, amfiye girdiğinde hoca yüksek sesle konuşuyordu: “Bugün denge tepkimelerini inceliyoruz arkadaşlar. Sisteme dışarıdan müdahale ederseniz denge bozulur. Madde, kendi kararlılığını korumak için tepki verir.” Temkinli bir ağırlıkla durdu, elindeki cam boruyu masaya bıraktı ve “Hayat da böyle.” dedi hoca. “Her sistem, dengesini kaybedince tepki verir.” Emir Ali, o cümlede kaldı: “Denge kaybı.”
“Belki insanın ruhu da bir kimyasal karışım! Isınıyor, genleşiyor, bazen taşıyor. Bazı insanlarda denge kalmıyor mesela, bazılarıysa soğudukça donuyor yahut ateşle dağılıyor... Hatalı denklemler üzerine başka dengeler de kurulmuş olabilir sonradan. İnsan; kaos ve üstelik her yönüyle kavrayamadığı şeyler üzerine sorular sormaya cüret ediyor.” diye düşündü.
Ders bitince Emir Ali, kütüphaneye geçti. Derste hocanın “Madde kendi kararlılığını korumak için tepki verir.” söylemini hatırladı. Kütüphanenin loş köşesinde bir masaya oturdu. Bir süre kitaplara değil, insanların yüzlerine baktı. Kütüphaneye kitap okumak, bir şeyler araştırmak için gitmemişti zaten. Amacı sadece sessiz olduğu için orada olmak ve etrafı izlemekti. İçeridekilerin hepsi ciddi görünüyordu. Kütüphane, sessizlik gibi bir zuhuratta olsa da Emir Ali oradaki insan sayısınca âlemin çarpıştığını ve muazzam kaotik patlamalar yaşandığını tahayyül ediyordu şimdi. “Benim dengem ilk ne zaman bozuldu?” diye düşündü. İlkokul dördüncü sınıf öğrencisiyken, bakkalları vardı. Babası bazı akşamlar, Emir Ali’yi bakkalda bırakıp ve onu üzerinden kilitleyip meyhaneye gitmişti mesela. İlkokul dördüncü sınıftaki Emir Ali, gece on ikilere kadar bakkalı beklemişti. Belki o akşamlarda bir denge kaybı yaşanmıştı. Başka bir gün, galiba ilkokul beşinci sınıf öğrencisiyken, bir bankada memur olan annesi işten geldiğinde Emir Ali, annesine sarılmak istemiş ve annesi “Git şuradan zaten yorgunum.” deyip itmişti Emir Ali’yi. “Buralar denge kaybıysa ben neden o gün tepki vermedim? Hangi kararlılığımı korudum yahu?” diye derinleşti bu kez. Bir yandan canı acımaya diğer yandan öfkelenmeye başlamıştı. Aniden koşarak çıktı kütüphaneden. Arkasından homurdananlar da oldu. Zira gürültü yapmıştı. Kütüphanenin bahçesindeki banklardan birine oturdu. Kaosu büyüyordu. Kalktı, hızlı adımlarla eve gitmek için metro durağına doğru yürüdü. Metroya bindiğinde pek çok insan uyukluyordu. Uyumayanlar da başlarını öne eğmişti. Bir çocuk babasına “Onlar neden uyuyor baba?” diye sordu. “Yorulmuşlar oğlum.” diye cevapladı adam. “İnsan yorulur.” diye devam etti. Çocuk “Neden yorulmuşlar?” diye tekrar sormuştu ki metro, muhtemelen önüne çıkan bir cisim yüzünden, aniden fren yaptı. Ayaktaki herkes sarsıldı, düşenler de oldu. Nereden geldiğini anlayamadığı bir adam Emir Ali’nin üzerine sert bir şekilde çarptı. Tren tamamen durup herkes bir nebze telaşı atlattığında adam Emir Ali’ye “Kusura bakma, dengemi kaybettim.” dedi. Emir Ali, “Mühim değil.” der gibi sadece başını salladı. Bu arada çocuk kıkır gülüyor, olanlardan bir oyun gibi keyif alıyordu. Bu kez de babasına “Dengeyi kaybetmek ne baba?” diye sordu. “İnsan dengesini kaybedince düşer oğlum. Dengeye dikkat etmek lazım.” dedi adam.
Reklam
Birkaç dakika sonra tren Emir Ali’nin ineceği durağa gelmişti. İnecek olanlar koşarak trenden çıktı, binecek olanlar birbirini itekleyerek içeri girdi. Emir Ali de inmişti. Az önceki çocukla babasının da indiğini fark etti. Babası çocuğun elinden tutmuş ağır ağır gidiyorlardı. Bakkal bekleyen bir çocuk süzüldü gözlerinden onları izlerken. “Denge… Vaktinde büyümek…” diye fısıldadı.
Bu yazının başlığı yazardan bağımsız editoryal olarak hazırlanmıştır.
Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.