Hikayemize Dönmek

İnsan yaratılış itibariyle kusurlu bir varlık olsa bile, bünyesinde taşıdığı mahlûkların en şereflisi olabilme vasfını kullanmakla, kullanmamak arasında iradesiyle baş başadır. İşte insanın, zaman zaman yaşadığı sürçmeler, kaymalar ve düşmelerden pişman bir halde bünyesinde taşıdığı bu tohumu yeniden hatırlaması ve yeniden hikayesine dönmesi beklenir.
Sanat, çatışma ve gerilim üzerinden ortaya çıkar. Ortada bir problem olmalı ki bunu hikaye etme iddiasında bulunabilmeli. Yani, her şeyin mükemmel olduğu bir ortamda sanat yapmak neredeyse imkânsız gibi bir şeydir. Yalnızca iyi ve güzelin anlatılması en azından dünya için mümkün görünmemektedir diye düşünüyorum. Zira insan kusurlu bir varlık olduğundan yaşadığı ortamı da bu kusurlarla birlikte imar eder. Dolayısıyla ortaya koyduğu şeyler de kusurlu olur. İşte sanat tam da buradan doğar. Kusur ile kusursuzluk, iyi ile kötü, güzel ile çirkin arasında meydana gelecek hatta gelmesi kaçınılmaz olan bu çatışma ve gerilim ortamında kendine ait bir hayat alanı inşa eder. Sanatın, kusurun, kötünün ve çirkinin karşısında olması beklenir. Bu bir mücadele alanıdır. Ama bu mücadele, kazanma üzerine kurulu olmamalıdır. Çünkü kazanmak için ortaya çıkmak, kaybetmeye doğru ilk adımın da atılmasıdır.
Bana göre, kazanma iddiasıyla ortaya çıkan her şey -düşünce, fikir, eylem, hareket- aslında bu iddiada bulunduğu anda kaybetmeye başlamıştır. Kazanma iddiası bir rekabeti de beraberinde getirir. Rekabetse, kazanma uğruna doğrulardan taviz verdirir. Rekabetin sahip olunan doğruları çürüten bir tarafı vardır. Oysa iyinin, kötü ve kötülük karşısında kaybetmesi gibi bir durum söz konusu değildir. İyi ve güzel gibi kavramlar, zıttı olanlarla rekabet etmez. Onlar zaten olmaları gerektiği gibidirler. Kötü ve kötülük kazanamayacağını bildiği için onları kendi sahasına çekmek için rekabete ve dolayısıyla kazanma kavramına sarılır. Kazanma kavramı, rekabetçi ve çatışmacı kapitalizmin, bireyler üzerinden nemalanmak ve onları daha fazla sömürmek için ortaya attığı bir kavramdır. Oysa iyilik ve güzellik doğal olarak galiptir.
İnsan yaratılış itibariyle kusurlu bir varlık olsa bile, bünyesinde taşıdığı mahlûkların en şereflisi olabilme vasfını kullanmakla, kullanmamak arasında iradesiyle baş başadır. İşte insanın, zaman zaman yaşadığı sürçmeler, kaymalar ve düşmelerden pişman bir halde bünyesinde taşıdığı bu tohumu yeniden hatırlaması ve yeniden hikayesine dönmesi beklenir. Bu durup düşünme, yeniden hatırlama, pişman olduklarını yeniden yapmamaya azmetme ve bütün olup bitenlerin hikayelerini ileriye aktarma işidir. Zaten bilerek ya da bilmeyerek düşme ve sürçme tecrübelerinin hikaye edildiği anlatılar, aslında bir bilinç düzeyine erişme meselesidir.
Bugün geldiğimiz noktada, destanların, mesellerin, kıssaların hep bir doğruya ve hikmete çağıran dilini yitirmiş durumdayız. Öykü bir dil ve imkân olarak belki de bugün, bu dille buluşmamıza müsaade etmiyor. Günümüz sanatçısı da ister istemez, belki bir arayışın da uzantısı olarak açık uçluluğa sığınmak zorunda kalıyor. Öykü, finalde iyilerin kazandığı, kötülerin tarumar olduğu bir metin olmaktan çıkmış durumda. Bugünün öykü yazarları daha çok okuyucuda devam eden çağrışımlarla, okuyucunun zihninde, muhayyilesinde sona erecek eserler vermektedir. Bu, zamanın değişim ve dönüşümünün bir gereği de olabilir.
Ancak burada dikkat edilmesi gereken asıl mesele, hikayeyi yeniden asli mecrasına döndürmeye çalışmak olmalı. Ana hikayeden kopan insanlık, her geçen gün daha da batağa saplanmaktadır. Atılan her kurşun, boğulan her mülteci, açlık çeken her insanla biraz daha yara almaktadır. Bu duruma bile isteye sebep olan sistemle, asıl hikayesini yitirmiş ve şeytanın uşağı olmuş insanlarla mücadele, ancak, yine bizatihi iyinin ve güzelin ikamesiyle mümkün olur. Burada kötülüğe yapılacak atıf sadece iyiliğin öne çıkması ve yükseltilmesi için olmalıdır.
İyiliğe çağıran, atıf yapan her metin ana hikayeye bir dönüş çabasıdır. Bugünün sanatı, ana hikayeden kopuşu en aza indirmek ve insanlığı sürekli olarak asli hikayesine çağırmak zorundadır diye düşünüyorum.
Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.