Makine sanayinde ihracat gücü ve dönüşüm süreci öne çıkıyor

Fatma Nur Dinç
11:00, 06/02/2026, CumaG: Güncelleme: 10:21, 09/02/2026, Pazartesi
CategoryZ Raporu
Z Raporu
Makine sanayinde ihracat gücü ve dönüşüm süreci öne çıkıyor
Makine sanayinde ihracat gücü ve dönüşüm süreci öne çıkıyor

Yüksek katma değerli üretim yapısı, teknoloji geliştirme kapasitesi ve geniş yan sanayi ağıyla makine sektörü, Türkiye ekonomisinin en stratejik taşıyıcı alanları arasında yer alıyor. Nitelikli istihdam yaratması, sanayide dışa bağımlılığı azaltması ve savunmadan enerjiye, otomotivden inşaata kadar pek çok kritik sektöre girdi sağlaması, makine sanayini üretim ekonomisinin merkezine yerleştiriyor. İhracatının yüzde 60’ından fazlasını Avrupa ve ABD pazarlarına yönlendiren sektör, son 22 yılda ihracatını 15 kat artırarak 2024’te 28,3 milyar dolarlık hacme ulaştı.

2025’in ilk 11 ayında ise 26 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirilmesi, küresel belirsizliklere rağmen sektörün dış pazarlardaki gücünü koruduğunu ortaya koyuyor. Küresel ölçekte de büyüme ivmesini sürdüren makine sanayi, 2024 itibarıyla 3,78 trilyon dolarlık bir pazara ulaşmış durumda. Küresel pazarın 2025’te 4 trilyon doları aşması, 2029’a kadar ise yıllık ortalama yüzde 6,5 büyüyerek 5,14 trilyon dolara yükselmesi bekleniyor. Bu tablo, Türkiye makine sektörünün küresel değer zincirinde daha üst basamaklara tırmanması için önemli bir fırsat penceresi sunuyor.

MÜSİAD Makine Sektör Kurulu Başkanı İsmail Somalı, Türk makine sektörünün dünya ile entegrasyonunu büyük ölçüde tamamladığını vurgulayarak, “Sektörümüz, gelişmiş ve gelişmekte olan pazarların neredeyse tamamında varlık gösteren güçlü bir ihracatçı konuma ulaşmış durumda” diyor. Makine sanayinin yalnızca imalatın belkemiği olmakla kalmadığını belirten Somalı, inşaat, tarım, gıda ve madencilik başta olmak üzere pek çok sektörde dönüşümün itici gücü hâline geldiğine dikkat çekiyor. Somalı, sanayideki dijital dönüşümün merkezinde yer alan bu yapının Türkiye’nin küresel değer zincirlerinde daha güçlü ve rekabetçi bir konum edinmesine katkı sağladığını vurguluyor.

İhracat direniyor, üretim ve yatırım zayıflıyor

Son iki yılda küresel talepteki dalgalanma, finansman maliyetlerindeki artış ve kur politikalarının yarattığı baskı, makine sektörünü çok katmanlı bir sınavla karşı karşıya bıraktı. İhracatta görece direnç korunurken, üretim ve yatırım tarafında yaşanan zayıflama sektörün yapısal kırılganlıklarını daha görünür hâle getirdi.

2025 yılı, makine imalat sanayi açısından ihracatın pozitif bölgede kalmaya çalıştığı ancak üretim cephesinde ve yatırım iştahında belirgin bir güç kaybının hissedildiği bir dönem olarak öne çıkıyor. Makine İhracatçıları Birliği Başkanı Kutlu Karavelioğlu, Ocak–Kasım döneminde serbest bölgeler dâhil toplam makine ihracatının geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 0,8 artarak 26 milyar dolara ulaştığını hatırlatıyor. Karavelioğlu’na göre ana pazarlardaki dalgalanmalar ve içerde uygulanan sıkılaşma politikaları dikkate alındığında bu performans önemli olsa da sektör üzerindeki baskıları tek başına hafifletmeye yetmiyor.

Benzer bir tabloya dikkat çeken Somalı da, 2025’te 30 milyar doların üzerinde gerçekleşmesi beklenen makine ihracatının yılın ilk üç çeyreğinde yaklaşık 21 milyar dolar seviyesinde kaldığını, ihracatın yılı ise yüzde 1’in altında sınırlı bir artışla 28,5 milyar dolar civarında kapatmasının öngörüldüğünü ifade ediyor. Her iki isim de ihracatta direncin sürdüğünü, ancak bunun üretim ve yatırım tarafındaki zayıflığı telafi etmekte yetersiz kaldığını vurguluyor.

Kapasite kullanımı ve maliyet baskısı öne çıkıyor

Üretim tarafında yaşanan zayıflama, makine sektöründe maliyet ve finansman dengesini daha kırılgan hâle getirdi. Üretim cephesindeki kırılganlık, kapasite kullanım oranlarına da net biçimde yansımış durumda. Karavelioğlu, geçen yıl yaklaşık yüzde 9 daralan makine üretiminin 2025’te de yüzde 5’e yakın gerilediğini, kapasite kullanım oranlarının yıl boyunca tarihsel ortalamaların belirgin şekilde altında seyrederek yüzde 65’in altına indiğini aktarıyor. Dezenflasyon sürecinin makine sektörü açısından en sert hissedilen alanlardan biri olduğuna işaret eden Karavelioğlu, OECD verilerine göre üretim maliyetleri içinde ithalata dayalı bileşenlerin payının yaklaşık yüzde 25 seviyesinde olmasının, sektörün ucuz döviz ve ithal girdi avantajından yararlanmasını engellediğini belirtiyor.

Kapasite kullanım oranlarındaki gerileme, yalnızca talep daralmasının değil; aynı zamanda maliyet yapısının sürdürülebilirliğine ilişkin sorunların da bir yansıması olarak okunuyor. Özellikle yüksek faiz ortamında işletme sermayesi ihtiyacının artması, yatırım kararlarının ertelenmesine yol açarken, üretim ölçeği küçülen firmaların rekabet gücü daha hızlı aşınıyor.

Somalı ise benzer bir noktayı daha somut bir veriyle destekliyor. 2025’in üçüncü çeyreği itibarıyla kapasite kullanım oranının yüzde 63 seviyesine gerilediğini ifade eden Somalı, bu oranın imalat sanayi alt sektörleri arasında en düşük seviyelerden biri olduğuna dikkat çekiyor. Somalı’ya göre yüksek faiz–düşük kur sarmalı, Uzak Doğu’dan kaliteli, Batı’dan ekonomik üretim modeliyle rekabet eden Türk makine sanayinin özellikle orta segmentteki rekabet gücünü zayıflatıyor.

Dış ticaret dengesi ve dönüşüm zorunluluğu

İthalat tarafında da baskıların arttığına işaret ediliyor. Somalı, düşük kur ve yüksek üretim maliyetleri nedeniyle yılın ikinci ve üçüncü çeyreğinde makine ithalatının yeniden artış gösterdiğini, bu durumun sektörün dış ticaret açığını 12,5 milyar dolar seviyesine taşıdığını vurguluyor. Karavelioğlu ise güçlü TL ve yüksek faiz ortamında, üretimin yüzde 59’unu ihraç eden bir sektör olarak makine sanayinin gelir–maliyet dengesinde ciddi bir sıkışma yaşadığını ifade ediyor. Üretici fiyat endeksinde yıllık yüzde 30,9’luk artışa karşın sektörde ciro artışının yüzde 25’te kalması, reel büyümenin sınırlı kaldığını ortaya koyuyor.

Buna karşın her iki isim de ihracatın niteliğinde yaşanan dönüşümün altını çiziyor. Somalı, miktar bazında gerileyen ihracata rağmen kilogram başına ihracat değerinin 8 doların üzerine çıkmasını önemli bir gösterge olarak değerlendiriyor. Yeşil dönüşüm, dijital dönüşüm ve verimliliği merkeze alan; karbon nötr tedarik zincirleriyle uyumlu ve yazılım yoğun makineler üretmenin artık kaçınılmaz bir stratejik hedef hâline geldiğini vurgulayan Somalı, Almanya, ABD, İtalya ve Birleşik Krallık gibi ihracat payının artmaya devam ettiği pazarlarda konumun korunabilmesi için bu çerçevede net bir yol haritası oluşturulması gerektiğini söylüyor. Karavelioğlu da benzer şekilde Ar-Ge, ikiz dönüşüm projeleri ve rekabet gücünü koruyacak yatırımların önündeki finansman engellerine dikkat çekiyor. Bu tablo, makine sektöründe nicelikten çok niteliğin öne çıktığı yeni bir döneme işaret ediyor. Miktar bazında gerileyen ihracata karşın birim değer artışı, sektörün teknoloji yoğun ve katma değeri yüksek ürünlere yönelme potansiyelini ortaya koyuyor. Ancak bu yönelimin kalıcı hâle gelmesi, finansmana erişim ve yatırım ortamının seyrine doğrudan bağlı.

2026’da rekabet, değer zinciriyle belirlenecek

2026 planlamasında yalnızca makro göstergelere odaklanmanın yeterli olmayacağını vurgulayan Karavelioğlu, Avrupa sanayisinde yaşanan dönüşümle birlikte değer zincirinin yeniden şekillendiğine dikkat çekiyor. Karavelioğlu, “Rekabetçiliğin Avrupa’yı daha niş mühendislik alanlarına ittiği, sanayi kimliğinin tartışılır hâle geldiği ve iş gücünün hizmet sektörlerine kaydığı bir dönemdeyiz. Bu süreçte orta segmentte oluşan boşluk, Türkiye’yi esneklik ve hız avantajıyla daha görünür kılıyor” diyor.

Türkiye’nin Avrupa sanayisi için yalnızca bir tedarikçi değil, giderek daha fazla ‘doğal bir uzantı’ hâline geldiğini belirten Karavelioğlu, Gümrük Birliği ile başlayan entegrasyonun artık mühendislik, teknoloji ve sürdürülebilirlik ekseninde ilerlediğini ifade ediyor. Karavelioğlu’na göre bu yakınlık yalnızca coğrafi değil; beklentiler, kalite anlayışı ve üretim kültürü gibi unsurlarla da besleniyor. Öte yandan Avrupa Birliği Veri Yasası’nın yürürlüğe giren temel hükümlerinin makine ve tesis imalatı açısından kritik bir eşik oluşturduğunu vurgulayan Karavelioğlu, “Makine verilerine ilişkin hakların, sözleşme yapılarının, iş modellerinin ve güvenlik mimarisinin yeniden tasarlanması gerekecek. Veriyi işin merkezine koyan şirketler, 2026 ve sonrasında değer zinciri içinde yeni fırsatlar yakalayabilir” değerlendirmesinde bulunuyor.

Bu sürecin teknoloji yatırımlarını ve ikiz dönüşüm projelerini kaçınılmaz hâle getirdiğini belirten Karavelioğlu, dijital ve yeşil dönüşümün birlikte ele alınmasının önemine işaret ediyor. Ancak Karavelioğlu’na göre, bu dönüşümün hızını ve sürdürülebilirliğini belirleyecek temel unsur, finansmana erişim koşulları ve kredi maliyetlerinin seviyesi olacak. Bu çerçevede 2026, makine sektörü açısından yalnızca bir toparlanma yılı değil; küresel değer zincirindeki konumun yeniden tanımlandığı, firmalar arasında net bir ayrışmanın yaşanacağı bir dönem olmaya aday görünüyor.

Bu yazının başlığı yazardan bağımsız editoryal olarak hazırlanmıştır.

Yorumlar
Avatar

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.

Sayfa Sonu
GZT
GZT Haberin Sosyal Hali.

Gündemi en anlaşılır, en hızlı ve en görsel haliyle takip etmeye hazır mısınız? GZT özel video içerikleri, nitelikli infografikleri ve fark yaratan yayıncılık anlayışıyla size sıradan haber sitelerinin ötesinde bir deneyim sunuyor. Politikadan kültüre, teknolojiden spora kadar hayatın her alanına dokunan içeriklerle, doğru bilgiye keyifli bir arayüzle ulaşın. Dijital yayıncılığın yeni yüzü GZT ile dünyaya farklı bir pencereden bakın.

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

GZT dünyası her an yanınızda! GZT mobil uygulaması ile son dakika gelişmelerine ve özel içeriklere anında erişin. Sadece haber okumayın; izleyin, keşfedin ve paylaşın. iOS, Android ve Huawei cihazlarınıza kolayca indirebileceğiniz uygulamamızla gündemi cebinize sığdırın. Şimdi indirin, haberdar olmanın en keyifli halini kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mahallesi Fetih Caddesi No:6 Dk:1 Topkapı, Zeytinburnu / İstanbul[email protected](0 212) 612 29 30

Albayrak Medya Siteleri
YASAL UYARI

YASAL UYARI BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BIST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026