Boykot bugün neden sonuç vermiyor, yarın nasıl etkili olabilir

Yusuf Genç, Yusuf Genç, Yusuf Genç
10:00, 19/12/2023, SalıG: Güncelleme: 11:42, 17/08/2025, Pazar
CategoryCins
Cins Dergi
Boykot bugün neden sonuç vermiyor, yarın nasıl etkili olabilir
“Sanki dünya bir tek kaldırıp vuracağım gürze gebe”

Yıkılması gerekenin, ‘hemen’ yıkılmadığını gördüğümüzde neden hayallerimiz yıkılıyor? Boykot meselesi üzerine daha sağlıklı düşünmeye bu sorudan başlayabiliriz sanırım. Boykot, elbette doğası gereği fiziki çıktılarının asıl amaç olduğu bir ekonomik tavır alış. Süreçteki katılım ve sonuçlardaki yetersizlik, bu tavır alışın sürdürülememesinin asıl sebebi. Bunun daha derinlerde ve daha büyük bir hikayesi var elbette. Hafızamızın zayıflığı, her hareketin sonuçlarını hemen görmek istememize yol açıyor. Yıkılması gereken ‘hemen’ yıkılmayınca hayallerimiz yıkılıyor. Bunun bir parça anlaşılır tarafı da var tabii ki. Çok sıkıldık. Ve artık bir şeyler olsun istiyoruz.

Fakat, bunda yeni dünyadaki yerimiz konusunda romantizm ve mistisizmden arındırılmış sağlıklı bir okuma yapamamış olmamızın da etkisi büyük. Bunu kabul ediyorum.
Bizim tarihi tecrübemiz ve o tecrübenin somutlaştırdığı hukuk kodlarımıza göre; cari bir kötülük söz konusuysa o kötülük bizzat kamu otoritesi eliyle ortadan kaldırılmalıdır.
O kötülük, “kurumsal varlığını sürdürürken” diye bir sekme düşünsel kodlarımızda yok bizim. Karşılığı olmayan bir yer burası. Karşılığı olmadığı için hazırlıksız yakalandığımız yer aynı zamanda. Bu, doğrudan varlığımızla ilgili. Bizim varlığımız, örgütlü kötülüğün kurumsal nitelikte arz-ı endam edemeyeceğinin ilanı. Öyle olmalıydı en azından. Ne yazık ki bugün değil ama. Kalbimizle buğzettiklerimiz, elimizi uzatabildiklerimizden çok daha fazla.

Şu net ki fizik dünyanın içinde, fizik dünyayı -bütünüyle- reddederek yola çıkan hiçbir eylem sağlıklı bir düşünceden neşet ediyor olamaz. Fizik dünyanın içinde, ‘boykot edilemez olan’a dair bir tavır alış çağrısı kötü bir romantizmden öteye gitmeyeceği gibi sağlıklı zeminin inşasını da zora sokacaktır. Sonsuz, sınırsız bir uzay değil elbette ancak sözgelimi, Microsoft’un boykotu ‘bugün’ için sürdürülebilir değil ise öyleymiş gibi davranmak, sonuç alınabilecek olana dair sonuç alamıyor olmamızla sonuçlanacak demektir.

İlk gençliğinde listeler hazırlayıp, bastırmış ve dağıtmış biri olarak bugün listeler hazırlayan genç arkadaşlara hatırlatmak zorundayım.
Boykot, sonuçları itibariyle öznesini merkeze alır.
Öznesini, yani bir irade ortaya koymaya çalışanı. Eylemin kendisi itibariyle sonuçlarına odaklanmak, yapılacak en kötü şey olabilir. Starbucks’ı boykot etmek, bir tavır alıştır ve bu tavır alışın merkezinde Starbucks’ın zarar ediyor olması ya da o zararı gözlemlemek yoktur. Boykot edenin bizzat kendisinin bir zarardan sakınıyor olması merkezdedir. Allah’a ve ahiret gününe inananlar için, bize yönelecek ilahi öfkenin muhatabı olmaktan kaçınmaktır ilk amaç. Geri kalan insanlar içinse kâğıdın icadından bu yana görülen en acımasız, en kanlı soykırıma ve ona destek olanlarla arasına -insanlık onuru ve haysiyeti adına- mesafe koymaktan ibarettir. Bu mesafeyi olsun koyamayan ve yahut bunu umursamayan herkese, Zarifoğlu’nun tarifini işaretleyebiliriz. Din, dil ve ırk ayırmaksızın, başörtülü olsun ya da olmasın, dindar yahut seküler bugün hala Starbucks’tan ya da Burger King’ten alışveriş yapan istisnasız herkese bunu söyleyebiliriz: “Onlar insan değil, gübre.”
Sert mi? Değil. Çünkü
insan, yirmi günde beş bin bebeği, gelişmiş füzelerle öldüren bir soykırım düzenine kayıtsız kalamaz.
Dünya tarihinin tam bu günlerinde ne yazık ki şahitlik ettiğimiz bu vahşete zorlayıcı bir saik bile yokken kendi kendine destek açıklaması yapan bir ticari organizasyona tavır almaya yanaşmayan herkesi itham etmek ve içinde bulundukları rezil kayıtsızlığın iğrençliğini yüzlerine vurmak zorundayız. Bu da insan olmaya dair çünkü. Onları küçümsüyoruz, evet. Ama bunu, onları küçümsediğimiz için değil, insan kalmak adına söylüyoruz.

Doğruluğundan asla şüpheye düşülmez olan Kitap’a inanan herkesin çok iyi bilmesi gerektiği gibi bu denli bir vahşetin seyircisi olmak da belaya düçar olmamız için yeter sebeptir. “İnsanlar iman ettik demekle bırakılacaklarını mı sanıyorlar?” uyarısını buradan da düşünmeliyiz. Yıllara yayılmış eylemimiz olan üzülmek; tek başına ilahi azabın muhatabı olmaktan bizi kurtarmayacak diye korkmalıyız.

Yerlerin ve göklerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbi olan Allah’ı, kendimize ait zannediyoruz çoğu zaman.
Bizim yapabilecekken yapamadıklarımızı yapmasını istiyoruz ondan. Biz, hiçbir şey yapmaya çalışmaksızın onun bir şeyler yapmasını istiyoruz ondan. “Sen ve Rabbin gidin savaşın” diyenlerin neye dönüştüğünü görmeden ve söylediğimiz sözlerin nereye vardığını hiç düşünmeden yapıyoruz bunu.

Vallahi bu hesap, Son Peygamber’e inanan bizlere de sorulacak. Kardeşinin parçalarını poşetle toplayan o kız çocuğu, hikayesini anlattığında o hikâyenin hiçbir şey yapmaya çalışmayan şahidi olmak, bizi baştanbaşa sorumlusu da yapacaktır. “Hangi suçtan dolayı öldürüldüğü sorulduğu zaman” sorusunun muhatabının sadece katiller olacağını vehmetmek acziyetten değilse idraksizliktendir.

Kabul, siyasi ve askerî organizasyonumuz dağıldı ve Türkiye’nin gücü henüz yetmiyor bu ehl-i salibin bir araya gelerek kurduğu korkunç koalisyonu kırmaya. Büyütmek istediğimiz çınarı, gölgesinde rahatça yatalım diye değil, rahatça yaşayalım diye büyütmek istiyoruz. O güne kadar, küçüklüğünden utanarak, elimizden ne geliyorsa onu yapmaktan geri durmadan yaşamak zorundayız. Üstelik bunun bir erdem olmadığını da bilelim. İnsan kalmaya çalışıyoruz sadece.

Boykot da burada duruyor işte.

Starbucks, Burger King ya da Coca Cola’ya
karşı geliştireceğimiz tavrın merkezinde bu katil destekçisi ticari organizasyonların zarar ediyor olması değil, bu tavrı bile ortaya koymazsak başımıza gelecek zarardan kendimizi korumak amacı olmalıdır, en azından.
Ve zaten, kendimiz adına bu tavrı ortaya koyduğumuz zaman, tahrif ettikleri Tevrat’tan bile daha fazla iman ettikleri ‘para’larına dokunmuş olacağız.
Yıkılmalarının mukadder olduğu yer burası.

“Hükümdarın hükümdarlığı için halka yalvardığı / Ama yine de eşsiz zulümler işlediği vakitlere erdim” demişti Sezai Karakoç. Bu sadece dünyanın bugünkü siyasal organizasyonuna ilişkin değil elbette. İktisadi düzenin de ifadesi bu. Paralarımızla varlıklarını sürdüren organizasyonların bize karşı aldıkları pozisyona rağmen onlara dair kanaatlerimiz saygınlığını koruyor. Buradaki sorunu da görmek ve tanımlamak zorundayız. Daha dün Türkiye’yi sarsan depremde bir açıklama bile olsun yapmaya tenezzül etmeyen o kötü kahve dükkanına hala gidip oturabilmek için geri zekâlı olmaktan fazlası gerekiyor ne yazık ki.

Tüm hepsinin dışında, örgütlü kötülüğün kurumsal hali, alışkın olmadığımız bir yer demiştik ya. Burasını tam anlayalım, bir dua, bir yemin gibi kendimize ve çocuklara ezberlettirelim:

İngiliz siyasetinin ve Amerikan silahının ve bu ikisinin dünyamızın ortasına ektiği kanser ağacının kesilmesinden başka bir yol yok…
İnsanlık için. Eğer hala öyle bir şey varsa.

Bu yazının başlığı yazardan bağımsız editoryal olarak hazırlanmıştır.


Yorumlar
Avatar

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.

Sayfa Sonu
GZT
GZT Haberin Sosyal Hali.

Gündemi en anlaşılır, en hızlı ve en görsel haliyle takip etmeye hazır mısınız? GZT özel video içerikleri, nitelikli infografikleri ve fark yaratan yayıncılık anlayışıyla size sıradan haber sitelerinin ötesinde bir deneyim sunuyor. Politikadan kültüre, teknolojiden spora kadar hayatın her alanına dokunan içeriklerle, doğru bilgiye keyifli bir arayüzle ulaşın. Dijital yayıncılığın yeni yüzü GZT ile dünyaya farklı bir pencereden bakın.

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

GZT dünyası her an yanınızda! GZT mobil uygulaması ile son dakika gelişmelerine ve özel içeriklere anında erişin. Sadece haber okumayın; izleyin, keşfedin ve paylaşın. iOS, Android ve Huawei cihazlarınıza kolayca indirebileceğiniz uygulamamızla gündemi cebinize sığdırın. Şimdi indirin, haberdar olmanın en keyifli halini kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mahallesi Fetih Caddesi No:6 Dk:1 Topkapı, Zeytinburnu / İstanbul[email protected](0 212) 612 29 30

Albayrak Medya Siteleri
YASAL UYARI

YASAL UYARI BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BIST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026