Avrupa’da Moğolları temsil eden Nesturî bir Türk: Rabban Sauma

Kahraman Şakul
Kahraman ŞakulDerin Tarih Dergi Yazarı
10:00, 28/01/2026, Çarşamba • GZT Haber Merkezi
Avrupa’da Moğolları temsil eden Nesturî bir Türk: Rabban Sauma
Memlûklere Karşı Haçlı-İlhanlı İttifakı

Memlûklere Aynicâlût Muharebesi’nde (1260) yenildikten sonra İlhanlılar, Hıristiyan Avrupa ile ittifak arayışına girdi. Bağdat ile Papalık, Fransa ve İngiltere arasında elçilik heyetleri mekik dokumaya başladı. İlhanlılar doğudan, Haçlılar batıdan saldırırlarsa Müslümanları alt edebilirlerdi. İlhanlı-Haçlı diplomatik ilişkilerinde dikkat çeken karakterlerden biri de Nesturî bir Türk olan Rabban Bar Sauma’dır. Şayet İlhanlı elçisi sıfatıyla Roma’yı ve Paris’i ziyaret eden Rabban Sauma’nın gözlemlerini kaydettiği seyahatnâmesi günümüze ulaşsaydı, en az Marko Polo’nunki kadar meşhur olabilirdi.

Ortaçağ İslâm tarihinin en korkulu yılları herhâlde 1280’ler olsa gerek. Memlûklerin Moğol İlhanlıları Aynicâlût Muharebesi’nde (1260) yenmesinden sonra İlhanlılar ile Papalık, Fransa ve İngiltere arasında elçilik heyetleri mekik dokumaya başlamıştı. İlhanlılar doğudan, Haçlılar batıdan saldırırlarsa Müslümanları alt etmek mümkündü. O zaman Kudüs tekrar Haçlıların olabilirdi. İlhanlılar da Memlûk belasından kurtulurlardı. Zira tarihte Moğolları ilk kez yenen onlardı. Yetmezmiş gibi Moğol cephesini bölmek için Müslüman olan Altın Orda ile İlhanlılara karşı müttefiktiler.

14. yüzyıla ait bir İlhanlı kaftanı.
14. yüzyıla ait bir İlhanlı kaftanı.

İlhanlı-Haçlı diplomatik ilişkilerinde dikkat çekenlerden biri de Nesturî bir Türk’tür. Rabban Bar Sauma adlı bu kişi muhtemelen Öngüt Türk’ü idi (Uygur olduğunu söyleyenler de vardır). O devirde Marko Polo, Carpini ve Guillaume de Rubrouck (Rubrucklu Giyom) gibi İpek Yolu denilen ticaret güzergâhlarını takiben doğuya ulaşan ve seyahatlerine dair yazılı kanıt bırakan Avrupalılar iyi bilinir. Fakat, İlhanlı elçisi sıfatıyla Roma’yı ve Paris’i ziyaret edip izlenimlerini kâğıda döken Rabban Sauma pek bilinmez. Oysa muhtemel İlhanlı-Haçlı ittifakı görüşmelerinde en kayda değer gelişme onun elçiliğiydi.

Rabban Sauma’nın hikâyesi niçin göz ardı edilmişti? Galiba, elçiliği esnasında aldığı notlardan hareketle yazılı raporlarını/seyahatnâmesini hem İlhanlı hükümdarı Argûn’a (1284-1291) hem de Nesturî Patrikhanesi’ne sunmuş olmalıydı. Zira aslı elimizde olmasa bile ismi meçhul bir şahıs onun ve yoldaşı Markos’un hayat hikâyelerini Aramî dilinde yazmıştı. Bu eserde Sauma’nın seyahatnâmesinden yararlandığı aşikârdır. Ne yazık ki meçhul yazar, Sauma’nın Avrupa’daki dinî hayat, kilise, manastır ve ziyaretgâhlar hakkındaki gözlemlerine ağırlık verirken, muhtemelen diğer gözlemlerini eserine almamış gözüküyor. Hatta, Sauma’nın Avrupa’dan dönüş yolculuğunun ayrıntılarını bile vermemeyi tercih etmiş. Bu eser 1887’de tesadüfen Urmiye yakınlarında bulundu ve Süryânîce çevirisiyle günümüze ulaştı. Sonraları Fransızca, İngilizce, Rusça, Japonca, Çince ve Türkçe gibi pek çok dile çevrildi. Şayet meçhul yazar onun seyahatnâmesini makaslamadan kendi eserine alsaydı, Marko Polo ile aynı yıllarda, ters yönde seyahat eden bu ilginç adamın Avrupa gözlemleri en az Venedikli mücevher tüccarının eseri kadar meşhur olurdu.

431 yılında düzenlenen Efes Konsili’nin Fransa’nın güneydoğusunda yer alan Notre-Dame de Fourvière Bazilikası’nın duvarında yer alan tasviri.
431 yılında düzenlenen Efes Konsili’nin Fransa’nın güneydoğusunda yer alan Notre-Dame de Fourvière Bazilikası’nın duvarında yer alan tasviri.

Rabban Sauma ve Nesturîlik

Rabban Bar Sauma muhtemelen 1223’te Kubilay Han’ın (1215-1294) kurduğu Yuan Hanedanlığı’nın (1271-1368) başkenti Hanbalık’ta (Dadu; Beijing) Nesturî bir ailenin oğlu olarak doğdu. Nesturîlik 428’te Konstantinopolis patriği seçilen Nastoryus’un Hz. Meryem ve Hz. İsa’nın doğasına getirdiği yeni yorumla şekillenen bir Hıristiyan mezhebidir. Nastoryus’a göre Hz. İsa’nın insanî ve tanrısal olmak üzere çift doğası vardı. Hz. Meryem “tanrı doğuran” (teotokos) değil, insan “İsa’yı doğuran” (Hristotokos) olarak anılmalıydı. Nastoryus bu yorumu yüzünden 431 yılında Efes Konsili’nde sapkın ilan edildi, ancak Nesturîlik, Sâsânîlerin koruması altında tüm İpek Yolu boyunca yayıldı. 10. yüzyıldan itibaren Uygur, Öngüt, Kerait, Nayman ve Merkit gibi Türk ve Moğol toplumları arasında bu mezhebin mensupları arttı.

Rabban Bar Sauma, Nesturî Kilisesi’nin bir rahibiydi. Rabban, Süryânîce “efendim” veya “usta” anlamına gelen “rabb” kelimesinden gelir. Tarihçiler “sauma” kelimesinin “arınma” manasında kullanılan bir saygı ifadesi olduğunu söylerler; Arapça “savm” (oruç) kelimesiyle ilintilidir. Sauma, 20 yaşlarında Beijing civarındaki dağlarda inzivaya çekilip zâhit hayatına başladı. Burada bir başka Nesturî rahip olan Rabban Markos’u (1245-1317) müritliğe kabul etti ve onunla perhiz ve oruç gibi münzevî uygulamalara girişti. Bu süreçte ziyaretçi kabul edip vaazlar vermeyi de sürdürdü; bir hayli ünlendi. Yıllar süren zahitlik hayatından sonra Markos’un ısrarıyla iki adam Kudüs’e hacca gitmeye karar verdiler. O zaman bu kararının ona diplomatik kariyerin kapısını araladığını bilemezdi.

Hûlâgû Han’ı tahtında otururken tasvir eden bir minyatür. Sağda, İlhanlı devlet adamı ve tarihçi Reşîdüddin Fazlullâh-ı Hemedânî’nin Câmiu’t-Tevârîh’inde yer alan savaşan Moğollar minyatürü.
Hûlâgû Han’ı tahtında otururken tasvir eden bir minyatür. Sağda, İlhanlı devlet adamı ve tarihçi Reşîdüddin Fazlullâh-ı Hemedânî’nin Câmiu’t-Tevârîh’inde yer alan savaşan Moğollar minyatürü.

Rabban Bar Sauma’nın ilk seyahati

İki kafadar 1275 yılında Beijing’den Kudüs yolculuğuna başladılar. Kubilay Han’ın bahşettiği gereğe (payzık) denilen seyahat izni sayesinde başlarına bir hâl gelmeden Kaşgar’a dek gidebildiler. Yol boyunca Nesturî cemaatinin sağladığı barınma ve iaşe olanaklarından yararlanmaları Nesturî Hıristiyanlığının o vakitler Avrasya içlerinde ne denli güçlü olduğunun ispatıdır. Zorlu seyahatte Taklamakan Çölü’nün etrafından dolanan İpek Yolu’nu kullanarak Kaşgar’a ulaştılar ve buradan kuzeye kıvrılıp Ögedey Ulusu’nun topraklarında kalan Taraz’a (Jambıl, Kazakistan) gittiler. Ulusun başında Cengiz Han’dan sonra kağan olan oğlu Ögedey’in torunu Kaydu vardı. Kaydu, Kubilay’ı devirip büyük han olmak istiyordu. Keşişler onun huzuruna çıksalar bile herhâlde Kaydu onlara gereğe vermemişti. Zira, Horasan’a varana dek türlü tehlikeler atlattılar. O esnada Merâga’yı ziyaret eden Nesturî Patriği Mar Denha ile görüştüler. Ondan aldıkları tavsiye mektubuyla Bağdat’a dek gittiler. Sonra Erbil, Musul, Nusaybin taraflarında kutsal yerleri ziyaret ettikten sonra Mar Denha’nın davetiyle tekrar Bağdat’a döndüler. Mar Denha, Abâkâ Han’ın (1265-1282) kendisini Doğu Patriği atamasını sağlamak için Moğolca bilen ve Moğollara yakın olan iki kafadardan yararlanmak istemişti. Seyyahlar bu görevi başarıyla yerine getirip Kudüs’e doğru yola koyuldular.

O yıllarda İlhanlılar ve Memlûkler arasında savaş hâli devam ediyordu. Yol güvenliği olmadığı için yolu uzatıp Anadolu üzerinden deniz yoluyla Kudüs’e varmayı tasarlayan iki kafadar bunun imkânsızlığını tecrübe edince tekrar Bağdat’a döndüler. Mar Denha, Sauma ve Markos’u Kudüs’e gitmektense Çin’e dönüp orada Nesturî Kilisesi’ni güçlendirmelerinin daha faydalı olacağına ikna etti. Görevlerinde başarılı olmaları için Markos’u Dadu ve Öngüt Eyaleti piskoposu olarak atadı; adını da Mar Yahballaha (Allahverdi) olarak değiştirdi. Ayrıca Bar Sauma’ya genel müfettiş sıfatını verdi. Gelgelelim, İlhanlılar ile Kaydu arasında devam eden savaş nedeniyle doğuya giden yollar da kapalıydı. Sonuçta Musul tarafında evvelce ziyaret ettikleri Mar Mikail Manastırı’na çekilmeye karar verdiler. İki yıl burada kaldılar. Bu sırada (1281’de) Mar Denha vefat etti ve Nesturî ruhbanı akıllıca bir kararla Rabban Markos’u, Mar III. Yahballaha adıyla onun yerine patrik (katolikos) seçti. İlhanlılarla arayı iyi tutmak için onların sadakat gösterdikleri Yuan Çin’inden gelmiş bir Nesturî’yi kilisenin başına geçirmekten daha iyi bir seçim olamazdı. Fakat, 1282’de Abâkâ Han’ın ölmesiyle işler değişecekti.

İlhanlı-Haçlı diplomasisi

İlhanlıların bugünkü Ortadoğu’yu ele geçirmek amacıyla Haçlılarla ortak hareket etme fikri Aynicâlût yenilgisinden sonrasında doğdu. Bağdat’ı yok eden Hûlâgû (Hülegü, 1256-1265), Hıristiyanlara vaftiz edildiğini, Budistlere ise Buda’nın yolundan gittiğini söyleyecek kadar pragmatik bir adamdı. Haçlılarla ittifak tasarısını gerçekleştirmek için Avrupa’yla ilk temas kuran da o olmuştur.

Hûlâgû, Aynicâlût Muharebesi’nden sadece iki sene sonra 1262’de Fransa Kralı IX. Louis’e elçi göndererek Memlûklere beraberce saldırmayı teklif etti. Resmî mektubunda krala Memlûkleri kastederek, “Babil sıçanlarının inlerinden çıkarak” Haçlı devletlerine saldırdıklarını hatırlatıyordu. Kendisi karadan saldırırken Fransız donanması da denizden Mısır’a saldırırsa zafer mümkündü. Aynı zamanda Papa’ya da bir mektup gönderip Kudüs’ü ona vermeyi önermişti.

Hûlâgû’dan sonra ilhan olan oğlu Abâkâ, Müslüman Altın Orda ile yaşadığı çatışmalar yüzünden Memlûklerle barışmak istese bile Sultan Baybars (1260-1277) ona güvenmeyip teklifi reddetti. Zira, İlhanlıların Avrupa diplomasisinin farkındaydı ve henüz Müslüman olmamış İlhanlılara karşı onların Müslüman kuzenleri olan Altın Orda ile müttefik siyaseti izlemeyi tercih ediyordu. Bunun üzerine Abâkâ tekrar Haçlılarla görüşmelere başladı. 1267, 1274 ve 1276’da papalara çeşitli vesilelerle elçi gönderdi. Papa’dan da 1278’de İlhanlılara elçi geldi. Bu süreçte İlhanlı-Haçlı ittifakının en somut kazanımı İngiltere veliahdı Edward’ın Kutsal Topraklar’da bulunduğu 1270’lerde gerçekleşti.

Erken Rönesans’ın meşhur ressamlarından Jean Fouquet’nun resimlendirdiği Fransa’nın Büyük Kronikleri’nde yer alan bu minyatürde IX. Louis’nin Tunus kuşatması sırasında ölümü resmedilmiş.
Erken Rönesans’ın meşhur ressamlarından Jean Fouquet’nun resimlendirdiği Fransa’nın Büyük Kronikleri’nde yer alan bu minyatürde IX. Louis’nin Tunus kuşatması sırasında ölümü resmedilmiş.

İngiltere veliahdı Edward’ın Haçlı macerası

Aynicâlût’taki zaferden sonra Memlûklerin Filistin ve Suriye taraflarında Haçlılara karşı giriştiği savaşlar Fransa Kralı IX. Louis’yi bir hayli endişelendirmişti. 1244’te Mısır’da ağır bir yenilgiye uğradığı hâlde IX. Louis, Haçlı hayalinden vaz geçmedi. Müttefiki olan Aragonlar 1260 sonbaharında Akkâ’ya varmış ama Memlûklere karşı pek bir varlık gösteremeden yurtlarına geri dönmüşlerdi. IX. Louis aslında Kıbrıs’a gitmek ve buradan belki de evvelki seferinde olduğu gibi Mısır’a saldırmak niyetindeydi. Ne var ki diğer müttefiki Sicilya Kralı Charles D’Anjou’nun (1266-1285) telkiniyle Tunus’a gitti. Tunus, Hafsî hanedanının (1228-1574) idaresindeydi ve söylendiğine göre Tunus’un sultanı Haçlı desteği sağlanırsa Hıristiyanlığı kabul etmeye hazırdı. IX. Louis kadim Kartaca’nın kalıntıları üzerine kurduğu ordugâhında Charles D’Anjou’yu beklerken orduda çıkan tifüs ve dizanteri yüzünden küçük oğluyla birlikte öldü. Büyük oğlu Philippe ise hastalığı atlatmayı başardı ve “cesur” lakabıyla III. Philippe (1270-1285) olarak tahta çıktı.

İngiltere veliahttı Edward Tunus’a vardığında Charles D’Anjou Hafsî sultanıyla bir antlaşma imzalamıştı bile. Edward’ın varışından bir gün sonra Sicilya’ya döndü (11 Kasım 1270). Edward haçı 1268 yazında kabul ettikten sonra tam iki yıl babasını ve Papa’yı Haçlı seferine katılmak için ikna etmekle geçirmişti. Ağustos’tan bu yana Tunus’a ulaşmaya çalışıyordu. Şimdi geri dönmeye niyeti yoktu. 9 Mayıs 1271’de yanındaki 200 kadar şövalye 600 civarında yaya ile Akkâ’ya vardı. Az askerle bir başarı elde edemeyeceğini bildiği için Abâkâ’ya Memlûklere karşı ittifak teklifinde bulundu.

I. Edward (1239-1307).
I. Edward (1239-1307).

Abâkâ bu teklife sevinmişti. Fakat Orta Asya’nın önemli bir kısmında hüküm süren Moğol Devleti, Çağâtâylarla uğraşmak zorunda kaldığından, bu teklife arzuladığı şekilde icabet edemedi. Halep’in üzerine 10.000-12.000 kişilik bir ordu yollamakla yetindi. Bu kuvvet büyük bir başarı kazanamamasına rağmen Haçlılar üzerindeki Memlûk baskısını hafifletti. Memlûkler ve Kudüs’ün kaybından sonra Akkâ’dan yönetilen Kudüs Krallığı arasında 10 yıllık ateşkes antlaşması imzalandıktan sonra Edward’ın ateşkesi desteklemese de Kutsal Topraklar’da yapacak bir işi kalmamıştı. Zaten muhtemelen Baybars’ın kışkırtmasıyla bir İsmâilî fedainin suikast girişiminden kıl payı kurtulmuştu. Fedaiyi öldürse de kolundan yaralanmıştı.1272 Eylül’ünde memleketine dönüş yolculuğuna başladı; Sicilya’ya vardığında babası III. Henry’nin geçen kasım ayında öldüğü haberini aldı. Artık o, İngiltere kralı I. Edward idi.

 I. Edward’ın Fransa Kralı III. Philippe’e saygı duruşu (Fransa’nın Büyük Kronikleri).
I. Edward’ın Fransa Kralı III. Philippe’e saygı duruşu (Fransa’nın Büyük Kronikleri).

Kral I. Edward ve Abâkâ

Edward genel hatlarıyla Kutsal Topraklar’da gördüklerinden memnun kalmamıştı. Hıristiyanlar Müslümanlarla savaşacakları yerde birbirleriyle kavga edip duruyorlardı. Hele o Venedikliler… Müslümanlara stratejik malzeme satıp duruyorlardı. Müslümanlar böylece mancınık yapıp Haçlı surlarına saldırıyorlardı.

Abâkâ, Edward ile Kutsal Topraklar’da başlayan münasebetleri geliştirmenin peşindeydi. 1274’te bir elçilik heyetini Avrupa’ya gönderdi. İlhanlı heyeti Lyon Konsili’ne katılıp Papa’ya hitaben yazılan mektubu sunduktan sonra İngiltere’ye geçip Kral Edward’a İlhanlı hükümdarının mektubunu takdim ettiler. Edward, cevabî mektubunda muhtemel ittifak için iyi temennilerini sunmakla birlikte Papa’nın yakın gelecekte Haçlı seferi ilan etmesini beklemediğini belirtti. Malum, bir seferin Haçlı seferi olması için Papa tarafından ilan edilmesi gerekirdi. Bir başka İlhanlı heyeti 1276’da yine Roma, Paris ve Londra’ya gitti. Fakat, somut bir kazanım elde edemedi. Papa ve krallar İlhanlı-Haçlı ittifakını gönülden arzuluyorlardı, ancak Avrupa’nın siyasî durumu yeni bir sefere müsaade etmiyordu. Örneğin, heyet Edward ile Londra’da görüşememişti bile. Zira İngiltere kralı o sırada Galler’de bir isyanı bastırmakla uğraşıyordu.

Argûn’un Fransa Kralı IV. Philippe’e Moğol alfabesiyle yazdığı 1289 tarihli mektubu ve giriş kısmının ayrıntıları.
Argûn’un Fransa Kralı IV. Philippe’e Moğol alfabesiyle yazdığı 1289 tarihli mektubu ve giriş kısmının ayrıntıları.
I. Edward, İngiltere Parlamentosu’nu yönetiyor.
I. Edward, İngiltere Parlamentosu’nu yönetiyor.

Avrupa’dan somut yardım alamayacağını anlayan Abâkâ 1281 yılında Memlûklere karşı tek başına mücadele etmeye karar verdi. Gürcü, Frenk ve Ermeni krallıklarından gelen birliklerle desteklediği ordusunu kardeşi Mengû-tîmûr komutasında Suriye’ye gönderdi. Ne var ki, Memlûkler İlhanlı ordusunu ağustos ayında Humus’ta bir kez daha yenilgiye uğrattı. Yenilgiden sonra teselliyi içki ve eğlencede arayan Abâkâ ise çok yaşamayıp 1282 ilk baharında öldü.

İlhanlılarda taht krizi

Abâkâ’nın 1282 yılında ölmesinden sonra, yerine kardeşi ve Hûlâgû’nun ikinci oğlu olan Tekûdâr (Tegüder, 1282-84) ilhan oldu. Tekûdâr’ın annesi Kutı Hatun Nesturî idi ve oğlunu küçükken Nikolaus adıyla vaftiz ettirmişti. Yeni ilhan ise İslâm’ı seçip “Ahmed” adını alınca İlhanlı memleketindeki Nesturîlerin durumu tehlikeye girdi.

Ahmed Tekûdâr, Memlûklerle dostane ilişkiler başlatmak istiyordu. Memlûkler ise onun ihtida etmesinden hoşnut olsalar da İlhanlılara güvenemiyorlardı, çünkü Müslümanların yönetimde azınlık olduklarını ve İlhanlı ricali içinde iyi karşılanmadıklarını biliyorlardı.

Bu esnada Abâkâ’nın büyük oğlu Argûn amcasına baş kaldırdı. Ona göre taht babasından kendisine geçmeliydi. Tekûdâr’ın Müslümanları kayırması ve Nesturîlere baskı siyaseti izlemesi yüzünden oluşan muhalefeti iyi değerlendirip 1284 yılında amcasını öldürdü ve tahta oturdu. Yeni ilhan Argûn Nesturîlere karşı hoşgörü siyasetine geri döndü. Bu tutumunda herhâlde Memlûklere karşı Haçlılarla ittifak kurma tasarısının da rolü vardı. Tasarısını gerçekleştirmek için elinin altında Rabban Sauma ve Markos’un bulunması bir nimetti.

İtalya Aracoeli’deki Santa Maria Bazilikası’nda yer alan Papa IV. Honorius’un mezarı.
İtalya Aracoeli’deki Santa Maria Bazilikası’nda yer alan Papa IV. Honorius’un mezarı.

Rabban Bar Sauma’nın diplomatik seyahati

Argûn babası Abâkâ’nın politikalarına geri dönmüştü. 1285, 1287, 1289, 1290 ve 1291 yıllarında Papa’ya ve Hıristiyan krallara elçilik heyetleri gönderdi. Babası gibi Memlûklere karşı askerî ittifak kurmak istiyor ve Kutsal Topraklar’a doğudan ve batıdan eş zamanlı taarruz düzenlenmesini arzuluyordu. Rabban Sauma’nın elçiliği 1287 yılına tesadüf etmektedir. Anlaşılan o ki Argûn emeline ulaşmak amacıyla bu defa Avrupa’ya Hıristiyan bir din adamını elçi olarak göndermenin işe yarayacağını ummuştu. Nesturî Katolikosu Mar III. Yahballaha’ya (Rabban Markos) danıştığı vakit elçilik görevini en iyi Rabban Sauma’nın üstlenebileceği konusunda uzlaştılar. Bunun üzerine Rabban Sauma önceki elçilikte görev alan Thomas Anfossi ve tercüman Ugueto’nun da bulunduğu yeni bir heyetinin başına geçirildi.

Sauma, Papa IV. Honorius ve “yakışıklı” lakaplı Fransa Kralı IV. Philippe (1285-1314) namına düzülen hediyeleri ve nameleri aldıktan sonra Bağdat’tan yola çıktı. Karadeniz’den gemiyle Konstantinopolis’e vardı. İmparator II. Andronikos tarafından çok iyi ağırlandı. İmparatorun izniyle kentin kiliselerini, manastırlarını ve ziyaretgâhlarını gezdi. Yine gemi yoluyla iki aylık bir yolculuktan sonra Napoli’ye ulaştı. Roma’ya vardığında Papa IV. Honorius’un yakın zamanda öldüğünü öğrendi. Yeni papa seçiminin uzayacağı anlaşılınca Cenova üzerinden bir ayda Paris’e gitti. IV. Philippe İlhanlı elçisini zengin teşrifatla kabul etti ve Argûn’a cevabını bizzat elçi yollayarak ileteceğine söz verdi.

1473-74 yıllarında Fransızca kaleme alınan Haçlı Seferleri kroniği Passages d’outremer’deki bu minyatürde Haçlıların Şam Kuşatması tasvir edilmiş.
1473-74 yıllarında Fransızca kaleme alınan Haçlı Seferleri kroniği Passages d’outremer’deki bu minyatürde Haçlıların Şam Kuşatması tasvir edilmiş.

1240’larda Macaristan’ı işgal eden Moğollar, Frenklerin gözünde cehennemden gelen “Tartar” ırkıyken şimdi Haçlı devletlerine musallat olan Memlûklere karşı yegâne müttefik olarak kutsanıyorlardı. IV. Philippe, Argûn’un mektubunu saygıyla kabul ettikten sonra, “Moğollar Hıristiyan olmadıkları hâlde Kudüs’ü almak için Araplarla savaşacaksa, Tanrı’nın izniyle özellikle bizim gidip [onlarla] son gücümüze kadar savaşmamız gerekir.” dedi. Öte yandan, sonradan mektubunda belirteceği üzere ittifak meselesinde Papa’nın onayı şarttı. Sauma bir ay boyunca Paris’te kalıp kralın izniyle şehirde ve civarındaki önemli kilise, manastır ve mezarları ziyaret etti. St. Denis Kilisesi’ni tasvir ederken Notre Damme’a değinmemesi ilginçtir. Belki de “Bizim Hanımefendimiz” adlı katedralde sergilenen Bakire Meryem heykelini Nesturîlikte tasvir olmadığı için anlatmak istememiştir. Paris’te 30 bin üniversite öğrencisi olduğunu söylerken herhâlde amacı yüksek tahsile verilen önemi göstermekti. Zira tarihçiler o devirde kentteki öğrenci sayısının 3 bin civarında olduğunu söylüyorlar. Demek ki Ortaçağ sonradan Rönesans’ta iddia edildiği kadar da “karanlık” değilmiş!

O sıralarda Fransa’nın güneybatısındaki Gaskonya İngiltere mülküydü. Kral I. Edward aile bağları nedeniyle Fransa kralının vasalı konumundaydı. IV. Philippe ile teyze çocuklarıydılar. I. Edward 1286’ın mayıs ayında IV. Philippe’e sadakatini göstermek için Gaskonya’ya gelmişti. Zira her ikisinin arasında Aragon ve Sicilya meseleleri yüzünden güven bunalımı vardı. Nitekim iki taraf arasındaki husumet 1294-1298 arasında bir savaşa dönüşecekti. Fakat, o esnada Gaskonya’da bulunması üzerine Rabban Sauma fırsatı kaçırmayarak Edward’ın huzuruna çıkmak için Bordeaux’ya gitti. Gerçi Argûn Han ona resmen mektup yazmamıştı, ancak Sauma inisiyatifini kullanarak kralın namına uygun hediyeler eşliğinde Edward’a Argûn’un niyetini sözlü iletti. O devirde Avrupalı hükümdarlar arasında Haçlı seferi fikrine en yakın olanı zaten Edward idi. Kral Moğollarla bir olup Kutsal Topraklar’da harekata girişmeyi ilkesel olarak kabul etti. Elçiye, “Haçın önünde vücutlarımızı siper ederiz ve bu konuda başka bir düşüncemiz yoktur. Kral Argûn’un da benim gibi düşündüğünü ögrenince düşünmekte olduğum konu üzerine kafam rahatladı.” dedi.

IX. Haçlı Seferi’nde tarafların saldırı istikametlerini gösteren harita. Yeşil Memlûkleri, mavi Haçlıları, turuncu Moğolları gösteriyor.
IX. Haçlı Seferi’nde tarafların saldırı istikametlerini gösteren harita. Yeşil Memlûkleri, mavi Haçlıları, turuncu Moğolları gösteriyor.
Haçlı ordusunun Kudüs’e ulaşmasını resmeden renklendirilmiş bir gravür (Gustave Doré).
Haçlı ordusunun Kudüs’e ulaşmasını resmeden renklendirilmiş bir gravür (Gustave Doré).

Yeni Papa Moğollarla iş birliğine olumlu bakıyordu

Edward’ın Haçlı seferi hayalini canlı tutan şey Papalığın tutumuydu. Papa IV. Martinus’un ölümü üzerine IV. Honorius (1285-1287) Papa seçilmişti. Müteveffa Papa destek verdiği Charles d’Anjou gibi Bizans ve Moğol karşıtlığıyla ünlüydü. Yeni Papa ise Moğollarla iş birliğine olumlu bakıyordu. Hâliyle Memlûklere karşı İlhanlılarla ittifak umutları 1285’ten itibaren yeşerdi. Yeni Papa tasarladığı Haçlı seferine asker ve para bulmak umuduyla I. Edward’a müracaat etti. Edward ise başkomutan atanmak ve sefer için yeni vergi salma izni verilmesi karşılığında Papa’nın teklifini değerlendireceğini bildirdi. Papa IV. Honorius başta III. Philippe olmak üzere diğer hükümdarları gücendirmemek kaygısıyla 1285’te Fransız kralın ölümüne dek Edward’ı müstakbel seferin alemdarı atamayı öteledi. Rabban Sauma ile görüştüğü vakitlerde I. Edward hâlâ Papa ile pazarlık yürütmekte ve Galler ve İskoçya’da çıkması muhtemel isyanlara kafa yormaktaydı. I. Edward Moğollarla doğrudan çalışma tecrübesi olan tek Avrupalı hükümdardı. Onun Kutsal Topraklar’daki macerasını Rabban Sauma mutlaka biliyordu. Krala şifahen Memlûk karşıtı tasarıyı açıklarken Edward’ın ilgi göstereceğini tahmin etmiş olmalıydı. I. Edward, elçiyi onurlandırmak için Aşai Rabbani âyinini onun Nesturî âdetince yönetmesini istedi. Kendisi de maiyetiyle birlikte âyine katıldı. Sauma ve heyeti şerefine şölenler düzenleyip yolculuk masraflarına karşılık bolca ihsanda bulundu.

Rabban Sauma ve heyet 1287 kışını geçirmek için iklimini pek sevdikleri Cenova’ya döndüler. Ilıman iklimde sebze-meyvenin her türlüsünden bolca yetişiyordu. Liman cıvıl cıvıldı. Ertesi baharda yeni Papa seçilen IV. Nicolaus’un (1288-1292) davetiyle İlhanlı heyeti Roma’ya gitti. Şatafatlı bir törenle karşılanan Sauma burada da teklif üzere Aşai Rabbani âyinini yönetti. Papa ve kardinaller belki de ilk defa bu âyinin Latinceden farklı bir dille yapıldığına şahit olmuşlardı. Ancak, âyinde Nesturîlerin Katoliklerle aynı düzeni takip ettiklerine şahit olmak onları memnun etti. Papanın teklifi üzere Sauma, Paskalya’yı Roma’da geçirdi. Papa, Mar III. Yabhallah’a ve Bar Sauma’ya ilhanın bahşettiği makam ve yetkileri onaylamak suretiyle hem İlhanlılara hem de Nesturîlere karşı üstün konumu olduğunu ilan etmekten geri durmadı. Zaten Argûn’a gönderdiği mektupta onu vaftiz olmaya davet ediyordu. Memlûklere karşı ortak harekât düzenleme konusunda ise taahhüt altına girmekten çekindi. Öte yandan Rabban Sauma’nın ricası üzerine Papalık teşrifatında bir istisna uyguladı ve Mar III. Yahballaha’ya teslim edilmek üzere Hz. İsa, Hz. Meryem ve azizlerin giysi ve eşyalarından koparılan parçaları hediye etti.

Haçlılar, Memlûk Sultanı el-Melikü’l-Eşref’in 1291’deki taarruzu karşısında Akkâ Kalesi’ni son defa savunuyorlar (Dominique-Louis Papety, 1842; Versay Saray Müzesi).
Haçlılar, Memlûk Sultanı el-Melikü’l-Eşref’in 1291’deki taarruzu karşısında Akkâ Kalesi’ni son defa savunuyorlar (Dominique-Louis Papety, 1842; Versay Saray Müzesi).

Bar Sauma’nın Bağdat’a dönüş yolculuğunun ayrıntılarını bilmiyoruz. Onun notlarını Süryaniceye aktaran kâtip bu kısmını muhtemelen atlamış olmalı. Fakat, Argûn’un onu diplomatik misyonunda başarılı bulduğuna hükmedebiliriz. Başkent Tebriz’de saraya bir Nesturî kilisesi inşa ettiği gibi 1289’da Bar Sauma’yı rahip yaptı. Daha sonra Bar Sauma, o devrin önemli kültür ve tahsil merkezlerinden biri olan Merâga’ya gitti. Burada kiliseler inşa edip Nesturîliği yayma faaliyetleriyle meşgul oldu. 1293’te Bağdat’a dönüp dostu Mar III. Yahballaha’ya yardım etti ve ertesi yıl öldü. Markos ise Argûn’un kardeşi Geyhatu’dan (1291-1295) sonra tahta geçen Müslüman hanlar -Gazan Mahmud (1295-1304) ve Olcaytu [Muhammed Hudâbende] (1304-1316)- zamanında başlayan Nesturî karşıtı siyasetle mücadele içerisinde geçen meşakkatli yıllardan sonra 1317’de öldü.

Gerçekleşmeye bir hayal

IV. Philippe’in söz verdiği gibi cevabını Gobert de Helleville adlı elçisiyle göndermesi Argûn’un ittifak ümidini beslemişti. O da cevaben 1289 senesinde Ceneviz Buscarel de Gisolf aracılığıyla hem IV. Philippe’ye hem de I. Edward’a mektuplar gönderdi. Onlara Ocak 1291’de Şam’a saldıracağını bildirip evvelki vaatlerine binaen ordularıyla kendisine katılmalarını istedi. Galibiyet hâlinde Kudüs’ü onlara bırakacaktı. Kral I. Edward, Argûn’u Memlûklerle savaşı arzulaması dolayısıyla överken ortak harekât için evvela Papa’yı Haçlı seferi açma konusunda ikna etmesi gerektiğini hatırlattı. Argûn 1291’de öldü ve tasarladığı sefere asla çıkamadı. Son zamanlarında Altın Orda ve Horasan meseleleri ile meşguldü. 1291-1295 arasında İlhanlı tahtı tam üç kez el değiştirdi. Tahta sırasıyla Geyhatu, İslâm karşıtı Baydu (1295) ve Gazan (1295) geçti. Gazan Han’ın İslâm’ı kabul etmesi Memlûklerle savaşmasına engel olmadı. 1300 yılında Suriye’de Memlûkleri yendi, ancak iç karışıklıklar yüzünden geri çekildi. Hulasa, 1260 tarihli Aynicâlût’tan sonra 40 yılda tam 6 kez savaşmalarına rağmen İlhanlılar, Suriye ve Filistin dolaylarını Memlûklerden alamadılar.

Haçlı cephesine gelince İlhanlılarla ittifak o yıllarda bazen o kadar olası gözükmüştü ki ittifakın şerefine Roma’da halkın katıldığı kutlamalar bile düzenlenmişti. Fakat, belki de dünya tarihini değiştirecek İlhanlı-Haçlı ittifakı sözde kaldı. Bunda Frenk hükümdarların Moğollara güvenmemesinin büyük rolü vardır. 1240’larda Kyiv-Rus Knezliği’ni yıkan, Lehistan ve Macar diyarlarını tarumar eden Moğollar, Frenk kralları korkutuyordu. Memlûkleri yendikten sonra Haçlı devletlerine saldırmayacakları ne malumdu? Avrupa’da hüküm süren iç karışıklıklar da en az bu güvensizlik kadar önemliydi. Haçlı seferine en sıcak bakan İngiltere Kralı I. Edward İskoç isyanlarıyla yoğunlaşırken Fransa, Aragon tahtı mücadelesiyle meşguldü.

Asya’dan Avrupa’ya dönemin birçok lideriyle görüşen Rabban Sauma’nın takip ettiği güzergâhı ve uğradığı noktaları gösteren harita.
Asya’dan Avrupa’ya dönemin birçok lideriyle görüşen Rabban Sauma’nın takip ettiği güzergâhı ve uğradığı noktaları gösteren harita.

Memlûkler 1289’da Trablus’u ve 1291’de de Akkâ’yı alarak Haçlı devletlerini Kutsal Topraklar’dan tamamen sildiler. Böylece, Kutsal Topraklar’da Müslüman varlığı çok büyük bir badireyi ucuz atlattı.

Cesur Yürek filminin Muhteris Kralı

Mel Gibson’ın İskoç Ayaklanması’nın önderi William Wallace’ı canlandırdığı meşhur Brave Heart (Cesur Yürek) filminde I. Edward topraklarını genişletmekten başka bir şey düşünmeyen muhteris ve fırsatçı bir adam olarak yansıtılır. 1.88 santimetrelik boyuyla oldukça heybetli olan kral tıpkı filmdeki gibi gaddar bir adamdı, ancak dindarlığıyla da meşhurdu. İçten pazarlıkçı olduğu 1290’larda Yahudileri İngiltere’den kovmasından bellidir. Böylece dindarlığını sergilerken onlara olan borcunu ödemekten de kurtulmuştu. Ülkesinde sık çıkan isyanlara rağmen sonuna dek bir Haçlı seferini desteklemişti. Muhtemelen Moğollarla olabildiğince sıkı ilişkiler kurmak istiyordu. Bir seferinde İlhanlı hükümdarının Hıristiyan olduğu varsayımıyla İlhanlılarla evlilik bağı kurmayı bile düşünmüştü. İspitalye (Hastane) Şövalyelerinin üstad-ı azamının yanlış yönlendirmesiyle Memlûklerin zafiyet gösterdiğini ve İlhanlılarla bir olup onlara saldırmanın vakti geldiğine 1280’lerde ikna olmuştu. Hatta muhtemel bir Haçlı seferi için hazine biriktirmeye bile başlamıştı. Ne var ki, bu hazineyi 1283’te Galler’de çıkan bir ayaklanmayı bastırmak için sarfetmek zorunda kalacaktı.

Yorumlar
Avatar

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.

Sayfa Sonu
GZT
GZT Haberin Sosyal Hali.

Gündemi en anlaşılır, en hızlı ve en görsel haliyle takip etmeye hazır mısınız? GZT özel video içerikleri, nitelikli infografikleri ve fark yaratan yayıncılık anlayışıyla size sıradan haber sitelerinin ötesinde bir deneyim sunuyor. Politikadan kültüre, teknolojiden spora kadar hayatın her alanına dokunan içeriklerle, doğru bilgiye keyifli bir arayüzle ulaşın. Dijital yayıncılığın yeni yüzü GZT ile dünyaya farklı bir pencereden bakın.

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

GZT dünyası her an yanınızda! GZT mobil uygulaması ile son dakika gelişmelerine ve özel içeriklere anında erişin. Sadece haber okumayın; izleyin, keşfedin ve paylaşın. iOS, Android ve Huawei cihazlarınıza kolayca indirebileceğiniz uygulamamızla gündemi cebinize sığdırın. Şimdi indirin, haberdar olmanın en keyifli halini kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mahallesi Fetih Caddesi No:6 Dk:1 Topkapı, Zeytinburnu / İstanbul[email protected](0 212) 612 29 30

Albayrak Medya Siteleri
YASAL UYARI

YASAL UYARI BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BIST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026