Belirsizliği yönetmenin zorluğu…

Dünya yeni bir şokla karşı karşıya. Pandemi de dahil belki de son yılların en büyük belirsizliğini yönetmek zorundayız. Uluslararası Enerji Ajansı Başkanı Fatih Birol, ABD-İsrail-İran savaşının ortaya çıkardığı enerji krizinin, bugüne kadar yaşanan tüm enerji krizlerinin toplamından dahi büyük olduğunu ifade etmişti. Dünya petrol sevkiyatının kabaca beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı’nın kapanması önce risk fiyatlamasıyla sonra da tedarik sorunuyla enerji fiyatlarının hızla artmasına yol açtı. Aynı zamanda Körfez ülkelerindeki enerji tesislerine yönelik saldırılar üretimde de büyük aksamalara yol açtı. Savaş bugün bitse ve Hürmüz Boğazı bugün açılsa da Körfez ülkelerinde üretimin eski haline dönmesinin aylarca sürebileceği belirtiliyor. Dolayısıyla da enerji fiyatlarında savaş öncesi döneme hızla geri dönüş beklenmiyor. 90 ila 110 dolar aralığında seyreden fiyatların Hürmüz Boğazı’nın daha uzun süre kapalı kalması halinde çok daha yüksek seviyelere ulaşması kaçınılmaz görünüyor. Zira bugüne kadar fiyatlarda yaşanan artışlar büyük oranda risk fiyatlamasından kaynaklandı. O nedenle de ABD’den ve İran’dan gelen her bir açıklama bir günde 10 dolara yakın oynaklığa neden olabiliyor. UEA Başkanı Fatih Birol bu oynaklığın 2 yıla kadar sürebileceğini belirtiyor. Savaşın ekonomik etkilerini hiç şüphesiz savaşın seyri ortaya koyacaktır ancak, küresel ekonomide şu ana kadar ortaya çıkardığı en önemli tahribat enflasyonist baskının yeniden canlanması. Enflasyonist baskılara karşı merkez bankaları için faiz indirimleri rafa kalkıyor yerine faiz artırımları geliyor. Ancak faiz artırımlarının arz kaynaklı enflasyona karşı ne derece işe yaradığı ise tartışılır. Zira sıkı para politikası talebi baskılayarak enflasyonu düşürmeyi hedefler. Bununla birlikte beklenti yönetimi açısından da önemlidir. Bu süreçte yapılabilecek faiz artırımları ancak beklentilerin kırılmasını sağlayabilir fakat, 120 dolara ulaşan petrol fiyatları karşısında beklenti yönetimi ne derece işe yarar, o da tartışılır. Dolayısıyla sıkı para politikası karşısında yavaşlayan ekonomi ve arz kaynaklı artan enflasyon, ekonomiler için en zorlu sınav olan stagflasyon riskini ortaya çıkarıyor. Ancak, Hürmüz krizinin çözülmesi durumunda ekonomilerin bu hasarı daha kısa sürede toparlama ihtimali güçleniyor.
Savaşın ortaya çıkardığı en güçlü değişimin enerji denkleminde olması bekleniyor. Hürmüz Boğazı’nın kapanması küresel enerji arzının beşte birinin sekteye uğramasına yol açtı. Bu da deniz yolları yerine karadan geçen boru hatlarını daha güvenli hale getirdi. Bu süreçte kapalı olan boru hatları açıldı, düşük kapasite çalışanların kapasiteleri artırıldı. Ortadoğu’nun enerjisini Avrupa’ya ulaştıracak en güvenli ve en rantabl hat Türkiye. Ortadoğu’da enerji mimarisi yeniden çizilirken Türkiye en güçlü aktör olarak öne çıkıyor. Türkiye son yıllarda enerjide ticaret merkezi olma hedefiyle yaptığı yatırımların meyvelerini artık toplamaya başlayacak. FSRU yatırımları, depolama ve dönüşüm tesisleri bunun yanında ticaret merkezi olmak için kurulan EPİAŞ, Türkiye’yi enerjide ticaret merkezi haline getirecek en güçlü adımlar.
Körfez ülkelerine yönelik saldırılar bu ülkelerin finans ve turizm imajına da büyük zarar verdi. Bu bölgede yatırım yapan büyük finans kuruluşları yeni adres arayışında. Türkiye ise en güçle aktör olarak öne çıkıyor. Türkiye uzun süredir İstanbul Finans Merkezi ile bu sürece hazırlıklıydı. İFM’ye yönelik yeni teşvikler de bu süreci hızlandıracak gibi görünüyor. Zira İFM Genel Müdürü Ahmet İhsan Erdem de İFM’ye yönelik yatırım iştahını Z Raporu’na değerlendirdi.
Hürmüz Boğazı’nın kapanmasıyla sadece enerji taşıyan gemilerin akışı bozulmadı mal ticareti yapan gemilerin de akışı bozuldu. Pandemide yaşanan tedarik zincirlerindeki kırılma bir kez daha yaşandı. Yakın coğrafyalardan tedarik eğilimi pandemide olduğu gibi Türkiye’nin yine avantajını artırdı. Her sektör için bu olumlu tablo yaşanmasa da, tekstil ve hazır giyim için önemli bir avantaj elde edilmiş durumda.
Mayıs sayımızı hazırlarken savaş hala devam ediyor ve Hürmüz krizi henüz çözülememişti. Umarım Haziran sayımızda bu sorunun nasıl çözüldüğünü ve etkilerini ele alırız. Son birkaç sayımızda ABD-İsrail-İran savaşının arka planını okumaya ve aktarmaya çalıştık. Bu sayımızda ise özellikle de ekonomik etkilerini ele aldık. Savaşın ortaya çıkardığı belirsizlikler her kesim için karanlıkta yönünü aramaya benziyor. Umarım Mayıs sayımız bu belirsizlikler içinde yönünüzü bulmaya yardımcı olur…

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.