Serkisof ve köstekli saatin zamana direnen hikâyesi

Bir cep saatini kullanmak, günümüzün hızlı tüketim alışkanlıklarına ince bir meydan okuma olarak görülmeli. Telefon ekranına dokunup saniyeler içinde saati görmek varken; kişi cebine uzanıp zinciri takip ediyor, saati avucuna alıyor, düğmeye hafifçe basıp kapağı açıyor. Bu eylemler dizisi, zamana dair farkındalığı artırmakta.
Saat takmak, insanın zamanla kurduğu sıkı bağın bir göstergesidir. Her an kolunda zamanı kovalayan bir ritmin varlığıyla yaşamayı alışkanlık hâline getirenler için saat; sıradan bir aksesuar olmanın ötesinde, yaşama biçiminin bir parçasıdır.
Köstekli saatin hikâyesi, 16. yüzyıla, ilk taşınabilir saatlerin ortaya çıkışına uzanıyor. Başlangıçta mücevherden farksız, sanat eseri niteliğindeki bu nesneler; zamanın yalnızca soyluların ve zenginlerin erişebildiği bir lüks olduğu dönemlerde boyunlarda veya zincirlerle belde taşınmaya başlamış. 19. yüzyılın sonlarına doğru Serkisof, bu hassas zanaatın İstanbul'daki en parlak temsilcilerinden biri olarak ortaya çıkıyor.
Osmanlı başkentinin karmaşık ve renkli ticaret hayatında, Pera'nın zarif dükkânlarında Serkisof markası bir kalite ve güven simgesi hâlini almış. İsviçre mekanizmalarının dakikliğini Doğu'nun ince zevkiyle buluşturan bu saatler, bir dönemin ruhunu yansıtıyor. Her bir Serkisof saati; tıpkı İstanbul gibi iki kıta arasında köprü kuran bir kültürün, ticaretin ve estetik anlayışın küçük bir yansıması.
Reklam
Bir cep saatini kullanmak, günümüzün hızlı tüketim alışkanlıklarına ince bir meydan okuma olarak görülmeli. Telefon ekranına dokunup saniyeler içinde saati görmek varken; kişi cebine uzanıp zinciri takip ediyor, saati avucuna alıyor, düğmeye hafifçe basıp kapağı açıyor. Bu eylemler dizisi, zamana dair farkındalığı artırmakta. Mekanizmanın içindeki incecik çarkların, yayların ve dengelerin uyumu, saatin fiziksel varlığında hissediliyor. Paslanmaz çeliğin serinliği, gümüş veya altın kaplamanın ağırlığı, mine kadranın parıltısı...
Bu saati taşıyan kişi, kalabalığın arasında fark edilmeyi belki beklemiyor ama onun bu tercihi, incelikli bir mesaj taşıyor. Bu mesaj; geçmişe duyulan saygıyı, detaylara verilen önemi ve aleladeliğe karşı duruşu anlatıyor. Bir takım elbisenin veya yeleğin cebinde sarkıtılan köstek; kıyafeti tamamlayan bir aksesuar olmanın ötesine geçip kişiliğin bir uzantısı hâline geliyor.
Kullanıcı, bu seçimiyle zamanın ruhuna farklı bir pencereden bakmayı tercih ettiğini göstermiş oluyor. O, dakikaların kölesi olmaktansa zamanın kendisini arkadaş edinen biridir artık. Bir cep saatine sahip olmak, bir alete sahip olmaktan çok farklı bir duygu. Hele de kurulan bir saatse; onu her kurduğunuzda, zamanı ölçen bu mekanizmanın aslında ne kadar kırılgan ve aynı zamanda ne kadar güçlü olduğunu hissediyorsunuz.
Onu bir sonraki nesle aktarma fikri, kullanıcının zihninde belki de hiç dile getirilmemiş bir düşünce olarak yer ediyor. İşte bu düşünce, saate atfedilen değeri daha da artırıyor. O, anlık bir tüketim nesnesi değil, bir miras. Sahibinin öyküsünü, zevkini, duruşunu taşıyan bir emanet. Serkisof'un atölyesinden çıkmış bir saat, üstündeki tren motifiyle zamanın ritmini işaret ediyor ve üzerinden yüz yıl geçse bile hâlâ bir cebin içinde sıcaklığını koruyor. Bu aynı zamanda zamana meydan okumaktır.
Reklam
İşte bu yüzden; bilekte değil de cebin karanlığında, kösteğin ucunda parıldayan bir saat, taşıyıcısına sıradanlığın dışında bir yer açıyor. Bu, sadece zamanı öğrenme biçimi değil, bir hayatı anlamlandırma biçimidir. Yedi yaşımdan bu yana kol saati takarım. Uzun yıllardır da çantamda köstekli bir saatim var. Çoğu zaman çantamı açıp köstekli saatimin düğmesine dokunup yavaşça kapağı açılan saatime bakmayı büyük bir keyif hâli olarak görüyorum. Böylece saate bakmayı sıradan bir eylem olmaktan çıkarıp geçmişin kalbine dokunulan bir merasime dönüştürüyorum. Köstekli saat, her hâli ile bu merasimin en önemli aktörü olmayı uzun yıllardır hakkıyla yerine getiriyor.
Bu yazının başlığı yazardan bağımsız editoryal olarak hazırlanmıştır.
Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.