Beyaz ülke: Lübnan

Haber Merkezi
09:35, 29/06/2026, PazartesiG: Güncelleme: 09:35, 29/06/2026, Pazartesi
CategoryMecra
Mecra
Beyaz ülke: Lübnan
Beyaz ülke Lübnan.

Fenikelilerden itibaren Ortadoğu coğrafyasının en önemli ve ihtimam gösterilen noktalarından biri olan Lübnan, tabiat güzelliklerinin tarihî derinliğe eşlik ettiği, üst üste katmanlar halinde kültürel mirasın hâlâ canlı biçimde seyredilebildiği bir ülke. Yolu Lübnan’a düşeceklere bir nevi rehber de olsun diye en kuzeyden güneye, bu güzel ülkenin bağrında sakladığı bazı güzelliklere işaret edelim

Ortadoğu’nun
en küçük ülkelerinden biri olan
Lübnan
,
10 bin 542 kilometrekarelik
bir alana yayılan yüz ölçümüyle aynı zamanda
Asya
karasının da en küçük bağımsız devletidir. Kapladığı fiziksel alanın mütevazı ölçülerine rağmen
Lübnan
,
18 ayrı din ve mezhebin
iç içe yaşadığı, nazik dengeler üzerinde ayakta duran, son derece renkli ve kozmopolit bir ülkedir. Çeşitli mezhepleriyle
Hristiyanlar
,
Sünnîler
,
Şiîler
,
Dürzîler
ve diğerleri, yüzyıllardır
Lübnan’ı
diğer tüm ülkelerden farklı ve özgün kılan rengârenk mozaiğin parçalarıdır.
  • Lübnan’da en son nüfus sayımı, Fransız mandası döneminde, 1932’de yapılmıştır. O zamandan günümüze, Lübnan’da kaç kişinin yaşadığı bilinmiyor. Bazı tahminler, Lübnan’ın nüfusunun 6 milyona yaklaştığını ifade etse de resmî sayım yapılamadığı için kesin sayıyı bilmek mümkün değil.
1943'te ilân edilen bağımsızlık sonrası Lübnan Parlamento Binası'nın önünde toplanan Lübnanlılar.
1943'te ilân edilen bağımsızlık sonrası Lübnan Parlamento Binası'nın önünde toplanan Lübnanlılar.
Lübnan’da nüfus sayımı yapılmamasının,
Fransızların
o dönemde kurduğu siyasî yapıyla yakından alakası var.
1923’ten 22 Kasım 1943’teki
bağımsızlığa kadar, tam
20 yıl
boyunca
Lübnan’ı
manda yönetimiyle idare eden Fransızlar,
1930’l
arın başında, ülkedeki farklı din ve mezheplerin birbiriyle çatışmaması adına bir düzenleme getirmişti. Buna göre Lübnan cumhurbaşkanları
Katolik Mârûnî Hristiyanlardan
, başbakanlar
Sünnî Müslümanlardan
, meclis başkanları da
Şiî Müslümanlardan
seçilecekti. Bu dağılım,
Lübnan’ın
o dönemki nüfusuna göre yapılmıştı.
1930’larda Hristiyanlar
çoğunluğu teşkil ettiği için cumhurbaşkanlığı
Hristiyanlara
verilmişti örneğin. İkinci sırada
Sünnî Müslümanlar
geldiğinden başbakanlık onlara kalmış, nihayet üçüncü sıradaki
Şiî Müslümanlara
da meclis başkanlığı taksim edilmişti. Aradan geçen zamanda nüfus oranları değişmesine rağmen, sırf bu siyasî düzenleme olduğu gibi kalsın ve zaten ip üstünde yürüyen ülkede dengeler yerinden oynamasın diye
1932’deki
son nüfus sayımıyla yetinilmektedir.
İç Savaş ateşi tutuşurken...
Mecra
İç Savaş ateşi tutuşurken...
Fransızların kurduğu sistemin günümüze yansıyan bir sonucu olarak Arap dünyasında, devlet başkanlığını bir Hristiyan'ın yaptığı tek ülke Lübnan’dır.
Lübnan’ın
ismi, bu güzel ülkenin olağanüstü tabiat güzelliklerini yansıtır. Sözlüklerin ve tarihî kaynakların verdiği bilgiler,
“Lübnan”
kelimesinin eski İbraniceden Arapçaya, oradan da diğer dillere yayıldığını gösteriyor.
  • Levanon (İbranice), Lübnân (Arapça), Lübnan (Türkçe), Lebanon (İngilizce), Liban (Fransızca) kullanımlarında da görüldüğü gibi ülkenin ismi, her dilde yaklaşık olarak birbirinin aynısıdır. Mana da ortaktır:
    Beyaz ülke
    . (Aynı kökten gelen “leben” kelimesi, günümüz Arapçasında ayran anlamındadır, ancak “süt” kelimesinin de direkt karşılığıdır. Artık Türkçeleşmiş bulunan “labne peyniri” de ismini, bembeyaz renginden alır.)
Lübnan’a neden
“beyaz ülke”
dendiğini araştırdığımızda ise karşımıza ülkenin sırtını yasladığı karlı ve ulu dağlar çıkar. Gerçekten de kuzeyden güneye,
Lübnan’ın doğu kesimleri yüksek dağlarla
kaplıdır. Bu dağların zirveleri ise yılın önemli bir bölümünde
bembeyazdır
. Lübnan’ın yıl boyu fotoğraflarını çeken bir kimse, elindeki karelerin çoğuna
beyaz
rengin hâkim olduğunu gülümseyerek fark edecektir.
Lübnan'ın karla kaplı dağları.
Lübnan'ın karla kaplı dağları.
Ta
Fenikelilerden
itibaren
Ortadoğu
coğrafyasının en önemli ve ihtimam gösterilen noktalarından biri olan
Lübnan
, tabiat güzelliklerinin tarihî derinliğe eşlik ettiği, üst üste katmanlar halinde kültürel mirasın hâlâ canlı biçimde seyredilebildiği bir ülke. Yolu
Lübnan’a düşecekler için
bir nevi rehber de olsun diye en kuzeyden güneye, bu güzel ülkenin bağrında sakladığı bazı güzelliklere işaret edelim.
Lübnan’ın
kuzey kesimindeki en önemli
şehir
, yüzyıllardır aynı zamanda işlek bir liman olarak da faaliyet gösteren
Trablus
şehridir.
Mare Nostrum’da iki Trablus’un hikâyesi
Mecra
Mare Nostrum’da iki Trablus’un hikâyesi
Trablusşam.
Trablusşam.
İslâm dünyasındaki iki Trablus’tan biridir burası. Diğeri, Libya’nın başkentidir malum. Bu ikisini birbirinden ayırt etmek için Libya’dakine Trablus-u Garbî (Türkçede kısaca: Trablusgarb), Lübnan’dakine de Trablus eş-Şâm denmiş. Günümüzde bu kullanım, yalnızca Lübnan’daki Trablus için geçerli. Libya’nın başkentine Trablus deniyor, Lübnan’daki kardeşine ise Trablusşam. Türkçede ise bu ayrım genellikle bilinmediğinden, her ikisi de Trablus tesmiye olunuyor.
Sultan İkinci Abdülhamid’
in tahta çıkışının
25’inci yılı
anısına,
1902
ve civarında imparatorluğun dört bir yanına inşa edilen saat kulelerinden biri de
Trablus’ta
bulunuyor. Geçirdiği ciddi restorasyonların ardından günümüze oldukça sağlam biçimde ulaşan
kule
, uzun
Osmanlı asırlarının
tatlı bir hatırası olarak ziyaretçilerini selamlıyor.
Sultan İkinci Abdülhamid’in tahta çıkışının 25’inci yılı anısına Trablus'ta yaptırılan saat kulesi. Bu tarihî saat kulesi, şehrin sembol yapılarındandır.
Sultan İkinci Abdülhamid’in tahta çıkışının 25’inci yılı anısına Trablus'ta yaptırılan saat kulesi. Bu tarihî saat kulesi, şehrin sembol yapılarındandır.
Filistin’e Hanzala’yı hediye eden çizer: Naci el-Alî
Mecra
Filistin’e Hanzala’yı hediye eden çizer: Naci el-Alî
  • Trablus eski çarşılarını adımlarken göreceğiniz Cami-i Kebir, Taynal Camii, Mevlevihane ve çok sayıda eski medrese, sizleri Eyyûbî, Memlûk ve Osmanlı medeniyetlerinin izlerinde uzun soluklu bir gezintiye çıkaracak. Türk kahvesini çok seven Trablus halkının yemek ve tatlı konusundaki tercihleri de bizimkine oldukça yakın.
Memlûkler tarafından inşa edilmiş Cami-i Kebir.
Memlûkler tarafından inşa edilmiş Cami-i Kebir.
Güneye doğru
yolumuza devam ederken, bir kolyedeki inci taneleri gibi
Akdeniz’in
kıyısına sıra sıra dizilmiş kasabalar göreceğiz. Bunlardan en önemli ikisi
Cubeyl
ve
Cunye
.
Her ikisi de
Fenikelilerden
kalma birer liman şehri olan bu kasabalar,
Osmanlı
döneminde özenle muhafaza edilmiş.
Cubeyl’de Sultan Abdülmecid’in
emriyle inşa edilen şirin cami, hâlâ duruyor ve Sultan’ın adıyla anılıyor.
Cunye
ise hep bir sayfiye ve dinlenme mekânıymış. “
Feylesof
” namıyla bilinen ünlü şairimiz
Rıza Tevfik Bölükbaşı
, yakın dostu
Ürdün Kralı Abdullah
’ın danışmanı olarak görev yaptıktan sonra,
1934-36
arasında burada yaşamış mesela.
Ve nihayet Beyrut’tayız. 1975-90 arasında tam 15 yıl süren yıkıcı iç savaş öncesinde “Doğunun Paris'i” olarak bilinen, deniz ve dağların birbiriyle kucaklaşıp eşsiz bir kıvam oluşturduğu, barındırdığı çeşitlilik ve zenginlikle modası hiç geçmeyecek bir şehir burası… “Beyrut” kelimesinin eski İbranicede “Beerot” yani “kuyular” kelimesinden türediği varsayılıyor.
Bir ülkenin adım adım yıkımına doğru…
Mecra
Bir ülkenin adım adım yıkımına doğru…
Beyrut'un sahilden görünüşü.
Beyrut'un sahilden görünüşü.
Eski dönemlerde gerçekten de
Beyrut’un
içinde ve çevresinde sayısız kuyu ve su kaynağı varmış. Sırtını yasladığı ulu dağları düşününce, bu durum oldukça tabii. Bugün plansız yapılaşma, aşırı nüfus ve siyasi problemler nedeniyle ihmal edilmiş bir görüntüsü olsa da
Beyrut
hâlâ nefesleri kesecek kadar etkileyici bir şehir.
Merkezi
Akdeniz
kıyısına yakın olan
Beyrut’ta
, birçok eser birbirine yürüme mesafesinde. Arapçada “
Ravşa
” olarak isimlendirilen
“Güvercin Kayalıkları”
,
Muhammed el Emin Camii
,
Ömer Camii, Şehitler Meydanı
,
Hamra Caddesi
ve diğerlerini, aynı gün içinde yürüyerek gezmeniz ve görmeniz mümkün.
İhtişamlı duruşuyla Muhammed el-Emin Camii. Eski Başbakan Refik Hariri tarafından yaptırılan cami, 72 metre yükseklikte dört minareye sahiptir. Cami tamamlandıktan sonra, yanındaki kilisenin çan kulesinin yüksekliği de Hristiyanlar tarafından aynı seviyeye çıkarılmıştır.
İhtişamlı duruşuyla Muhammed el-Emin Camii. Eski Başbakan Refik Hariri tarafından yaptırılan cami, 72 metre yükseklikte dört minareye sahiptir. Cami tamamlandıktan sonra, yanındaki kilisenin çan kulesinin yüksekliği de Hristiyanlar tarafından aynı seviyeye çıkarılmıştır.
Biraz daha vakit ayırırsanız, şehrin kuzeyindeki yeraltı
mağaralarında
(
“Ceita”
olarak bilinir) sandalla gezintiye de çıkabilirsiniz. Geçtiğimiz yüzyılın ilk yarısında keşfedilen mağaralar, aynı zamanda
Beyrut’un
içme suyunu sağlayan ana kaynaklar.
  • Beyrut’tan aşağı doğru devam ettiğimizde, yine iki tarihî şehir görürüz: Sayda ve Sûr. Fenikelilerin liman şehirleri olan bu yerleşimler, geçtiğimiz yıllarda İsrail’in saldırıları nedeniyle dünyanın siyasî gündemine de girmişti. Bugün ise nispeten sakin ve sessiz liman şehirleri görünümünde ikisi de. Sayda, Lübnan’ın sabun üretim merkezi. Sayda çarşılarında geleneksel usullerle üretilmiş bin bir çeşit sabuna rastlamanız sizi şaşırtmasın. Şehirde, bir sabun müzesi bile mevcut.
Sayda'nın denizden görünüşü.
Sayda'nın denizden görünüşü.
Lübnan
, elbette sadece kıyı şeridinden ibaret değil. Ülkeye ismini veren ulu dağları ve vadilerin kenarlarına serpiştirilmiş birbirinden muhteşem kasabaları da mutlaka görmelisiniz. Bunlar arasında
Beytuddin
,
Deyr el Kamer
ve
Bşarri
bilhassa önemli.
Beytuddin’de “Ortadoğu’nun Elhamra’sı”
olarak bilinen gösterişli bir saray mevcut.
Deyr el Kamer
, muazzam taş işçiliğiyle inşa edilmiş tarihî evleriyle ünlü.
Kadişa Vadisi
’nde kurulu
Bşarri
kasabası ise ünlü şair
Halil Cibran’ın
memleketi.
İki dünya arasında bir şair: Halil Cibran
Mecra
İki dünya arasında bir şair: Halil Cibran
Dağlara karşı Deyr el Kamer.
Dağlara karşı Deyr el Kamer.
1883
’te buradaki bir köyde dünyaya gelen
Cibran
,
1931
’de ölümünün ardından yine
Bşarri’de
, bir mağaranın içine defnedilmiş. Mezarı bugün müze olarak ziyaret edilebiliyor.
Halil Cibran'ın doğduğu kasaba Bşarri'de bulunan ve müze haline getirilen mezarı.
Halil Cibran'ın doğduğu kasaba Bşarri'de bulunan ve müze haline getirilen mezarı.
Ortadoğu’nun
onca karmaşa, kaos ve gürültüsü içinde
Lübnan
, birbirinden çarpıcı sürprizler sunuyor izleyenlere.
Beyaz Ülke
, aslında âdeta
Ortadoğu
denilen coğrafyanın küçük bir özeti konumunda. Zenginliği, gerilimleri ve çelişkileriyle…
Yorumlar
Avatar

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.

Sayfa Sonu
GZT
GZT Haberin Sosyal Hali.

Gündemi en anlaşılır, en hızlı ve en görsel haliyle takip etmeye hazır mısınız? GZT özel video içerikleri, nitelikli infografikleri ve fark yaratan yayıncılık anlayışıyla size sıradan haber sitelerinin ötesinde bir deneyim sunuyor. Politikadan kültüre, teknolojiden spora kadar hayatın her alanına dokunan içeriklerle, doğru bilgiye keyifli bir arayüzle ulaşın. Dijital yayıncılığın yeni yüzü GZT ile dünyaya farklı bir pencereden bakın.

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

GZT dünyası her an yanınızda! GZT mobil uygulaması ile son dakika gelişmelerine ve özel içeriklere anında erişin. Sadece haber okumayın; izleyin, keşfedin ve paylaşın. iOS, Android ve Huawei cihazlarınıza kolayca indirebileceğiniz uygulamamızla gündemi cebinize sığdırın. Şimdi indirin, haberdar olmanın en keyifli halini kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mahallesi Fetih Caddesi No:6 Dk:1 Topkapı, Zeytinburnu / İstanbul[email protected](0 212) 612 29 30

Albayrak Medya Siteleri
YASAL UYARI

YASAL UYARI BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BIST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026