Doğadaki birlikteliklerden insan topluluklarının alacağı dersler

Sinan Canan
10:00, 07/06/2025, CumartesiG: Güncelleme: 14:58, 23/09/2025, Salı
CategoryGenç Motto
Genç Motto
Doğadaki birlikteliklerden insan topluluklarının alacağı dersler
​Ruhiyat

Toplumumuz tekil bireylerden oluşuyor. Her birimizin elinden gelen farklı şeyler var. Güçlerimiz, etkilerimiz, zihinsel kapasitelerimiz, birikimlerimiz, her şeyimiz farklı. Bu insanları bir araya getiren yapıları, sıklıkla müşahede ediyoruz. İnsanlık evvela aile; sonra arkadaş grubu, sonra mahalle, köy, şehir gibi birimler çapında bir araya geliyor.

Kulüpler, dernekler, cemaatler, topluluklar… Bunların hepsi de insanların farklı birlikteliklerine verdikleri muhtelif isimler. İnsanlar en temelde birlikte olarak kuvvet bulmayı, tek tek yapamadıkları şeyleri birlikte yapabilmeyi umarak böyle birlikteliklere gidiyorlar. Genel amaç ise güçleri birleştirerek daha güçlü hâle gelmek olarak karşımıza çıkıyor.

Peki tabiatta bu işler nasıl yürüyor? Tabiatta canlıların sıklıkla bir araya geldiğini, yardımlaştığını ve ortak yaşam biçimleri geliştirdiğini gözlemleriz. Bitkilerin üzerinde yaşayan mantarlar, kendi ürettikleri besin maddeleri ile ağacı beslerken, kendi üretemedikleri besin veya kimyasalları da ağaçlardan temin ederler. Çöpçü balıkları büyük balıkların bedenini temizlerken, aynı zamanda zayıf bedenlerini o büyük balıkların cüssesi altında korumuş olurlar. Mantarlar, yosunlarla (alglerle) birleşerek, “liken” dediğimiz bir ortak yaşam biçimi oluşturacak kadar ilerletmişlerdir bu işi.

Bunun en ileri düzeydeki hâli, bedenlerimizi oluşturan hücrelerdir. Her bir organdaki hücreler, o kadar özelleşmiş, o kadar özel işlere memur hâle gelmişlerdir ki kendi başlarına yaşamaları mümkün olmadığından; ancak bir beden içerisinde varlıklarını sürdürebilirler. Hatta adına “hastalık” dediğimiz birçok durumda, doğada tek başına yaşayamayan organizmaların insan bedeninden faydalanması ve bu sırada ortaya çıkarttığı etkilerden dolayı konukçu bedenin rahatsızlanması söz konusudur. Yani hastalıklar da ortak yaşamın değişik (ve bir tarafa zararlı olan) biçimidir aslında. Genel olarak canlılar âlemine baktığımızda, canlılar arasındaki bu ilişkiler o kadar yaygın ve sıkıdır ki dünya üzerindeki tüm canlılığı tek bir dev organizma gibi düşünmek bile mümkündür.

Eksiklikler birleştirir

Tabiattaki canlı cansız tüm varlıklar, biz her zaman doğrudan fark edemesek de birbirlerine sıkı bağlarla bağlıdırlar. Özellikle canlılar âleminde bu bağlar, çok daha belirgin ve hayatidir. Bu bağları tesis eden en önemli faktör ise her canlının “eksik” olduğu gerçeğidir. Evet, hiç bir canlı dünyanın tümünden tek başına istifade edebilecek ve dünyada tek başına yaşamını sürdürebilecek donanıma tam ve eksiksiz olarak sahip değildir. Bunun en belirgin örneği, beslenmemizdir. Diğer canlılar olmadan beslenmemiz ve hayatta kalmamız mümkün değildir. Zira hayatta kalmak için yediğimiz hemen her şey, aslında diğer canlılar ve onların ürünleridir. Bu örneğin dışında her canlı, eksikliklerini tamamlamak için, az evvel saydığım örneklerde olduğu gibi bir araya gelir ve ortak bir hareket planına göre davranırlar. Yani tabiatta canlıları bir araya getiren ve onları bir arada tutan şey onların “eksiklik”lerdir.

Çok farklı insan topluluklarında da bunu görebiliriz ama her zaman değil. İnsanların birlikteliklerinde, tabiattaki birlikteliklere göre çok daha fazla sorun yaşanır. Zira insanlar, eksikliklerinden ziyade “fazlalıklarını” ön plana çıkartma eğilimindedirler. Özellikle modern sosyal hayatta insanın “eksikliğini” gizlemesi erdem sayılırken, kendisini (bazen öyle olmadığı alanlarda bile) iyi ve maharetli olarak sunması teşvik edilir. “Kişisel gelişim” adıyla bildiğimiz çeşitli ekoller, hemen her zaman ileriye çıkma, diğerlerine göre daha önde olma ve “acımasız yarışta mümkün olduğunca öne geçme” taktikleri ile insanları teçhiz etmeye çalışıyorlar. Neticede hep “gelişkin” ve “iyi” yönleri ile toplumsal hayatta arzıendam eden, “modern” bir insan tipi ile karşı karşıyayız.

Bu durum, elbette doğal olmadığı için doğada gözlemlediğimiz “birlik” hâlinin insanlar arasında yaşanmasını zorlaştırıyor. Kişisel fazlalık ve “çıkıntılar”, birlikten ziyade kavga ve çatışma unsuru olarak işlev görebiliyorlar. Her ne kadar bir zamanlar bizim toplumumuza, devlet kurumlarında görülene benzer bir şekilde, diğerkâmlık ve “mahviyet” kültürü hâkim olmuş olsa da günümüzde bunun örneklerini kolayca bulabileceğimizi söylemek oldukça zor.

Birliğin sırrı, “eksikliğini” bilmekte yatıyor aslında. Yani kendini bilmekte. Eksiksiz olduğunu, her şeye tek başına güç yetirebileceğini düşünen insan, ciddi bir yanılgı içindedir. Eksikliğini örtmeye çalışan da öyle. Bilgisizliğini, yeteneksizliğini, güçsüzlüğünü veya başka zaaflarını gizleyen yahut görmezden gelen insan hüsrana uğramaya, eninde sonunda hayal kırıklığı yaşamaya mahkûmdur. Toparlarsak hepimiz eksiğiz. Bunun bilincinde olduğumuz ölçüde eksiklerimizi tamamlamanın yollarını da keşfedeceğiz.

Birlikten sadece “kuvvet” zuhur etmez

Etrafımızdaki tekevvünden ve özellikle de canlılardan alacağımız önemli bir ders daha vardır ki bunu, “Bütünün, parçalarının toplamından daha fazla bir şey olması” şeklinde ifade edebiliriz. Birbirine uyumlu ve “sinerji” içinde bir birliktelik kurmuş birimlerden oluşan topluluklarda, topluluğu oluşturan bireylerin tekil özelliklerinin toplamından çok daha fazla özellik ortaya çıkar. Bu olaya, zuhur (emergence) adı verilir.

Birlikten kuvvet doğduğu doğrudur. Ama esas birliktelik, “akıl doğuran” birlikteliktir. Ruhbilimci Carl Jung, hayvan sürülerinin kalabalıklaştıkça daha akıllı davranışlar sergilediklerini ve türlerinin faydasına olan seçimlerin peşinden gittiklerini vurgularken, insanlarda bunun tam tersi olduğuna dikkat çeker. Zira insan toplulukları kalabalıklaştıkça karar verme ve faydalı davranış sergileme kabiliyetinin azaldığını görürüz. Akıl ve muhakeme yeteneği hayvanlara göre tartışmasız çok daha üstün olan insanoğlunun oluşturduğu topluluklarda böyle bir durum ortaya çıkması nasıl açıklanabilir?

Muhtemel bir açıklama, “kuvvet birliği” yaklaşımında gizlidir. İnsan birliktelikleri, çoğunlukla salt “kuvvet” doğurmak, daha büyük bir kuvvete sahip olmak üzere bir araya gelir veya getirilir. Burada topluluğu oluş - turan bireyler, iş birliğinden ve eksikliklerini gidermekten ziyade “kuvvet birliği” mantığıyla bir arada bulunurlar. Dolayısıyla çoğu kez bu kuvvet, nihayetinde topluluğun kendisine zarar verir. Bu tip bir birliktelik uzun süre işlemez ve bir zuhurat oluşturmaz. Çünkü “doğal” değildir.

Eksikliğinin farkında, istişare ve ortak hareket ruhu ile bir ideal etrafında kenetlenmiş insanlar, tabiatta gördüğümüze daha yakın bir birlikteliği ancak tesis edebilirler. Bu durumda uzun soluklu hedeflere varabilmek ve bireylerin tek tek kabiliyetlerinin çok üzerinde başarılar elde edebilmeleri de mümkün hâle gelir. Tabiidir ki böyle bir birliktelik, ancak aşkın bazı amaç ve hedeflerin var olduğu insan topluluklarında gözlenebilir.

Bireyselciliğin zirveye ulaştığı günümüz kültür ortamında, insanların bu türden birliktelikler içinde bulunması kınanır veya küçük görülür. Bireysel başarılar kutsanırken; toplu hareketler, “birey olmanın önünde engel” olarak görülür. Elbette her insan, her topluluğun içinde aynı şekilde “aradığını” bulamaz. Zira her insanın kabiliyetleri ve özellikleri farklıdır. Fakat kendilerini topluluklar içinde daha rahat ifade edebilen insanların var olduğunu da gözden çıkartmamak ve “bireyselliği”, kayıtsız şartsız herkese dayatılması gereken bir “evrensel şart” olmaktan çıkartmamız gerekir diye düşünüyorum.

Kısacası birliktelik, “akıl doğurduğu” sürece faydalıdır ve doğaldır. Sadece kuvvet için bir araya gelen insanların uzun vadede faydalı bir sonuç doğurması da işte bu nedenle pek mümkün olmuyor. Bu nedenle böyle birleşmelerin neticesinde elimizde büyük bir yıkım kalıyor çoğu zaman…


*Bu yazının başlığı yazardan bağımsız editoryal olarak hazırlanmıştır.

Başlıklar :Genç motto
Yorumlar
Avatar

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.

Sayfa Sonu
GZT
GZT Haberin Sosyal Hali.

Gündemi en anlaşılır, en hızlı ve en görsel haliyle takip etmeye hazır mısınız? GZT özel video içerikleri, nitelikli infografikleri ve fark yaratan yayıncılık anlayışıyla size sıradan haber sitelerinin ötesinde bir deneyim sunuyor. Politikadan kültüre, teknolojiden spora kadar hayatın her alanına dokunan içeriklerle, doğru bilgiye keyifli bir arayüzle ulaşın. Dijital yayıncılığın yeni yüzü GZT ile dünyaya farklı bir pencereden bakın.

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

GZT dünyası her an yanınızda! GZT mobil uygulaması ile son dakika gelişmelerine ve özel içeriklere anında erişin. Sadece haber okumayın; izleyin, keşfedin ve paylaşın. iOS, Android ve Huawei cihazlarınıza kolayca indirebileceğiniz uygulamamızla gündemi cebinize sığdırın. Şimdi indirin, haberdar olmanın en keyifli halini kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mahallesi Fetih Caddesi No:6 Dk:1 Topkapı, Zeytinburnu / İstanbul[email protected](0 212) 612 29 30

Albayrak Medya Siteleri
YASAL UYARI

YASAL UYARI BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BIST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026