Dijital hafıza çağında kültürel iktidar nasıl şekilleniyor?

Her görüntü şimdiyi kuşatmakla ve geleceğe olta atmakla kalmaz, hatıralarla yüklü geçmişi tutunduğu tüm bağlarından koparmaya kasteder. Bu onun –yani aygıtın ve platformun kendi ontolojisine kayıtlıdır. Yani kurucu ideoloji, tabiri caizse, aplikasyonun yazgısı gibidir. Bu yüzden mesela Netflix’i kuran düşünce –baştan nasıl yazılmışsa öyle kalmaya, o yazgıyı yaşamaya mecburdur. McLuhan’ın yıllar önce söylediği “araç mesajın kendisidir” sözünün özü tam da budur.
Aynı raporlar Türkiye’deki internet kullanıcılarının ülke nüfusunun yaklaşık yüzde doksanına ulaştığını gösteriyor. Bunların neredeyse yüzde doksan yedisi her gün Netflix ve YouTube gibi dijital akış (streaming) platformlarını ziyaret edip çevrimiçi yapımlar seyrediyor. Her gün en az iki saat üstelik. Yıla vurunca bir ay eder bu. Akıllı cihazlarda ekrana kitleyen diğer uygulamalar ve sosyal medya ağları da yok bu istatistiğin içinde. “Küresel halk ansiklopedisi” olarak görülen internet sadece modemleri aygıtlara bağlamıyor. Daha ziyade zihinlerimizin ve duygularımızın ücralarında dolaşıyor. Bu yüzden örneğin elektrikler kesildiğinde noksanlığını en fazla hissettiğimiz şey artık ışıkların gitmesi ve birbirimizi görmekten mahrum kalmamız olmuyor. Birbirimizi zaten görmüyoruz nice zamandır. Üstelik bu kez karanlıktan ötürü değil; göz alıcı ekranlardan dolayı. Bu hazin değişim, sanatı besleyen ve bilimlere yön veren “gözlemci” vasfının da ölümü olarak değerlendirilebilir.
Dün Sisifos’un taşı neyse, bugün bizim için telefon o. (Sisifos ki, ölümlülerin en bilgesiydi).
Herkes kendi iktidarını cebinde taşıyor. Fakat iktidarın en fazla bir uzvu, bir tüketicisi olarak. Endüstrinin ürettiği küresel kültür, otantik olan ne varsa ona saldırıyor. Hedefini zombileştiren her dokunuş gibi, dokunduğu -hatta göz göze geldiği her şeyi kendine benzetiyor. Üstelik zorla değil, katılımcı araçlarla. İnsana, verdiği kararların kendine ait olduğunu izlenimini vererek. Olumluluğun şiddeti deniyor buna. Öznelik oyununa alıştırılmış hiç kimsenin nasihate toleransı, ikaza tahammülü yok çünkü. İktidar dediğimiz şeyin de tek bir yüzü olduğunu söyleyemeyiz artık. Sadece bir tanımla çıkamayız işin içinden. Belli bir eşkâli veya adresi yok iktidarın. O daha çok bir duyguyu ifade ediyor. İnsanların nefesi sayısınca iktidara giden yol var!
Dijital platformlar da “kişiye özel” içeriklerle yeni tip kitle modeli tasarlıyor. Ne var ki izlemek şekillenmektir. Üstelik salt geleceğin şekillendirilmesi de değildir. Geçmişin yeniden, çoğu kez sil baştan yeniden yazılmasıdır. Bir şeyi gördükten, izledikten sonra biz önceki biz olmaktan çıkarız. Her görüntü şimdiyi kuşatmakla ve geleceğe olta atmakla kalmaz, hatıralarla yüklü geçmişi tutunduğu tüm bağlarından koparmaya kasteder. Bu onun –yani aygıtın ve platformun kendi ontolojisine kayıtlıdır. Yani kurucu ideoloji, tabiri caizse, aplikasyonun yazgısı gibidir. Bu yüzden mesela Netflix’i kuran düşünce –baştan nasıl yazılmışsa öyle kalmaya, o yazgıyı yaşamaya mecburdur. McLuhan’ın yıllar önce söylediği “araç mesajın kendisidir” sözünün özü tam da budur.
Tam böyle bir eğilimle, Türkiye gibi kimliğini anlamlandırmaya, daha doğrusu anımsamaya çalışan ülkeler, yine de bir devlet politikası olarak kendi platformlarını geliştirmeye çalışıyor. Bu, hiç şüphesiz tekyönlüleşen küresel söylemin karşısında kendi/nce bir söz söyleme çabasıdır. Nihayetinde başarılı olup olmayacağı da mühim değil. İsmi “Tabii” bu platformun. Son günlerde Gassal dizisiyle gündeme gelse de, “Bizi Birleştiren Hikayeler” mottosuyla 7 Mayıs 2023’den beri kendi içeriklerini derlemeye ve üretmeye çabalıyor. Dev bütçeli platformların karşısında Millilik ve Yerlilik anlayışının görsel kültürdeki bir karşılığı olan Tabii “tüm insanlığı aynı suda yıkamak isteyenlere karşı açılmış saf, doğal ve yeni bir kaynak” olarak tanımlanıyor TRT Genel Müdürü Prof. Dr. Mehmet Zahid Sobacı tarafından.
Bu yazının başlığı yazardan bağımsız editoryal olarak hazırlanmıştır.
Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.