Deprem sonrası en çok sorulan soru: Neden arama kurtarma eğitimi almadık

Serkan Nergis, yaşadığımız büyük felaketle birlikte deprem bölgesinin tamamında, insanların yardımına koşarken gördüğümüz IHH’nın yöneticilerinden biri. Uzun yıllardır, ulusal ve uluslararası pek çok alanda ‘yardım’ çalışmalarının koordinasyonunda görev alıyor. Yaşadığımız bu felakette de ilk saatlerden itibaren bölgedeydi. Nergis’le IHH’nın bölgedeki varlığını ve çalışmalarını değil, ‘arama kurtarma gönüllüsü’ olma meselesini konuştuk. Bu felaketle birlikte çoğu insan içinden aynı cümleyi kurdu çünkü; “neden bu eğitimleri almadık?” Nergis’ten, nereden başlanır, nasıl olur sorularının cevaplarını aldık.
Büyük bir depremin, hatta büyük iki depremin aynı gün olduğu bir bölgeden bahsediyoruz, yıkım, ne yazık ki gerçekten çok büyük oldu. Bireysel olarak dünya üzerinde 80‘in üzerinde ülkede yardım çalışmalarında bulundum. Bizzat gidemediğim ama ekip gönderdiğimiz durumlarda da koordinasyon ekibi içerisinde yer aldım. Bunların arasında savaş, bombardıman, deprem, tsunami, çığ, sel, kuraklık ve açlık gibi olaylar da vardı. Ancak ben bugüne kadar bu denli büyük bir afet görmedim. Bölgeye ilk gün gittiğimde gördüklerim karşısında yaşadığım şaşkınlığın hala devam ettiğini söyleyebilirim. Evet büyük bir yıkım bekliyordum ama bu kadarı bizi bile şaşırttı. Karşılaştığımız manzara dünya üzerinde hiçbir ülkenin kolaylıkla altından kalkabileceği bir yıkım değildi. Afetin büyüklüğü ve etki alanı göz önünde bulundurulduğunda bu hususta söylenebilecek tek şey, bu necip milletin tüm gücüyle sahada olduğudur. Afetin, ulaşım yöntemlerini etkilemiş olduğu, kara yollarının ve hava limanlarının bir kısmının oluşan depremden dolayı kullanılamaz hale geldiğini göz önünde bulundurduğumuzda intikal ve ikmal aşamasında birtakım gecikmeler yaşanmış olsa da ilk günden itibaren 300 binin üzerinde bir insan gücü afet bölgelerinde canhıraş bir şekilde çalışmalarına devam etti. Fert fert tüm Türkiye’deki bu hamiyetperverlik, yaşadığımız sıkıntılar ne denli büyük olursa olsun, her türlü sıkıntıyı aşabileceğimizin göstergesidir.
Öncelikle kimse kendini kişisel olarak yetersiz hissetmemelidir. Tek bir biçimde gönüllülük de yoktur malum. Nitekim bu felaket etki alanı oldukça geniş bir durum oluşturduğundan hiç kimsenin bireysel olarak yeterli gelmesi mümkün değildir. Gerek vakfımızca gerekse özel gönüllü kişilerce teşekkül etmiş arama kurtarma ekipleri var. Fiziksel olarak yeterli hisseden herkes bu kurumlara başvuruda bulunabilir ve yeterli eğitimden geçtikten arama kurtarma faaliyetlerine katılabilir. İstemek ve göze almak yeterlidir, ‘arama kurtarma gönüllüsü’ olmak için.
Fiziksel şartlar açısından söylenilebilecek şey, faaliyetler açısından herhangi bir sağlık sorunu olmayan 60 yaşına kadar tüm vatandaşlarımızın bu eğitimlere katılarak arama kurtarmacı olabileceğidir. Ancak işin fiziksel yönünün yanında psikolojik tarafı da var. Bu kısmı göz ardı etmemek gerekir. Pek çok kişi, fiziksel olarak yeterli olduktan sonra eğitimlere katılabilir. Eğitimini tamamladıktan sonra da bir afet anında çalışma yürütülebilir. Ama yaşayacakları ve görecekleri kolay hazmedilebilir ve kaldırılabilir şeyler olmayacaktır bu bakımdan insanların fiziksel olduğu kadar duygusal ve mental olarak da bunlara hazır olması lazım.
Reklam
Deprem ve oluşturduğu yıkıma yönelik ‘kentsel arama kurtarma’ dediğimiz alandır. Bu alan sadece kendi içinde kentsel arama kurtarma (Enkaz vs.), yüksekten ve derinden kurtarma şeklinde sınıflandırılabilir. Kentsel arama kurtarma disiplini haricinde, Doğada Arama Kurtarma ve Suda/Sualtı Arama Kurtarma alanları da mevcut. Vakfımızın her alanda yetişmiş ileri düzey gönüllü profesyonel takımları mevcuttur. Yurt içinde ve yurt dışında çok sayıda operasyonlar gerçekleştirmişlerdir.
Her alanda eğitimlerin süreci, uzmanlık seviyesine göre elbette değişkenlik gösterecektir. Bu süre, eğitim müfredatı ve talepler halinde açılacak kursların oluşturulmasına göre de farklılık göstermekle birlikte ortalama 1,5 senede bir ‘kentsel arama kurtarma’ personeli temel seviyede yetişir. Daha sonra tatbikat, tekrar eğitimleri ve operasyonlarla bu personel gelişimini tamamlar.
Biz eğitimlerimizi AFAD üzerinden doğrudan veya AFAD tarafından yeterli görülmüş kendi eğitmenlerimizden iç eğitim şeklinde alıyoruz. Yani bu alanda standartı bizler açısından AFAD belirliyor. AFAD ise Uluslararası Arama Kurtarma Danışma Grubu – INSARAG üyesidir. Bu kuruluş dünyadaki tüm arama kurtarma ekiplerin birlikte çalışma yürütebilmeleri için standart bir çalışma ve dökümantasyon sistemi oluşturmuştur. Dolayısıyla bu alanda uluslararası bir standart mevcut. Bunun sayesinde örneğin bir enkazda çalışan bir Türk ekibi, çalışmayı Japon bir ekipten kolaylıkla devralabilir, enkazda yapılan tüm işaretlemeleri anlayarak güvenli çalışmasına devam edebilir.
Bosna Hersek, Lübnan ve Irak’tan talep geldiği için bu ülkelerde eğitimler düzenledik ve arama kurtarma ekiplerinin oluşumuna katkılar sağladık. Bu ekipler de bu afette ülkemizin yanında oldular. Bu bağlamda elhamdülillah, karşılık beklemeden yapmış olmamıza rağmen, yapmış olduğumuz çalışmaların karşılığını Türkiye olarak almış olduk.
Reklam
Az önce bahsettiğimiz şartların haricinde, asıl önemli olan için “inanmış olmak” diyebilirim. İnsanın umudunun insan olduğuna inanmış olmak. Etrafında gördüğü olumsuzluktan rahatsızlık duymak ve ‘ne yapabilirim’ diye soracak ve bunun için çalışabilecek inanmış insanlardan oluşan bir topluluğuz çünkü biz. Karşılık beklemeden iyilik yapmaya niyet etmek. Önemli olan bu.
Şu anda bölgede büyük gayretle sürdürdüğümüz çalışmalar sebebiyle halihazırda yapmış olduğumuz yıllık eğitim planımız sekteye uğradı. Ancak inşallah el birliği ile bu durumu düzelterek en kısa sürede eğitimlerimize devam edeceğiz. Katılmak isteyenler vakfımızın çalışmalarını takip edebilir.
- Bireysel olarak dünya üzerinde 80‘in üzerinde ülkede yardım çalışmalarında bulundum. Bunların içerisinde savaş, bombardıman, deprem, tsunami, çığ, sel, kuraklık ve açlık gibi unsurlar da vardı. Ancak ben bugüne kadar bu denli büyük bir afet görmedim.
Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.