İnsan kalmak için kıyam vakti
14:00, 29/03/2026, Pazar

İnsan kalmak için kıyam vakti
Fiillerinde ahlâkî kâideleri dikkate almayan insanların, insan haysiyetine yakışır bir hayat sürmeleri beklenemez. Durum “her koyun kendi bacağından asılır” anlayışıyla içinden çıkılabilecek bir mesele değildir. Evet, her koyun kendi bacağından asılır lakin asıldığı ortamda kokuşmaya başlarsa oldukça geniş bir alan kokusundan nasibini alacaktır.
Yaşadığımız zaman maalesef insanı tabiri caizse âdeta ‘sosyal bir hayvan’a dönüştürdü. Bu dönüşümde insanı hayvandan ayırt eden mefhumun akıl olduğunu kabul etsek bile insan öyle eylemlerde bulunuyor ki yararı olan eylemi zararına olan eyleme terk ediyor. Kendisine hiçbir fayda sağlamayan fiilleri icra ediyor. Kolayca, hiçbir meşakkate katlanmadan ekonomik olarak refah seviyesini atlatmayı ya da bulunduğu durumdan yukarıda olduğunu düşündüğü insanlarla hemhâl olma niyeti ile eylemi gerçekleştiriyor.
Sanat camiasının (neyi icra ettikleriyle ya da hangi mahallenin mensubu olduklarıyla ilgilenmeksizin) içinde bulundukları durum, spor hakemlerinin bahis sitelerindeki hesapları ve nihayetinde siyasilerin yolsuzluklarla imtihanı…
Aslında hepsi insanın yükselme arzusu sebebiyledir. Fakat nefsin yükselme arzusu karşılandıkça insanlıktan uzaklaşır, fiillerini hayvânî duygularla gerçekleştirmeye başlar.
Sanatçının bir yapımda rol alabilmek için gayri ahlâkî yollara başvurması ile asgari ücrete zam yapılmasıyla birlikte marketteki ürünlerine zam yapan ya da bir bardak çaya iki yüz lira fiyat biçen ya da barınma zorunlu bir ihtiyaç iken kirayı asgari ücretin bilmem kaç katının üstüne çıkaran arasında aslında hiçbir fark yoktur.
Ahlâkî davranışların arasında hiyerarşi yoktur. Hepsi aynı değerdedir. Birine yardım etmek ile dürüst olmak arasında bir fark yoktur. Aynı anlayış ahlâkî olmayan fiiller için de geçerlidir. Başkasının malını rızası olmadan kullanmak ile yalan söylemek arasında bir fark yoktur.
Modern hayat insanı yükseltirken aslında insanı hayvânî ihtiyaçlarla alçaltmakta ve insanın ahlâkla irtibatını koparmaktadır. Peki, ahlâk sadece sanatçıda, siyasetçide bulunması gereken bir meziyet midir? Tabi ki hayır. Toplum ahlâken yozlaşmaya başladığında aile de sanat da siyaset de yozlaşacaktır.
Yozlaşmanın kaynağı, helâl olmayan lokmadır. Kazanılan rızkın helâl olması esasen kolay ve çok kazanılmasında değil, kazanılan yolun meşru olup olmamasındadır. Meşru olmayan yolla kazanılan rızık helâl olmuyor.
Helâl olmayan lokma da insanın nefisle mücadelesinde zayıflamasına sebep olur. Değilse herkes insânî şartlar içinde hayatını devam ettirmeyi hak eder. Fakat insanları sistem “daha çok harca, harca ki mutlu ol” anlayışına sürüklemektedir.
Harcamaya dâir haz bir müddet sonra yeterli olmayınca insan başka arayışlar içine girmektedir. Dolayısıyla insan dünyaya geliş amacıyla ilgili muhasebe yapmadığı müddetçe ahlâkî sınır sahibi olması mümkün değil.
Sınırların belirlenebilmesinde kullanılacak ahlâkî bir temeli olmalıdır. Fiillerinde ahlâkî kâideleri dikkate almayan insanların, insan haysiyetine yakışır bir hayat sürmeleri beklenemez. Durum “her koyun kendi bacağından asılır” anlayışıyla içinden çıkılabilecek bir mesele değildir. Evet, her koyun kendi bacağından asılır lakin asıldığı ortamda kokuşmaya başlarsa oldukça geniş bir alan kokusundan nasibini alacaktır.
Gayri ahlâkî fiillerin gerçekleştirilmesinde fâillere toplumca yaptırım uygulanmalıdır. Toplumu düzene sokan eylemlerin gerçekleştirilmemesinin neticesinde yaptırım vardır. Yaptırım uygulanması gereken gayri ahlâkî bir fiile yaptırım uygulanmaması da gayri ahlâkîdir.
İnsan olmak veya insan kalmak için şimdi kıyama kalkma vaktidir.
Vesselam!
Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.