SKDM ile karbon maliyeti ihracatta belirleyici oluyor

Gizem Tümbay Koçak
12:00, 21/03/2026, Cumartesi
CategoryZ Raporu
Z Raporu
SKDM ile karbon maliyeti ihracatta belirleyici oluyor
İhracatta karbon eşiği

Sınırda karbon düzenleme mekanizması, 2026 itibarıyla raporlama yükümlülüğünden çıkıp ihracatta doğrudan maliyet ve rekabet unsuru hâline geliyor. Ton başına 70–100 euro bandındaki karbon fiyatı, özellikle demir-çelik ve çimento gibi karbon yoğun ve AB pazarına bağımlı sektörlerde fiyatlama dengelerini zorluyor. Ölçümleme, raporlama ve doğrulanabilir veri eksikliği, şirketler arasında yalnızca üretim değil veri kalitesi kaynaklı maliyet farkları yaratıyor. Enerji ve teknoloji dönüşümü yüksek yatırım gerektirse de bu adımlar atılmadığında AB pazarında kalıcı rekabet gücü sağlamak zorlaşıyor. Uzmanlara göre SKDM, hazırlıksız firmalar için bir ticaret engeli, dönüşümü yönetenler için ise orta vadede stratejik bir rekabet avantajına dönüşüyor.

Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) 1 Ocak itibarıyla fiilen yürürlüğe girdi. Yaklaşık 3 yıldır gündemde olan bu kavram, Ocak ayı itibarıyla yalnızca bir raporlama yükümlülüğü olmaktan çıkarak, şirketler için somut bir maliyet ve rekabet başlığına dönüştü. Ekim 2023'te mali ceza olmaksızın üç aylık raporlama zorunluluğu olarak başlayan bu sistem, karbon yoğun sektörler için uluslararası ticaretin ekonomisini temelden değiştirecek bir sisteme dönüştü.

Bugün Avrupa karbon piyasasında bir ton CO₂ fiyatının 90 euro seviyesine dayanması, bu dönüşümün ekonomik boyutunu net biçimde ortaya koyuyor. Son bir yıllık fiyat eğilimi, karbonun artık geçici bir maliyet kalemi değil; kalıcı, yükselen ve stratejik olarak yönetilmesi gereken bir üretim girdisi haline geldiğini gösteriyor.

Karbon düzenlemesi sanayiye yayılıyor

Doğrudan etkilenen sektörler arasında ise çimento, demir-çelik, alüminyum, gübre, elektrik ve hidrojen yer alıyor. Bunlara ek olarak deniz taşımacılığı ve havacılık da emisyon vergisiyle karşı karşıya kalan sektörler arasında. Bu sektörlerden girdi alan otomotivden beyaz eşyaya, makineden yapı malzemelerine kadar çok geniş bir sanayi hattı da dolaylı olarak etkileniyor. İthalatçıların, doğrulanmış emisyon verilerine dayanarak yıllık olarak sertifikaları teslim etmeleri gerekiyor; 2026 ithalatını kapsayan ilk beyannamenin ise Eylül 2027'ye kadar verilmesi gerekiyor.

En kırılgan alanlar ise hem karbon yoğunluğu yüksek olup hem de AB pazarına ciddi bağımlılığı olan sektörler olarak karşımıza çıkıyor. Türkiye özelinde bu kesişim kümesinde en başta demir-çelik ve çimento geliyor. SKDM kapsamındaki ihracatın yüzde 49’u demir çelikten, yüzde 43’ü de çimentodan geliyor.

SKDM kapsamındaki küresel ticaret hacmi ise 156 milyon tona ulaştı. Bu hacimde Türkiye, yaklaşık 18,3 milyon ton ile dünyada en fazla etkilenecek ilk üç ülke arasında yer alıyor. Yani SKDM, Türkiye için “kenardan izlenen” bir AB düzenlemesi değil, ihracatın tam merkezine dokunan bir mekanizma olarak tanımlanıyor.

AB’de Karbondioksit İle İlgili Vergilerden Elde Edilen Gelir 2017-2023 (Milyar Euro)
AB’de Karbondioksit İle İlgili Vergilerden Elde Edilen Gelir 2017-2023 (Milyar Euro)

Geçiş süreci kademeli ve planlı bir şekilde ilerlemeye devam ediyor. 2034 yılına kadar, SKDM yalnızca ücretsiz ETS izinlerinin kapsamadığı emisyon oranına uygulanacak. 2026 yılında, ithalatçılar toplam karbon maliyetinin sadece yüzde 2,5'ini ödeyecek ve bu pay her yıl artarak 2027'de yüzde 4,5'e, 2030'da yüzde 48,5'e ulaşacak ve 2034'te ücretsiz izinler tamamen ortadan kalktığında yüzde 100'e ulaşacak.

Tüm bu tablo, AB pazarına ihracat yapan şirketleri net bir tercih noktasına getiriyor: Ya üretim süreçlerine yatırım yaparak karbon emisyonlarını düşürecekler ya da SKDM kapsamında satın alınacak sertifikaların ek maliyetini üstlenecekler. Üçüncü ve daha tartışmalı seçenek ise bu maliyetleri, zaten yüksek enerji fiyatları ve artan Çin rekabeti nedeniyle baskı altında olan Avrupalı müşterilere yansıtmaya çalışmak. Ancak bu yaklaşım, tedarik zincirlerinde rekabet gücünün zayıflaması riskini de beraberinde getiriyor

Uyum sürecinde 3 temel başlık öne çıkıyor

Karbon Düzenleme Mekanizması’na uyum sürecinde şirketlerin karşı karşıya kaldığı ilk ve en temel başlık ise ölçümleme ve raporlama yükümlülükleri olarak öne çıkıyor. Sahada net biçimde görülen tablo, birçok firmanın karbon emisyonunu nerede ve ne ölçüde ürettiğine dair yeterli veri altyapısına henüz sahip olmadığı yönünde. Türkiye’de gerçek veri kullanma oranı demir-çelikte yüzde 82, çimentoda yüzde 66, alüminyumda ise yüzde 64 seviyesinde.

Bu oranlar, sistemin ciddiyetle ele alındığını gösterse de hâlâ yaklaşık üçte birlik bir alanda varsayılan değerlerle ilerleniyor. 2026 sonrasında bu fark, doğrudan ilave maliyet olarak firmaların karşısına çıkacak. Aynı ürünü ihraç eden şirketler arasında, yalnızca veri kalitesi nedeniyle dahi ciddi maliyet farkları oluşabilecek.

Ülkelere Göre Sera Gazı Emisyon Ayak İzi, 2023 (Kişi Basına Ton CO2)
Ülkelere Göre Sera Gazı Emisyon Ayak İzi, 2023 (Kişi Basına Ton CO2)

İkinci kritik başlık ise enerji ve teknoloji dönüşümü. Çimento sektöründe alternatif yakıt kullanımı ve klinker oranının düşürülmesi; çelikte elektrifikasyon ve hurda oranının artırılması, alüminyumda kullanılan elektriğin karbon yoğunluğu, gübre sektöründe ise hidrojen temelli üretim süreçleri gündemde. Ancak bu dönüşümlerin hiçbiri düşük bütçeli yatırımlar değil. Buna karşın gerekli adımlar atılmadığında, AB pazarında rekabetçi kalmak giderek zorlaşıyor.

Üçüncü ve belki de en somut etki alanı, karbon maliyetinin fiyatlara yansıması olacak. 2026 itibarıyla karbon, soyut bir çevre başlığı olmaktan çıkıp doğrudan maliyet kalemine dönüşecek. Karbon yoğunluğu yüksek ürünler daha pahalı hale gelirken, bu durum ihracatta fiyat tutturmayı zorlaştıracak.

Türkiye'de de en yüksek payı enerji kaynaklı sektörler alıyor

Türkiye tarafında TÜİK’in en son yayımladığı Sera Gazı Envanteri sonuçlarına göre, 2023 yılında toplam sera gazı emisyonu bir önceki yıla göre yüzde 1,4 azalarak 552,2 milyon ton (Mt) CO2 eşdeğeri olarak hesaplandı. Kişi başı toplam sera gazı emisyonu 1990 yılında 4,1 ton CO2 eşdeğeri, 2022 yılında 6,6 ton CO2 eşdeğeri ve 2023 yılında 6,5 ton CO2 eşdeğeri olarak hesaplandı. Toplam sera gazı emisyonlarında 2023 yılında CO2 eşdeğeri olarak en büyük payı yüzde 71,6 ile enerji kaynaklı emisyonlar alırken bunu sırasıyla yüzde 13,0 ile tarım, yüzde 12,8 ile endüstriyel işlemler ve ürün kullanımı ve yüzde 2,5 ile atık sektörü takip etti.

Türkiye'de yeşil finansman

Altuğ Karataş/ Ecologica Sürdürülebilirlik Yönetici Ortağı
Altuğ Karataş/ Ecologica Sürdürülebilirlik Yönetici Ortağı

Türkiye’de yeşil finansman hiç yok değil. Özel ve kamu bankaları, uluslararası kaynaklardan sağlanan fonları alıp peş peşe açıklamalar yapıyorlar. Ancak SKDM ölçeğinde ve hızında yeterli mi? Açıkçası hayır. En büyük sorun şu: Bankalar ölçülebilir, doğrulanabilir karbon azaltımı görmek istiyor. Sanayici ise “Üretim durmasın, maliyet artmasını istemiyorum” diyor. Bu iki dili birbirine bağlayan mekanizmalar henüz yeterince güçlü değil. Özellikle KOBİ’ler için; proje hazırlama kapasitesi zayıf, uzun vadeli uygun maliyetli finansmana erişim sınırlı ve enerji dönüşüm yatırımları için risk iştahı düşük. Bu noktada kamu, finans sektörü ve sanayinin aynı masada daha fazla bir araya gelmesi gerekiyor.

“Yalnızca bir uyum zorunluluğu değil, stratejik bir rekabet unsuru”

SKDM’yi AB’deki çalışmaların arka planını düşünüldüğünde onlarca yıldır, “sessiz sessiz” kapıya dayanan bir süreç olarak değerlendiren ECOLOGICA Sürdürülebilirlik Yönetici Ortağı Altuğ Karataş, rekabetçilik açısından bakıldığında tablonun kısa vadede zorlayıcı olduğunu söylüyor. Ancak Karataş’a göre, orta vadede karbon emisyonunu düşüren ve bunu şeffaf, doğrulanabilir şekilde belgeleyen firmalar, Avrupa Birliği pazarında daha güvenilir ve daha tercih edilen tedarikçiler haline gelecek. Bu da karbon yönetimini yalnızca bir uyum zorunluluğu değil, stratejik bir rekabet unsuru olarak öne çıkaracak.

Sektörlere yansıması ise çimentoda alternatif yakıt, klinker oranı düşürme, verimlilik yatırımları ile demir-çelikte verimlilik, proses iyileştirme ve daha düşük karbonlu üretim hatları ile alüminyumda belirleyici unsur elektriğin kaynağı ile gübrede proses ve enerji kaynaklı emisyonu azaltacak dönüşüm olacak.

Karataş: Orta vadede karbon emisyonunu düşüren ve bunu şeffaf, doğrulanabilir şekilde belgeleyen firmalar, Avrupa Birliği pazarında daha güvenilir ve daha tercih edilen tedarikçiler hâline gelecek.
Karataş: Orta vadede karbon emisyonunu düşüren ve bunu şeffaf, doğrulanabilir şekilde belgeleyen firmalar, Avrupa Birliği pazarında daha güvenilir ve daha tercih edilen tedarikçiler hâline gelecek.

Karbonu yönetemeyen KOBİ, büyük firmanın da riskine dönüşüyor

Büyük firmalar ile KOBİ’ler arasındaki farkı sorduğumuz Karataş, bu noktada sahada net bir ayrım olduğuna değiniyor. Büyük firmaların ekip kurabildiğini, danışman alabildiğini ve sistemi daha hızlı oturttuğunu söyleyen Karataş, KOBİ’ler için durumun daha hassas olduğundan bahsediyor. Karataş, “KOBİ’lerde en büyük risk karbon bedelinden çok veri eksikliği. Yani “Karbonum yüksek” olduğu için değil, “Karbonumu doğru hesaplayamıyorum” dediği için oyunun dışında kalma riski var. Bir AB müşterisinin “Karbon ayak izinizi gönderin” demesi, birçok KOBİ için alarm zili. Çünkü ölçüm yoksa, cevap da yok. Bu da sipariş kaybı demek. Artık yalnızca üretici değil, onun tedarikçisi de sorgulanıyor. Karbonu yönetemeyen KOBİ, büyük firmanın da riskine dönüşüyor” diyor.

Sektörlere Göre Sera Gazı Emisyonu, 2023, Gazlara Göre Sera Gazı Emisyon Oranları, 2023
Sektörlere Göre Sera Gazı Emisyonu, 2023, Gazlara Göre Sera Gazı Emisyon Oranları, 2023

SKDM bir ticaret engeli mi, yoksa bir dönüşüm fırsatı mı?

Karataş’a göre, ikisi birden. Oyunun kurallarını AB yazdığı için süreci ticaret engeli olarak değerlendiren Karataş, aynı zamanda Türkiye sanayisi için çok güçlü bir dönüşüm ve katma değer fırsatı olduğunu söylüyor. Karataş’a göre, 2026’dan sonra karbon maliyeti daha görünür hale geldikçe, dönüşemeyenler pazar kaybı yaşayacak, dönüşenler ise daha nitelikli, daha sürdürülebilir bir ihracat yapacak.

“Ben enerji verimliliği, düşük karbonlu üretim ve doğru raporlamayı, sanayi için bir “mecburiyet” değil, rekabet silahı olarak görüyorum” diyen Karataş, enerji verimliliğini sürdürülebilirlik yol haritasının ilk basamağı olarak değerlendiriyor.

DIŞYÖNDER Başkanı Dr. Hakan Çınar ise “SKDM’yi ‘tek başına engel’ diye okumam. Hazırlıksız şirketler için baskı, hazırlıklı şirketler için ise rekabet avantajı olarak değerlendiririm” diyor ve ekliyor: “Karbon maliyeti somutlaştıkça karbon yoğunluğu yüksek kalıp dönüşümü geciktiren alanlarda risk artar. Enerji dönüşümünü yapan, verisini yöneten ve düşük karbonlu üretim sunan sektörlerde fırsat büyür. Yarış artık sadece fiyatta değil; enerjide dönüşüm ve veri yönetimindedir” diyor.

Çınar: Karbon maliyeti somutlaştıkça, karbon yoğunluğu yüksek kalıp dönüşümü geciktiren alanlarda risk artar.
Çınar: Karbon maliyeti somutlaştıkça, karbon yoğunluğu yüksek kalıp dönüşümü geciktiren alanlarda risk artar.

Dönüşümde gecikiliyor mu?

Karataş, hem sahadaki firmalarla çalışırken hem de STK’larda yürütülen çalışmalarda ortak bir noktaya geldiklerini söylüyor: “Geç mi kalacağız, yoksa önden mi gideceğiz?” Türkiye sanayisinin doğru adımlarla bu süreci avantaja çevirebileceğinden bahseden Karataş, “Bu ülkede bilgi de var, tecrübe de. Önemli olan, doğru zamanda doğru yatırımı yapabilmek. Çünkü SKDM’nin asıl bedeli sertifikada değil; geç kalmışlıkta ödeniyor. Bu sebeple bir şarkı ismi ile bitirelim; SKDM 'ye ‘Sakın Geç Kalma Erken Gel’” diyerek sözlerini tamamlıyor.

Karbon dönüşümünde KOBİ riski

Dr. Hakan Çınar / DIŞYÖNDER Başkanı
Dr. Hakan Çınar / DIŞYÖNDER Başkanı

Karbon uyum sürecinde büyük ölçekli firmalar, güçlü ekipleri, gelişmiş veri altyapıları ve yatırım kapasiteleri sayesinde daha hızlı ilerliyor. KOBİ’ler açısından ise temel risk, doğrudan ödenecek karbon bedelinden çok siparişlerin sürdürülebilirliğini kaybetme ihtimali olarak öne çıkıyor. Çünkü alıcılar, tedarikçilerden artık ölçülebilir ve doğrulanabilir karbon verisi talep ediyor. Bu altyapının kurulamaması, KOBİ’lerin tedarik zincirinde tercih edilme şansını ciddi biçimde azaltıyor. Veri toplama ve raporlama eksikliği, sürecin ilk ve en kritik kırılgan noktalarından biri olarak görülüyor. Enerji kaynağının niteliği ve maliyeti, karbon performansını doğrudan etkileyen ikinci önemli risk alanını oluşturuyor. Dönüşüm yatırımlarının finansmanı ise KOBİ’ler için sürecin en zorlayıcı başlıklarından biri olmaya devam ediyor.

*Bu yazının başlığı yazardan bağımsız editoryal olarak hazırlanmıştır.

Yorumlar
Avatar

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.

Sayfa Sonu
GZT
GZT Haberin Sosyal Hali.

Gündemi en anlaşılır, en hızlı ve en görsel haliyle takip etmeye hazır mısınız? GZT özel video içerikleri, nitelikli infografikleri ve fark yaratan yayıncılık anlayışıyla size sıradan haber sitelerinin ötesinde bir deneyim sunuyor. Politikadan kültüre, teknolojiden spora kadar hayatın her alanına dokunan içeriklerle, doğru bilgiye keyifli bir arayüzle ulaşın. Dijital yayıncılığın yeni yüzü GZT ile dünyaya farklı bir pencereden bakın.

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

GZT dünyası her an yanınızda! GZT mobil uygulaması ile son dakika gelişmelerine ve özel içeriklere anında erişin. Sadece haber okumayın; izleyin, keşfedin ve paylaşın. iOS, Android ve Huawei cihazlarınıza kolayca indirebileceğiniz uygulamamızla gündemi cebinize sığdırın. Şimdi indirin, haberdar olmanın en keyifli halini kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mahallesi Fetih Caddesi No:6 Dk:1 Topkapı, Zeytinburnu / İstanbul[email protected](0 212) 612 29 30

Albayrak Medya Siteleri
YASAL UYARI

YASAL UYARI BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BIST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026