Cezayirli bir öğrencinin Türkiye yolculuğu

Beyzanur Özkan
14:00, 23/02/2026, PazartesiG: Güncelleme: 18:03, 23/02/2026, Pazartesi
CategoryGenç Motto
Genç Motto
Cezayirli bir öğrencinin Türkiye yolculuğu
Cezayir'den ülkenize gelmeseydim ben, ben olmazdım.

Bu röportajda Cezayir’in tarihini, kültürünü ve günlük yaşamını birlikte keşfediyoruz. “Coğrafya kaderdir,” sözünün hayatlarımıza nasıl dokunduğunu ve bir ülkenin izlerini bizlerin yaşamında nasıl hissettirdiğini konuşuyoruz.

Merhabalar. Seni tanıyarak başlayalım istersen.

Ben, Bedia Berrag. Cezayirliyim ve 23 yaşındayım. Şu anda Marmara Üniversitesinde İngilizce öğretmenliği okuyorum. Türkiye’ye yolculuklarım, 2017’de başladı. Lise okumak için burs kazanıp geldim ve o günden beri hayatımın büyük bir kısmı burada geçiyor. Tatil dönemlerinde genelde ülkeme dönüyorum ama artık iki yerde de bir düzen kurmuş gibiyim. Hem Türkiye hem de Cezayir benim hayatımın bir parçası oldu diyebilirim.

“Coğrafya kaderdir,” sözü, sana ne ifade ediyor? Kendi hayatında bu sözü nasıl deneyimledin?

Bu sözün kesinlikle doğru olduğuna inanıyorum. Hatta bu konuyu kabul etmeyen, yakın bir tanıdığımla uzun bir tartışma bile yaşamıştım. Çünkü bana göre bir çocuğun Gazze’de doğup birkaç gün içinde hayatını kaybetmesi, kader değilse nedir? Ya da Almanya’da doğan birinin hayat imkânlarıyla onunki gerçekten aynı olabilir mi? Benim için de geçerli bu. Eğer Türkiye’ye gelmeseydim, şu anki Bedia olmazdım. Cezayir’de kalsam, bambaşka bir hayatım olurdu. Türkiye’ye gelmek, tam anlamıyla konfor alanımdan çıkmaktı. Ailemden uzakta, başka bir dilin, başka bir kültürün içinde olmak büyük bir değişimdi. Bu yüzden coğrafyanın insanın kaderini şekillendirdiğini her adımda hissediyorum.

Cezayir’in kültürel kimliğini birkaç kelimeyle tanımlamak istesen, neler söylersin?

Cezayir’i anlatmak istesem söyleyeceğim ilk şeyler, sömürgecilik karşıtı, inatçı ve topraklarına bağlı bir halka sahip olduğudur. Misafirperverliğimiz de çok güçlü bir özelliktir. Kapımızı çalan kimseyi boş göndermezsin, bu bir kültür kuralı gibidir. Cezayir’in tarihinden bahsedince kafalarda hemen sorular oluşuyor. Çünkü sömürgecilik tecrübesinin çok derin yaralar bıraktığı bir ülkeyiz. Fransa, bizi tam 132 yıl sömürdü ve bu süreçte yaklaşık 10 milyon Cezayirli hayatını kaybetti. Genelde dünyada 1 Kasım 1954 Bildirgesi sonrası başlayan süreç ve 1,5 milyon şehit bilinir ama gerçekler çok daha ağırdır.

Sömürgeciler, Cezayir'e ilk geldiklerinde yaptıkları şey, dilimizi söküp atmak oldu. Arapçayı yok etmek için medreseler, kütüphaneler yakıldı. Dilimizi, kültürümüzü, hafızamızı silmeye çalıştılar. Çocuklarımız küçük yaşta hafızlık yaptıkları için, kelime hazinemiz çok zengindir. Öyle ki Arapça köklerden gelen 60 binden fazla kelime vardır. Ama buna rağmen okullarda Fransızca eğitim zorunlu tutuldu.

Daha ağır olan ise katliamlardı. Köylere girip insanların diri diri yakıldığı dönemlerden bahsediyoruz. Bir günde 45 bin kişinin öldürüldüğü günler var. Yazması bile zor, anlatması daha da zor… Tüm bu acılara rağmen halkımız direnç gösterdi, mücadele etmekten vazgeçmedi. “Fransa Cezayir’den ne zaman çekildi?” diye soranlara cevabımız, 5 Temmuz 1962. Yani aslında tarihsel olarak çok yakın bir dönem. Bu yüzden hem 1 Kasım hem 5 Temmuz, bizde millî bayram olarak kutlanır.

Cezayir’in millî marşları da çoktur. Hepsi okullarda öğretilir ve herkes ezbere bilir. Ama en bilineni, mürekkep olmadığı için kanla yazılan marştır. Hapishanede yazılmıştır ve ilk kelimesi, “Yemin olsun!”dur. Fransızlara karşı verilen bir hesaplaşma yeminidir aslında. Her duyduğumda içimde bir şey titrer.

Cezayirli kadınların gücüne de değinmek lazım. Eskiden beyaz bir örtüyle dışarı çıkarlardı ki Erzurum’daki kadınların örtülerine benzer. O örtülerin altına cephane saklayıp mücadeleye destek verirlerdi. Köylerdeki kadınlar da Fransız askerlerinin saldırısına uğramamak için bedenlerine pislik sürer, yüzlerine çirkin dövmeler yaparlardı. O yüzden Cezayir kadınları gerçekten çok güçlüdür.

Örneğin tarihte öne çıkan isimlerden biri, Lalla Fatma N’Soumer. Onu durdurmak için Fransa 40 bin asker gönderdi ve sonunda şehit ettiler. Bir diğer önemli isim Emir Abdulkadir el-Cezairî. Onu önce Fransa’ya götürüp hapsettiler, sonra Suriye’ye sürdüler ve orada vefat etti. Mücadele eden isimler saymakla bitmez. Hâlâ hayatta olan direniş kahramanlarımızdan biri Djimila Bouhired mesela. Bu yüzden diyorum ki inatçı, dik duran ve ülkesini seven bir halkız.

Türkiye ve Cezayir tarihsel olarak temasları olan iki ülke. Günlük hayatta bu kültürel yakınlığı nerelerde hissediyorsun?

Dürüst olmak gerekirse insanların söylediği kadar birbirimize benzediğimizi düşünmüyorum. Dinî konularda benzerlik var, evet. Örneğin bizde teravih, sekiz rekâtta hatimle kılınır. Ama kültürel olarak çok fazla benzerlik olduğunu söyleyemem. Osmanlı döneminden kalan birkaç kelime vardır: “kâğıt” ve “tepsi” gibi. Bir de baklava bizde de var, çok benzemese de.

Bizde naneli çay içilir. Demlikten bardağa çayı yüksekten dökerek, köpürterek servis ederler. Bunun bile coğrafyayla bağlantısı var. Çöl rüzgârı güçlü olduğu için o köpük, içeceğin içine toz girmesini engeller. Küçücük bir detayda bile coğrafyanın kaderi nasıl belirlediğini görebilirsiniz.

Cezayir’in yemek kültürü hakkında en çok yanlış bilinen şey, Arap ülkeleri gibi pilav ağırlıklı bir mutfak olduğumuzdur. Oysa biz bir Orta Doğu ülkesi değiliz. Pilav bizde temel yemek değildir. Deniz ürünleri de tüketiriz. Çorba ve tadjin gibi yemekler vardır ama Kuzey Afrika’da en çok bilinen yemek sorulursa “kuskus” olur. İlginç bulunan yemeklerden biri de salyangozdur. Bir de bazı bölgelerde çekirge yenir, bu da pek bilinmez. Tatlıların da Cezayirlilerde ayrı bir yeri vardır. İnanılmaz farklı türler yapılır. Çay için ayrı, kahve için ayrı tatlılar hazırlanır.

Cezayir, tarihî eser açısından çok zengin bir ülke. Tarihi mirası en zengin ülkelerden biri olduğumuz söylenir. Dünyanın en büyük minaresi de başkentimizde bulunuyor. Güney Cezayir’deki kayıp şehir Sifar, dünyanın en büyük fosil kenti olarak bilinir. Burada bulunan piramit, yeryüzündeki benzerlerinin en eskisi olup arkeologlar tarafından “insanlığın beşiği” diye tanımlanır. Efsaneler ve mitlerle dolu bu şehre giriş, şu anda yasak. Sifar şehri, dünyanın sekizinci harikası kabul edilir.

Müzik kültürümüz, şehirden şehire değişir. Endülüs ezgileri, şevi ve bir de rai müziği vardır. Rai; Oran şehrinden çıkan, isyan ve direniş havası taşıyan bir türdür. Bu da halkımızın mücadelesini yansıtan bir örnektir aslında.

Cezayir’de gençlerin gündelik yaşamı nasıl geçiyor?

Cezayir’de gençlerin gündelik yaşamı, aslında bölgeden bölgeye biraz değişiyor ama genel olarak sosyal bağların güçlü olduğu bir toplumuz. İlginç bir şekilde gençlerin çoğu, yüksek lisansını tamamlamış olur. Gençler dışarıda çok fazla vakit geçirir; kafelerde oturmak, sohbet etmek, futbol maçlarını izlemek, en çok yaptıkları şeylerdendir. Cezayirli gençlerin futbolla farklı bir bağı var. Sahile gitmek gibi aktiviteler çok yaygındır. Aile bağları güçlü olduğu için evcimen bir yaşam göze çarpar. Akşamları aileyle vakit geçirmek, bizde önemli sayılır. Buna ek olarak Filistin sevgisi çok yaygındır ve gündemde hep vardır. Aynı yollardan geçmiş olarak aynı kadere sahip olduğumuza da inanıyoruz ve “Zorla çalınan, zorla geri alınır,” diyoruz.

Cezayir’de özel günler, bayramlar ve düğünlerde hangi gelenekler öne çıkıyor?

Özel günlere ve bayramlara dair kültürümüzdeki en belirgin özellik, birlikteliktir. Akraba ziyaretleri, aile büyüklerini görme, bir araya gelip yemekler hazırlama gibi gelenekler, hâlâ çok güçlüdür. Mesela “büyük bayram” dediğimiz kurban bayramında hayvanın alnına kına yakılır ve üzerine güzel kokular sürülür. Ramazan bayramına ise “küçük bayram” deriz. Bu bayramda her türlü tatlı yapılır ve tabii ki harçlık toplanır. Bugün de tıpkı geçmişte olduğu gibi en sevdiğim günler bunlardır.

Düğünlerde gelin, Cezayir’in farklı bölgelerine ait yöresel kıyafetleri değiştirerek giyer. Düğün gününde baba evinden çıkarken gelinin babası, kapıya elini koyar ve gelin onun altından geçer. Bu, artık babanın himayesinden çıktığı anlamına gelir. Çıkmadan önce gelinin babası, elinde bir yumurta kırar. “Barnus” denilen beyaz bir kıyafetle damat evine geçen geline, süt ile hurma ikram edilir.

Cezayir’de gençlerin geleceğe bakışı nasıl? Ülke içinde mi kalmak istiyorlar yoksa yurt dışına yönelim mi daha fazla?

Cezayir’de gençlerin gelecek düşünceleri biraz karışık. Bir yanda ülkelerine çok bağlı, aidiyet hissi yüksek bir gençlik var; diğer yanda ise yurt dışına gitme isteği güçlü. Bunun en büyük nedeni, tarih boyunca yaşanan zorlukların ülkenin gelişimini etkilemiş olması. Birçok genç; daha iyi eğitim, daha iyi iş imkânı ve daha özgür bir hayat için Avrupa’yı düşünüyor. Ama ülkesinde kalıp Cezayir’i geliştirmek isteyen, bu toprakların geçmişte yaşadığı mücadeleyi sahiplenip, “Biz bunu devam ettirelim,” diyen bir kitle de var. Bence gençlerin geleceğe dair bakışında hem umut var hem temkinlilik. Ama ne olursa olsun, ülkesini seven ve direnen bir ruh hâli baskın. Açıkçası ben, çok genç yaşta ülkemden ayrıldım. Ama bir gün oraya dönüp bir şeyleri değiştireceğime inanıyorum. Ülkem hiçbir zaman kalbimden çıkmadı, çıkmayacak da Allah’ın izniyle…

Bu yazının başlığı yazardan bağımsız editoryal olarak hazırlanmıştır.

Yorumlar
Avatar

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.

Sayfa Sonu
GZT
GZT Haberin Sosyal Hali.

Gündemi en anlaşılır, en hızlı ve en görsel haliyle takip etmeye hazır mısınız? GZT özel video içerikleri, nitelikli infografikleri ve fark yaratan yayıncılık anlayışıyla size sıradan haber sitelerinin ötesinde bir deneyim sunuyor. Politikadan kültüre, teknolojiden spora kadar hayatın her alanına dokunan içeriklerle, doğru bilgiye keyifli bir arayüzle ulaşın. Dijital yayıncılığın yeni yüzü GZT ile dünyaya farklı bir pencereden bakın.

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

GZT dünyası her an yanınızda! GZT mobil uygulaması ile son dakika gelişmelerine ve özel içeriklere anında erişin. Sadece haber okumayın; izleyin, keşfedin ve paylaşın. iOS, Android ve Huawei cihazlarınıza kolayca indirebileceğiniz uygulamamızla gündemi cebinize sığdırın. Şimdi indirin, haberdar olmanın en keyifli halini kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mahallesi Fetih Caddesi No:6 Dk:1 Topkapı, Zeytinburnu / İstanbul[email protected](0 212) 612 29 30

Albayrak Medya Siteleri
YASAL UYARI

YASAL UYARI BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BIST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026