İlahiyatçılar için miraç kurgu imiş
Dinler Arası Diyalog fitnesinin fikir babalarından Fazlurrahman aynı zamanda Türkiye’deki ilahiyat ekollerinin de ilham kaynağı. Fazlurrahman’ın kitaplarının çevirileri senelerdir Türkiye’deki ilahiyat fakültelerinde okutuluyor.
İlahiyattaki kitaplarda Kuran’a, hadislere ve hatta Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’e hakaretlere varan onlarca sapık görüş ileri sürülüyor. Örneğin Mehmet Dağ’ın 2004 yılında çevirdiği ‘İslam’ kitabının 57. sayfasında “İsa’nın göğe çıkışına benzer bir şekilde geliştirilen miraç anlayışı, malzemelerini çeşitli kaynaklardan alan tarihi bir kurgudan başka bir şey değildir” denilerek Peygamber Efendimizin Mîraç mucizesi inkâr ediliyor.Hayri Kırbaşoğlu’nun 1996 yılında çevirdiği ‘İslam ve Çağdaşlık’ kitabında ‘Garanik’ hâdisesi ile ilgili, Peygamber Efendimizin (s.a.v.) müşriklere hâşâ taviz vermek zorunda kalarak, onların putlarını övme durumunda kaldığı ve bu sebeple, güya nesh edilmiş ilgili ayetleri Necm Suresi’ne ilave etmiş olabileceği iddia ediliyor.
Bununla da yetinmeyen ilahiyatçılar, Hazreti Peygamber’e (sav) kadın düşkünü diyecek kadar hadsizleşebiliyorlar. Adil Çiftçi’nin çevirisini yaptığı ‘Allah’ın elçisi ve Mesajı’ kitabının 43. sayfasında, Peygamber Efendimizin Hz. Aişe validemizle evlenmesini hâşâ onun kadın düşkünlüğüne yorarak Cizvit papazlarına bile rahmet okutuyorlar.
Kuran'dan bile haberleri yok
‘İslam Geleneğinde Sağlık ve Tıp ‘ kitabının 178. sayfasında ise Talak bahsinde, üç (kesin) boşamadan sonra, bu şekilde boşanan kadının, önceki kocasıyla tekrar evlenebilmesi için Kur’an’da açıkça belirtilmiş olan, başka bir koca ile evlenmesi şartının, Hazreti Ömer tarafından konulmuş bir kaide olduğu iftirası atılıyor.
Hâlbuki bu mesele Kur’an ayetleriyle sabit bir hükümdür. Bakara Suresi 230. ayetinde ‘Eğer erkek karısını (üçüncü defa) boşarsa, kadın, onun dışında bir başka kocayla nikâhlanmadıkça ona helal olmaz’ hükmü sarih bir şekilde anlatılır.
Ancak akılcı modernist ilahiyatçı kafa, kendi fikrini Allah’ın emrinden bile üstün görebiliyor.
Bir ilahiyat hastalığı: Hadis inkarcılığı
İlahiyatlarda okutulan ‘Tarih Boyunca Metodoloji Sorunu’ kitabının 53. sayfasında “Kim bana yalan söz isnad ederse cehennemdeki yerini hazırlasın” Hadis-i Şerif’i bile inkâr ediliyor. İşlerine gelmeyen hadisleri hiçbir ilmi çalışma yapmadan hemen uydurma hadis diyerek yalanlamaya çalışıyorlar. Yine aynı tahrif kitabında, Buhari, Müslim, Ebu Davud, Tirmizi, ve Ahmed b. Hanbel rivayetlerinde geçen ‘Müslüman, herkesin elinden ve dilinden salim olduğu kimsedir’ hadisini dahi, iç savaşların engellenmesi amacıyla siyasiler tarafından uydurulmuş bir hadis olarak kabul ediyorlar.
Yine ‘Tarih Boyunca Metodoloji Sorunu’ kitabında İmam Şafii Hazretleri bir suçlu gibi anlatılıyor. Her ifade şirk kapısı
Daha önceleri İslamiyat Dergisi, Kitabiyat Yayınları ve Ankara Okulu Yayınları gibi yazılı yayın organlarını kullanarak din tahrifatı yapan ilahiyatçılar, dijital medyanın da etkisi ile sosyal medyada ve TV kanallarında dev kitleleri zehirlemeye başladılar. Fazlurrahman’ın neredeyse tüm eserlerini çeviren Ankara Okulu Yayınları hâlâ yayın hayatına devam ediyor. Diğer yayınlar ise 2009’da son buldu.
Kitabiyat Yayınları’ndan çıkan kitapların isimleri bile niyetlerini anlamaya yetiyor:
‘Sünni Paradigmanın Oluşumunda Şafi’i’nin Rolü’, ‘İslam’da Evrimci Yaratılış Teorisi’, ‘Çağdaş Arap - İslam Düşüncesinde Yeniden Yapılanma, Hadis Taraftarlarının İman Anlayışı Bağlamında Bir Zihniyet Analizi.İslam'ı modernize etmek ve değiştirmek lazımmış...
İslam dininin modernizme muhtaç olduğunu zırvalayan ‘Islamic Modernism’ kitabı, (Bakan iken ne ara vakit buldu ise) 2004 yılında Mehmet Aydın tarafından tercüme ediliyor. Kitabın 141. sayfasında İslâmî
çözümlerin sadece Kur’an ve sünnette olmadığı, zamanın şartlarına göre hükümlerin değişebileceği ileri sürülüyor.
‘İslam ve Çağdaşlık’ kitabının 62. sayfasındaki ifadelere göre Kur’an’da bulunan muamelatla alakalı hükümler, tarih içinde değerini haşa kaybedebiliyor. Kitaba göre Kur’an’da gerçek ifadesiyle hüküm ihtiva eden çok az şey var. Miras hukuku ile ilgili ayrıntılı beyanlar, belirlenmiş olan hırsızlık ve zina suçlarına ait cezalarda bağlayıcı hükümler ret ediliyor. Kısacası ilahiyat fakültelerinde okutulan kitaplar, ‘Dinler Arası Diyalog’, ‘Ilımlı İslam’ ve hatta ‘Deizm’ gibi dev fitne akımlarına bile rahmet okutuyorlar. Üstelik ilahiyatçılar bunu bir din eğitmeni kimliği ile yapıyorlar. Son gelinen ahvalde; Müslümanları ilahiyatçılardan korumaya çalışmak gibi bir acı gerçekle yüz yüzeyiz.
Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.