Bu kez yüzümüze de değecek ışık: Gazze’den gelen direniş umudu

Hatırlamanın acı verdiği anlar içimizi onarıyor. Unutmaya çalışmak da bazen kâr etmiyor hiçbir derde.
Yaşadığım sokak çok uzağımdayken Gazze tam içime yerleşmiş. Onun varlığını içimde hissetmek bile dik durmamı sağlıyor.
Behçet Necatigil
Zamanın ölçülemeyen soyut bir anlamı var. Kip eklerine sığmayacak; tüm ekleri, kökleri birbirine karıştıracak alacakaranlık bir zaman dilimi yaşadığımız. Kişiden kişiye göre değişen bir zaman-mekân durumu da diyebiliriz buna. Bunun farkına varmak için hayatı anlama ve anlamlandırma seviyesine ulaşmak gerekir. Bakıyorum da geçip giden ömrüme; bazen silikleşen bazen de çok net olarak zihnime yerleşen o kadar çok görüntü var ki. Unutuyoruz birçok şeyi. Hatırlamanın acı verdiği anlar içimizi onarıyor. Unutmaya çalışmak da bazen kâr etmiyor hiçbir derde.
Ne kadar da hızlı devriliyor dağlar. Ne kadar da çabuk değişiyor gök. Bakışlar çok farklı. Dünya bir noktada birikiyor sanki. Çok yakınımda her şey. Bir anda çok uzağımda. Yaşadığım sokak çok uzağımdayken Gazze tam içime yerleşmiş. Onun varlığını içimde hissetmek bile dik durmamı sağlıyor.
Bir dağ rüzgârı yetiyor saçlarımın dağılmasına, bir taşı yerinden kaldırmak mutlu ediyor beni. Yumruğum havada meydanlarda olmak en sıkı yürüyüşüm oluyor. Geç kalmak ne kadar acı, geride kalmak ne kadar acıtıyor kalbimi. Bir şiiri okur gibi rahat olmalıyım aslında, bir devrim yapacak kadar istekli. Bazı şeylere geç kalmak korkutuyor beni. Hep baharı yaşamak gibi bir şevk vermeli hayat, bir bahar rüzgârıyla değişmeli yüzüm. Gün gelecek tüm ümmet coğrafyasına bahar gelecek ümidiyle selamlamalıyım çiçekleri.
Reklam
Baharı özlemek de var, yaşamak da… Neyi istersek isteyelim olağan bir akış var bazen bizim dışımızda gelişip büyüyen. Kış da gelecek, dayanacak kapıya. Buz tutacak içimiz.
Düşüncenin gelişme aşamalarının en önemli kademesinde kişinin kendisine seçeceği bir rol modelinin belirlenmesi; ileride yapacağı ve kalıcı olma anlamında bir kesit olarak kayıtlara geçireceği karar aşamasıdır. Kendinden öncesi denen bir ütopik âlem vardır ve bu dünyanın kapısını zorlayarak kişi kendini ifade etme sürecini sağlıklı bir şekilde tamamlamış olur. Şimdi Gazze’de “Böyle de yaşanırmış.” dedirten hayatlara şahit oluyoruz.
Kendimiz; yani şimdiki zaman. Yaşadığımız anın bütün vakitlerden sıyrılıp bir kişilik olarak bizim hizmetimize sunulduğu efsunlu zamanlar. Dopdolu yaşanan şimdiki zamanın daha güçlü olması için geçmişin görkemi ile beslemeliyiz içimizin temellerini.
Dağların ardından doğacak güneş. Işıldayacak şehrin her köşesi. Bir umut hiç bırakmayacak yakamızı. İnananlar elbet galip gelecek. Bu kez yüzümüze de değecek ışık. Çıkmaz sokaklar açılacak, bir çocuğun yüzüne değecek güneş. Çiçekler açacak, bir tebessüm çok derin anlamlı bir masal olacak.
İçimde bir ses; beni infilak ettirecek, sığ kalmış yerlerimi sularla dolduracak. Tüm günahlarımı sevaba çevirecek. Düştüğüm kuyulardan çekip çıkaracak. Adımı değiştirecek, yüzüme yeni şekiller verecek, dilime taze şarkılar katacak bir sebeb-i ömür.
Reklam
Ödünç verdiğim sevinçlerimi bir bir geri alacağım. Kırk kapılı bir handa, çıkışı bulamadığım bir anda pervasızca koştururken deli olmuş gibi her kapının eşiğinde bir umut ışığı arayacağım. Kaybettiğim firari uykularımı erteleyip yüzümün yamacına değen ışıkla açacağım kapıyı. Düşlerin dolambacında geçeceğim tüm cehennem kapılarından. Çiçeklerden devşirilmiş bir yüz. Aklımı başımdan alan bir gülümseyiş. İnzivasını yaşayan bir kalp. Sonu iyi biten bir şarkı.
Tüm yollar Gazze’ye çıkacak. Başı dimdik duracak tüm zulümlere karşı mazlumların. İnananlar tüm zamanlarda galip gelecek.
Yüzümü aydınlatacak bir yıldız tak peşime. Omzumu omzuna yaslayayım Gazze’nin.
Bu yazının başlığı yazardan bağımsız editoryal olarak hazırlanmıştır.
Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.