Işıltılı, parlak Papağan buluşmaları

Necip Tosun
20:49, 01/05/2019, ÇarşambaG: Güncelleme: 21:42, 10/09/2019, Salı
CategoryPost Öykü
Post Öykü
Işıltılı, parlak Papağan buluşmaları
Fotoğraftakiler (soldan sağa): Ömer Lekesiz, Nalan Barbarasoğlu, Selim İleri, Necip Tosun, Hüseyin Su, Necati Mert

Her perşembe Papağan Cafe’de, Mustafa Aydoğan, Hayriye Ünal, Dinçer Eşitgin toplanıyoruz. Oldukça verimli, üretken, birbirimizi besleyen oturumlar oluyor. Mustafa ile Hayriye’nin şair olması bana yeni açılımlar sağlıyor. Kuşkusuz bu tür uzun süreli buluşmalar uzun vadede cazibesini kaybediyor.

28.02.2006

Kırıkkale’
de
Cahit Yeşilyurt
için düzenlenen anma gününe katıldık. Salon neredeyse hınca hınç doluydu.
Rahmi Kaya
nefis bir konuşma yaptı.
Rahmi, Cahit Abi’
nin en iyi dostuydu.
Rahmi’
nin edebiyata adım atmasında, yetişmesinde, yol bulmasında katkıları büyüktü. Tarihi, içli bir konuşma yaptı. Daha sonra belediye başkanı olan arkadaşımız
Veli Korkmaz Cahit Abi’
yle ilgili konuştu. Ama
Veli’
nin konuşmasının sonu sürprizdi:
“Şimdi de Cahit Abi’nin en yakın arkadaşlarından biri olan Necip Tosun’u mikrofona davet ediyorum.”
Hazırlıksız ve mikrofonu sevmeyen biri olarak
Cahit Abi’
yle ilgili bir anımı anlattım:
“Gecenin bir vaktinde bir telefon çalar. Açarım. Ahizede soluma sesleri. Sonra o ses şiir okumaya başlar. Tok, güçlü, akışkan ses beni hemen yakalar. Bu Yeşilyurt’un son yazdığı şiirdir. Sonra da telefon ya ‘iyi geceler’ diye kapanır ya da ‘kusura bakma bu şiiri şimdi kiminle paylaşayım’ diye af diler. İşte benim için Cahit Yeşilyurt geceleri umulmadık bir vakitte şiirlerinin ilk dinleyicisi olduğum bir şairdir. Rahmet olsun.”

29.06.2006

Her perşembe
Papağan Cafe’
de,
Mustafa Aydoğan, Hayriye Ünal, Dinçer Eşitgin
toplanıyoruz. Oldukça verimli, üretken, birbirimizi besleyen oturumlar oluyor.
Mustafa
ile
Hayriye’
nin şair olması bana yeni açılımlar sağlıyor. Kuşkusuz bu tür uzun süreli buluşmalar uzun vadede cazibesini kaybediyor. Birbirlerini çok iyi tanıyan insanların, zamanla birbirlerinin bakış açılarını, kabiliyetlerini ve her olayda aşağı yukarı yaklaşımlarını tahmin etmesi bir süre sonra sıkıcı olmaya başlıyor. Ardından da kişilik savaşına dönüşüyor. Ama küçük kırgınlıklar dışında ışıltılı, parlak
Papağan
buluşmaları gerçekleşiyor.

Temmuz 2006

İnsan bir sallantı, dağınıklık ve çarpılma anında ya büsbütün çöküyor ya da bu anlarda her şey ayan beyan ortaya çıkıyor, o an bir verime dönüşüyor, sıkışmışlıkla görülmeyen şeyler bu dağılma ve çöküntüyle birlikte açığa çıkıyor, böylece bu çöküntü bir keşfe dönüşüyor.

İnsan, zihninde öncelikle her sıkıştığında, dağıldığında başvuracağı temel bir amacı şifremeli ve yaşanan tüm olumsuzlukları o şifreye vurarak kendine gelmeli ve amacına doğru yürümeli. Bu şifre benim için
“yazmak”
ve
“kitaplarım”
. Başka insanların, başka uğraş ve eylemlerin gerilim ve saldırısını öncelikle bu şifreye havale ediyor ve bu olayları da en az yarayla aşmaya çalışıyorum. Yazma hedefim ve uzun vadeli projem beni bir şekilde ayakta tutuyor ve bir süre sonra yaşadığım olumsuzlukların intikamını yazarak alıyorum. Yazı benim için her durumda sığınak ve yeniden var olmak için bir zenginleşme, demlenme yeri. Eğer insanın böyle bir merkez gücü
(şifre)
olmazsa gündelik hayatta savrulup gitmesi işten bile değil.

29.12.2006

Edebiyat biraz da kişisel, egoya yaslı bir uğraş olduğundan, insanlar isimlerinin ve yazdıklarının peşinde koşar. Bu nedenle de kırıcı, sert ayrılıklar, kişilik çatışmaları olağan bir durum olarak ortaya çıkar. Ortak zorunluluklar, dergileri, insanları bir araya getirir. Ortamlar ortadan kalktığında ise ayrılıklar gerçekleşir.
Papağan
birlikteliği de aynı kaderi yaşıyor. Hiç kimse bunu birbirine söylemiyor ama bu doğal ayrılık hiçbir mazeretin ardına sığınmadan kabullenilmeli. Geçmiş yargılanmamalı. Dostluklar sürmeli. Her şeyin doğal akışı, serüveni ve sonucu kabullenilmeli. Bu süreç eleştirilmemeli, kazanımlar sahiplenilmeli. Ben memnunum ve geçmişi yargılamam.

10.05.2007

Yaşanılan süreçte aidiyet hissinin, ortak zeminin kaybolması, rüyaların bitmesi beraberinde derin bir yalnızlığı doğurdu. Kendine ait bir dünyası olmayan, dost dayanışmasıyla yaşayan
“biz”
ler için bu sonuç çok yaralayıcı oldu.
“Ben”
demenin şeytan işi kabul edildiği bir gelenekten geliyoruz. Bu nedenle bireyselleşme ile karşılaşan bizler, bir yaşama acemisi olarak şaşkınız. Çünkü birey olamadık hiçbir zaman. Sevgimiz, nefretimiz, davranışlarımız hep toplumsaldı. Dostlarımız her şeyden ve herkesten önemliydi. Hatta ailemizden bile. Şaşkınız çünkü bu vakte kadar ancak birbirimize yaslanarak var olabildik. Şimdi kendimizle baş başayız. Bu bizim için yeni bir tecrübe. Şimdi hayatımıza giren sözcükleri yeniden yorumluyoruz. Yalnızlıkla baş etmenin yollarını bulmaya çalışıyoruz. Bu ise bizim için çok önemli bir tecrübe. Çünkü hiç bilmediğimiz bir durum. Bu süreçte dağılmalar, kopmalar, kırılmalar normal. Şimdi kendimizi yeniden inşa etmenin mücadelesini veriyoruz. Çok daha zor bir dönem bekliyor bizi.

29.06. 2008, İstanbul

Bir toplantı için
İstanbul’
dayım.
Heceöykü’
de yayınlanmak üzere öykü üzerine bir açıkoturum yapacağız ama dinleyicileri olmayacak, sadece kayıt yapılacak.
Taksim’
de
Gezi Pastanesi’
nde buluşalım diye kararlaştırdık. Ben oldukça erken vakitlerde
İstanbul’
a geldim, buluşma yerimiz
Taksim’
de olduğu için
Taksim
civarında dolaştım.
Hüseyin Su Ankara’
dan,
Necati Mert Sakarya’
dan gelecek.
Selim İleri, Nalan Barbarosoğlu, Ömer Lekesiz
ise
İstanbul’
dan katılacaklar.
Taksim’
de genellikle
Selim İleri’
nin sıklıkla gidip geldiğini öğrendiğim
Gezi Pastanesi’
ne geliyorum.
Hüseyin Su, Necati Mert, Ömer Lekesiz, Behçet Çelik
oradalar. Bir süre sonra
Nalan Barbarosoğlu
da geliyor.
Nalan Barbarosoğlu
bir anlamda editörüm, birkaç yıldır yazışmamıza rağmen ilk kez karşılaşıyoruz. Kafe-lokanta diyebileceğimiz bir yer.
Selim İleri
ile görüşmeye gelen birine
İleri,
daha sonraki bir tarihe randevu veriyor. Belli ki ziyaretçisi
İleri’
nin buraya geldiğini biliyor. Duvarında büyük bir
İstanbul
fotoğrafının olduğu bölmede oturup öykü konuşmaya başladık. Üç saati aşan yoğun bir konuşmaydı. Yayınlandığında göreceğiz, oldukça verimli bir toplantı oldu. Bol bol sigara içildi,
Ömer Lekesiz
fotoğraflar çekti. Çıkışta
Selim İleri
ile birbirimizin telefonlarını aldık,
İleri, “İstanbul’a geldiğinde mutlaka beni ara,”
dedi.
Yorumlar
Avatar

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.

Sayfa Sonu
GZT
GZT Haberin Sosyal Hali.

Gündemi en anlaşılır, en hızlı ve en görsel haliyle takip etmeye hazır mısınız? GZT özel video içerikleri, nitelikli infografikleri ve fark yaratan yayıncılık anlayışıyla size sıradan haber sitelerinin ötesinde bir deneyim sunuyor. Politikadan kültüre, teknolojiden spora kadar hayatın her alanına dokunan içeriklerle, doğru bilgiye keyifli bir arayüzle ulaşın. Dijital yayıncılığın yeni yüzü GZT ile dünyaya farklı bir pencereden bakın.

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

GZT dünyası her an yanınızda! GZT mobil uygulaması ile son dakika gelişmelerine ve özel içeriklere anında erişin. Sadece haber okumayın; izleyin, keşfedin ve paylaşın. iOS, Android ve Huawei cihazlarınıza kolayca indirebileceğiniz uygulamamızla gündemi cebinize sığdırın. Şimdi indirin, haberdar olmanın en keyifli halini kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mahallesi Fetih Caddesi No:6 Dk:1 Topkapı, Zeytinburnu / İstanbul[email protected](0 212) 612 29 30

Albayrak Medya Siteleri
YASAL UYARI

YASAL UYARI BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BIST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026