Siyonizm destekçisi Yale Üniversitesi'nin ardındaki karanlık miras

Gazze protestolarında öğrencileri hedef alan yönetimiyle gündeme gelen Yale Üniversitesi'nin tarihi, yalnızca akademik başarılarla değil; sömürgecilik, köle ticareti ve tartışmalı servet iddialarıyla da dolu...
Gazze Savaşı’nın başında protesto eylemlerine katılan öğrenciler, Siyonizm destekçisi Yale Rektörlüğü tarafından büyük bir zorbalığa maruz kalmıştı. Bu durum vicdanlı akademisyenler ve öğrenciler için hayal kırıklığıydı. Oysa Yale Üniversitesi'nin tarihine baktığımızda, bu durumun hiç de şaşırtıcı olmadığını anlıyoruz.

Dünyanın en saygın yükseköğretim kurumları arasında gösterilen Yale Üniversitesi’nin geçmişine bakıldığında, ihtişamlı akademik başarıların gölgesinde kalmış oldukça tartışmalı bir hikâye ile karşılaşılır.
Fakat tabloya dikkatle bakıldığında, gözler ister istemez arka plandaki küçük siyahi çocuğa çevrilir. Boynundaki tasma ve elindeki şarap sürahisi, dönemin toplumsal düzeni hakkında uzun açıklamalardan daha fazlasını anlatmaktadır. O çocuk, Yale ailesinin yükseliş hikâyesinin arkasında yatan sömürge düzenini ve köle emeğini hatırlatan sessiz bir tanık gibidir. Bu nedenle tablo yalnızca bir evlilik anlaşmasını değil, aynı zamanda büyük bir servetin hangi şartlar altında oluştuğunu da sorgulatır.

Elihu Yale, Hindistan’a gittiğinde henüz yirmili yaşlarının ortasındaydı. İngiliz Doğu Hindistan Şirketi bünyesinde başladığı kariyerinde kısa sürede yükselmeyi başardı. Ticaret ağlarını genişletti, yerel yöneticilerle ilişkiler kurdu ve kısa zamanda bölgenin en etkili İngiliz isimlerinden biri hâline geldi. Ancak bu yükseliş yalnızca ticari başarılarla açıklanamazdı. Sömürge düzeninin sunduğu imkânlar, yerel halkın emeği ve İngiliz gücünün sağladığı ayrıcalıklar onun servetinin temel taşlarını oluşturuyordu.

Doğu’dan gelen pamuk, baharat, ipek ve çeşitli hammaddeler Avrupa pazarlarına taşınırken elde edilen büyük kazançlar Yale’in servetini katladı. Daha sonra Atlantik dünyasındaki ticaret ağları ve kölelik sisteminden doğan ekonomik imkânlar da bu zenginliğin büyümesine katkıda bulundu. Serveti arttıkça adı yalnızca tüccar olarak değil, bağışçı ve eğitim hamisi olarak da anılmaya başladı.
- Bugün dahi Yale Üniversitesi’nin çeşitli yayınlarında ve birçok Batılı kaynakta Elihu Yale’den “hayırsever”, “koleksiyoncu” ve “eğitim destekçisi” sıfatlarıyla söz edilir. Ancak bu anlatının arka planında daha karmaşık bir tablo bulunmaktadır. Çünkü Yale’in kariyeri boyunca yolsuzluk iddialarıyla karşı karşıya kaldığı ve nihayetinde Doğu Hindistan Şirketi tarafından görevinden uzaklaştırıldığı bilinmektedir.
Madras’taki valilik dönemi ise onun mirasının en tartışmalı bölümlerinden biridir. İngiliz sömürge yönetiminin çıkarlarını korumak adına sert uygulamalara başvurduğu, yerel halkın yaşadığı sıkıntılara kayıtsız kaldığı ve otoritesine meydan okuyanlara karşı acımasız yöntemler kullandığı yönünde çok sayıda kayıt bulunmaktadır. Hatta bazı olaylarda yalnızca Hintlilere değil, kendi yönetimine karşı çıkan İngilizlere karşı da son derece sert davrandığı aktarılır.
Bugün Yale Üniversitesi dünya çapında bilimsel başarılarıyla anılıyor olabilir. Ancak üniversiteye adını veren kişinin hikâyesi incelendiğinde, modern dünyanın en prestijli kurumlarından bazılarının arkasında sömürgecilik, köle emeği ve tartışmalı servetlerin bulunduğu gerçeği de bütün açıklığıyla ortaya çıkmaktadır.
Bugün bazı tarihçilerin Hindistan’da köle ticaretinin onun emriyle son buldu iddiası ise bir palavradan ibaret yalnızca. Babür Şahının zorlamasıyla bu karar İngilizlerce alınmış ve bölge valilerinden Yale kişisel serveti zarar görmesi nedeniyle bu karardan en fazla rahatsız olan isimlerin başında geliyordu.
Yale'in kişisel hayatı ise utanç verici düzeydeydi.
Önce en yakın arkadaşı öldü, sonra onun eşiyle evlendi ve servetini elinden aldı. Ardından karısını İngiltere’ye yollayarak son derece gayriahlaki bir hayat şekli benimsedi.
Evlilik yoluyla servet edinmenin cazibesini fark eden Yale, bu kez zengin bir elmas tüccarı Yahudi’nin ölümünden hemen sonra dul eşiyle evlendi ve ilk evliliğinden farklı bir hayat şekli benimsemedi.
Zaten hayırseverliği de bundan ileri geliyordu. İsminin o kadar kötü bir ünü vardı ki ABD’de rahat ticaret yapabilmesi ve geçmişinin lekelerini gizleyebilmesi için mütemadiyen yardımlar yapmaya başladı.
Önceleri bir yardım meleği gibiydi. Kolejlerin kurulması, üniversitelere bağış yapılması gibi hatırlı işlerin aranan ismi Yale idi; ama ABD’li yetkililer kısa sürede çevirdiği dümenleri fark ederek ondan ülkesi İngiltere’ye dönmesini isteyecekti. Yine de hayırseverliği göz önüne alınarak servetini ülkesine taşımasına izin verildi.
Şimdi Yale Üniversitesi akademisyenleri ve öğrencileri kendilerine şunu soruyor:
Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.