Anadolu'yu mayalayan ülke: Özbekistan

Haber Merkezi, Haber Merkezi
15:00, 14/06/2024, Cuma
CategoryMecra
Diğer
Anadolu'yu mayalayan ülke: Özbekistan
İmam Buhârî, İmam Mâturidî, Bahâeddin Nakşibend ve daha birçok önemli şahsiyetin medfun bulunduğu Özbekistan, Anadolu İslam kültürünü besleyen pek çok damarın kaynağıdır.

30 milyonluk nüfusu Özbekistan’ı Orta Asya cumhuriyetleri arasında birinci sıraya yükseltmektedir. Ülkeye başkentlik yapan Taşkent, eskiyle yeninin ustaca harmanlandığı, yemyeşil ve ferah bir şehir. Ancak Özbekistan’ın asıl tarihî ve kültürel zenginliği başlıca üç şehirde toplanır: Hive, Buhara ve Semerkand. Şimdi, sırasıyla bu İslam şehirlerinin bağırlarında sakladıklarına yakından bakalım.

Orta Asya
cumhuriyetleri arasında, tarih ve kültür açısından en zengin mirasa sahip ülke, hiç şüphesiz
Özbekistan’dır
.
İmam Buhârî,
İmam Mâturidî, Bahâeddin Nakşibend
ve daha birçok önemli ismin medfun bulunduğu
Özbekistan
,
Anadolu İslam kültürünün
de menbaı ve mayasıdır. Kullanılan kelimelerden yaşayan kültüre, inançlardan misafirperverlik ve sıcaklığa, Özbekistan
“ata yurdu”
tabirine birebir uyan bir ülkedir.
  • Kuzeyde Kazakistan, güneyde Afganistan, güneydoğuda Tacikistan, kuzeydoğuda Kırgızistan ve güneybatıda Türkmenistan ile sınır olan Özbekistan, 447.400 kilometrekarelik yüzölçümüyle, dünyanın 56. büyük ülkesidir. Bu konumu ile Özbekistan, dünyadaki iki “çifte içeri” (açık denize kıyısı olmayan komşularla çevrili, açık denize kıyısı olmayan ülke) devletten biridir (diğeri de Avrupa’daki Liechtenstein Prensliği’dir.)



30 milyonluk nüfusu
ise Özbekistan’ı
Orta Asya cumhuriyetleri
arasında birinci sıraya yükseltmektedir. Ülkeye başkentlik yapan
Taşkent
, eskiyle yeninin ustaca harmanlandığı, yemyeşil ve ferah bir şehir. Ancak
Özbekistan’ın
asıl tarihî ve kültürel zenginliği başlıca üç şehirde toplanır:
Hive, Buhara ve Semerkand.
Şimdi, sırasıyla bu
İslam
şehirlerinin bağırlarında sakladıklarına yakından bakalım.
  • Özbekistan’ın en batısındaki Harezm eyaletinde yer alan Hive, 10 metre yüksekliğinde ve 5-6 metre kalınlığında briket surlarla çevrili, klasik bir eski şehir. Sur içindeki kısma Özbekler “İçan-Kala” yani “İç Kale” ismini vermişler.

Ana kapıdan içeriği girdiğiniz andan itibaren sizi sarıp sarmalayan tarihî ve kültürel doku karşısında hayranlığa ve hayrete kapılmamak imkânsız.
1512’den
1920’ye
kadar
Harezm
bölgesini yöneten
Hive Hanlığı’na
başkentlik yapan bu tarihî şehir, o dönemlerden günümüze kalmış çok sayıda anıt esere ev sahipliği yapıyor. İsmini yakınlarda bulunan ünlü
Hivak Kuyusu’ndan
aldığı düşünülen
Hive
, tarih boyunca
doğu-batı istikametinde gidip gelen kervanların
güzergâhında yer almış. Bunun doğal sonucu olarak da ticaret, ipek işçiliği, kumaş ve baharat,
Hive’de
her zaman dünyaya pazarlanan bir ürün olmuş. Bugün de turistik atölyelerde ipeğin nasıl işlendiğini, dokunduğunu ve birbirinden muhteşem eserlere dönüştürüldüğünü yakından izlemek mümkün.

Hive
,
turkuvaz
renkli minareleri ve onları tamamlayan kubbeleriyle meşhur. Bunlardan ilki, surların batı girişinin hemen yanında yer alan
Kalta Minare
. Hive hükümdarı Muhammed Emin Han tarafından yaptırılan ve
7
0 metre olması öngörülen minare
,
Muhammed Emin Han 1855’te
bir suikasta kurban gidince yarım kalmış. Kalta, “yarım” demek zaten.
Kalta Minare
, Hive’nin sembolü konumundadır.

45 metre yüksekliğindeki ikinci büyük minare,
Hive hükümdarı Rahim Han’ın
veziri
İslam Hoca tarafından 18. yüzyılda yaptırıldığı
için onun adıyla anılıyor. Üçüncü minare ise
Hive Cuma Camii
’nin yanı başında bulunuyor.
212 ahşap sütun üzerinde yükselen Cuma Camii,
10. yüzyılda
inşa edildikten sonra tekrar yapılarak günümüze ulaşmış. Caminin içindeki sütunlardan altısı ilk günden kalma. Sütunlardaki ahşap işçiliği ise insanı hayran bırakacak türden.
Hive Cuma Camii,
günümüzde müze statüsünde olduğundan içeride ayakkabıyla geziyorsunuz. Özellikle bu durum ve sütunların yoğunluğu, akıllara Endülüs’teki
Kurtuba Camii’ni
getiriyor.

Hive’den ayrılmadan önce -ki hemen ayrılmak da kolay değildir- hanların sarayını,
Muhammed Rahim Han Medresesi’
ni,
Allah Kulu Han Medresesi
’ni,
Özbekistan’ın millî kahramanlarından Pehlivan Mahmud
’un görkemli türbesini ve sokak aralarındaki şirin boşlukları merakla gezmeniz tavsiye edilir. Gözleriniz, mutlaka çarpıcı sürprizlerle karşılaşacaktır.


Birçok yönden İslam tarihinin en önemli şehirlerinden
Buhara
, Özbekistan’ın orta kesimindedir. Tarihî
“İpek Yolu”
nun duraklarından biri olan
Buhara
,
2 bin yıldan
daha eski bir maziye sahiptir.
Ortaçağ İslam şehirlerinin
klasik bir prototipi olarak, Buhara sokaklarında dolaşırken âdeta hangi zamanda yaşadığınızı şaşırırsınız. Ancak asıl sürpriz, eski şehrin merkez noktasına ulaştığınızda karşınıza çıkar:
Karahanlı Devleti'nin
hükümdarlarından
Arslan Han’ın
1121’de inşa ettirdiği -ancak daha sonra yeniden yapılan-
Kalan Camii.
Yanındaki 45 metrelik dev minaresi ve tam karşısındaki
Mir Arab Medresesi
ile
Buhara
başınızı döndürecektir. Bu küçük meydan,
Buhara’nın
âdeta kimliği ve fotoğrafıdır.


Nakşibendi
silsilesini oluşturan isimlerden bazılarının mezarları da
Buhara
yakınlarındadır. Buhara halkının
“Yedi Evliya”
dediği bu kişiler sırasıyla
Abdulhâlik Gucduvânî,
Arif Rivegerî, Mahmud Fegnevî, Ali Remetanî, Muhammed Semmasî,
Seyyid Emir Külâl
ve
Bahâeddin Nakşibend’
dir. Bu tasavvuf erbabının kabirlerini sırayla ziyaret etmek, Buhara halkı arasında oldukça ciddiye alınan bir gelenektir. Şehre dışarıdan gelen misafirler de yine aynı şekilde sırayla buralara götürülür. Ziyaret, en son
“Kasr-ı Ârifân”
ismi verilen geniş bir külliyede medfun bulunan
Bahâeddin Nakşibend’
in kabrinde son bulur.

Özbekistan’ın üçüncü incisi
Semerkand
,
Timurlu Devleti'nin
başkenti olması hasebiyle, o dönemdeki ihtişamı bugüne bile taşıyan nadide bir şehirdir.
1370’te
Timur
tarafından ele geçirilerek yönetim merkezi hâline getirilen
Semerkand
, sonraki
100 yıl
boyunca birbirinden görkemli eserlerle donatıldı.
Uluğ Bey, Şirdar ve Tillekârî
isimlerini taşıyan üç dev medresenin birbirine baktığı ünlü
Registan Meydanı
,
Semerkand’ın
sembolüdür.
Hz. Abbas’ın oğlu Kusem
ve çok sayıda
Timurlu
üst düzey yetkilinin medfun bulunduğu
Şâh-ı Zinde Kabristanı
, Timur ve yakınlarının gömülü olduğu
Gûr-i Emir Kabristanı,
Timur’un çok sevdiği eşi
Bibi Hanım
adına inşa edilen devasa cami ve medrese… Hepsi de
Registan Meydanı’
na yürüme mesafesindedir.

  • Semerkand’ı özel kılan şeylerden biri ise İmam Mâturidî ve İmam Buharî’nin burada medfun bulunmasıdır. İmam Maturidî’nin kabri şehrin merkezinde, İmam Buharî’ninki ise kuzey taraftaki küçük bir köydedir. Semerkand’ı adımlarken bu iki önemli âlimin mezarlarını da ziyaret etmekle Özbekistan ile Anadolu’nun birbirine aslında ne kadar yakın ve aşina olduğunu da bir kez daha hatırlatıyor insana. Bu yakınlık ve aşinalık, iki ülke halklarının adeta tek parça ve tek yürek olduğunun tarihî bir ispatı sadedinde.

Özbekistan
dendiğinde, bu güzel insanların misafirperverliklerinin ve ikramseverliklerinin anılmaması olmaz. Sadece
“Özbek pilavı”
ve kendilerine özgü ekmekleri değildir Özbekleri misafirperver yapan.
Dünyada belki de hiçbir halka benzemeyen bir biçimde,
Özbekler
ikram etmeyi, yedirmeyi, misafir ağırlamayı, evlerini yabancılara açmayı çok severler.
Buhara
,
Semerkand, Hive, Taşkent
… Hiç fark etmez, hangi
Özbek
şehrine yolunuz düşerse mutlaka sizi samimiyetle konuk etmek isteyecek birilerini bulursunuz. Bunu da öylesine bir coşku ve heyecanla yaparlar ki evlerine misafir olduğunuzda onlara iyilik yapmış olduğunuzu hissedersiniz.
  • Ev sahibi misafir ağırlayarak görevini yerine getirirken, misafir olmak da yabancılar için bir görevdir: Görevi yerine getirmeye yardım etme görevi. Sofradan kalkılırken ev sahibi yeterince ikramda bulunamadığı için yine de üzgün ve mahzundur. İşin ilginç yanı, “her şeyin mükemmel olduğuna” ev sahiplerini ikna etmek de mümkün değildir. Misafirlerine sundukları hizmeti hiçbir zaman yeterli bulmazlar çünkü.

Özbekistan
, araya binlerce kilometre girmiş olsa da tarih ve kültür üzerinden kurulan köprülerin ülkeleri birbirine nasıl yaklaştırdığının canlı bir örneğidir. Yolunu
Buhara
,
Semerkand
ve
Hive’ye
düşürenler, bu cümlenin manasını ve doğruluğunu bizzat yaşayarak göreceklerdir.
Yorumlar
Avatar

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.

Sayfa Sonu
GZT
GZT Haberin Sosyal Hali.

Gündemi en anlaşılır, en hızlı ve en görsel haliyle takip etmeye hazır mısınız? GZT özel video içerikleri, nitelikli infografikleri ve fark yaratan yayıncılık anlayışıyla size sıradan haber sitelerinin ötesinde bir deneyim sunuyor. Politikadan kültüre, teknolojiden spora kadar hayatın her alanına dokunan içeriklerle, doğru bilgiye keyifli bir arayüzle ulaşın. Dijital yayıncılığın yeni yüzü GZT ile dünyaya farklı bir pencereden bakın.

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

GZT dünyası her an yanınızda! GZT mobil uygulaması ile son dakika gelişmelerine ve özel içeriklere anında erişin. Sadece haber okumayın; izleyin, keşfedin ve paylaşın. iOS, Android ve Huawei cihazlarınıza kolayca indirebileceğiniz uygulamamızla gündemi cebinize sığdırın. Şimdi indirin, haberdar olmanın en keyifli halini kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mahallesi Fetih Caddesi No:6 Dk:1 Topkapı, Zeytinburnu / İstanbul[email protected](0 212) 612 29 30

Albayrak Medya Siteleri
YASAL UYARI

YASAL UYARI BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BIST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026