Üniversite ve bölüm tercihi yaparken dikkat edilmesi gereken altın kurallar

Genç Motto dergisi olarak sınavlarda başarıya ulaşabilmeniz umuduyla geleceğe dair soru işaretlerini azaltmak adına detaylı bir rehber hazırladık. Bu rehber sayesinde kendinize en uygun üniversiteyi ve bölümü bulabilmeniz dileğiyle.
Haziran ayı demek, yazın başlangıcı demek olsa da son sınıf öğrencileri için durum biraz farklı. Onlar için hem stres hem de rahatlığın bir arada bulunduğu bu ayda uzun zamandır hazırlandıkları sınav kendilerini bekliyor. Gelin, en çok sorulan sorulara kısa, öz ve faydalı yanıtlar arayarak ilerleyelim.
Hangi bölümü, hangi üniversiteyi tercih etmeliyim?
Milyonlarca gencin zihnini meşgul eden bu soruya tek bir cevap vermek maalesef mümkün değil. Bölüm ve üniversite seçimi, birçok değişkene bağlı karmaşık bir süreç. Biz de yazımızda, bu önemli kararı vermenize yardımcı olacak şekilde farklı alt başlıklar altında konuyu inceleyeceğiz.
Koşul 1: İdealist birisiyim. Kesinlikle bu mesleği yapacağım. Ne istediğimi biliyorum.
Koşul 2: Özel sektörde kariyer yapmak istiyorum.

Kariyer yapmak ne demek? Büyük firmalarda beyaz yaka olarak birçok farklı görev dağılımında kendinize yer bularak nispeten iyi bir maaşla hayatınızı sürdürmeye devam etmek demek. Kariyer basamaklarını tırmanırken en alt pozisyondan girip şef, müdür vb. terfilerle alanında en iyisi olmaya çalışmak demek. Bu alanda ilerlemek isteyen kişiler için en önemli faktör, şehir ve üniversitenin ismi olacaktır. Bu alanda en önemli konu, bölümden ziyade üniversite olarak karşımıza çıkıyor.
Koşul 3: Kendimi tanımıyorum bile. Ne iş olursa yaparım!
İlim ilim bilmektir,
ilim kendin bilmektir,
Sen kendini bilmezsin,
Ya nice okumaktır?
Her ne kadar gelecek öngörülemez olsa da bazı gelişmeler, bize bölümlerin ve mesleklerin gidişatı hakkında uyarılar ve öngörüler verebiliyor. Özellikle yapay zekânın da gelişmesiyle birçok meslek yok olacak ve farklı iş alanları açılacak. Negatiften başlayıp pozitife doğru devam edelim.
Hangi meslekler yapay zekânın etkisi alanına girecek?
Kısa cevap, hepsi. Evet, distopik gibi gözükse de her alanda yapay zekâyı göreceğiz. Pek çok işin üstesinden gelecek olan yapay zekâ nedeniyle bu alanlarda istihdam oranları ciddi şekilde düşecek. Peki, özellikle hangi alanlarda bizi olumsuz şartlar bekliyor:
Bunların yanı sıra, yazılımcıların da iş alanının tehdit altında olduğunu unutmamak gerek. Her ne kadar hâlen revaç olsa da yazılım alanı için de ciddi tehlikeler kapıda.
Durun durun! Hemen gemileri yakmaya gerek yok. Her ne kadar meslekler yeni teknolojik gelişmelerden etkilenecek olsa da yeni alanlarda birçok açılmalar olacak. Bunlardan ilki, operatörlük. Diğer bir deyişle prompt mühendisliği. İleriki süreçlerde bu alanlarda yapay zekâyı en iyi şekilde yönetebilecek komut mühendisleri için iyi bir iş alanı gözüküyor.
Öte yandan gelişen teknoloji, beraberinde yalnızlığı da getiriyor. Bu da hâliyle psikolojik sorunları artırırken, psikologlara olan ihtiyacı da yükseltiyor. Bu yüzden psikoloji alanında da iş imkânları olacaktır.
Değeri artan ve artmaya devam edecek olan işlere gelirsek, ustalık gerektiren işleri dikkate alabiliriz. Kombicisinden sanayi ustasına kadar beceri gerektiren her işe gün geçtikçe talep artıyor. Müşteriye özel çözümler gerektiren bu süreçleri takip eden ustaların yerini yapay zekânın alması çok çok zor görünüyor. Bu konu hakkında, Serdar Kuzuloğlu’nun “Kombici” başlıklı videosunu izlemenizi tavsiye ederim.

Türkiye bana yetmiyor. Yurtdışında okumak istiyorum!
Bu cümle, her ne kadar masal kadar güzel gözükse de arka planda birçok farklı olumsuzluk barındırıyor. Bunlardan birincisi, lisans eğitiminde yurt içi ve yurt dışı farkı, öyle düşünüldüğü gibi büyük boyutlarda olmuyor. Yani Türkiye’de aldığınız bir lisans eğitiminin yurt dışındaki bir eğitimden farkı yok. Eğer çok istiyorsanız lisansüstü eğitiminiz için yurt dışına çıkabilir ve vizyonunuzu genişletebilirsiniz.
Not:
Yazarın öznel düşüncesi olan bu paragraf, aynı zamanda Türkiye’deki üniversitelerde de ana dilde eğitim verilmesi gerektiğini savunuyor. Eğitim, İngilizce destekli bir müfredat olarak devam etmeli. Fakat bazı programların tümüyle İngilizce olması nedeniyle birçok olumsuzluk da yaşanıyor. İngilizce bilmenin çok önemli olduğunu düşünen yazar, sadece eğitimin ana dilde olması gerektiğini; ayrıca her bireyin mutlaka iyi derecede İngilizce bilmesi gerektiğini de düşüncelerine ekliyor).
Son bir çıkış: Mezuna kalmak
*Bu yazının başlığı yazardan bağımsız editoryal olarak hazırlanmıştır.
Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.