Kol saati, gözlük ve yüzük sarkacında beğeniyi değil iç ahengi aramak mümkün mü

Şöyle bir kendime baktım. Hal-i pür melalimi yokladım. Baştan ayağa süzdüm kendimi. Gördüm ki ben takma konusunda farkında olmadan epey yol kat etmemişim. Takıntılı olacak bir seviyeye de ulaşmış bu durum. Saatim, yüzüğüm, gözlüğüm, çantam, şapkam, bilekliğim derken ben uslanmaz bir takıntılı olmuşum meğerse.
Mesela; evden çıktım, düştüm yola, bir baktım ki saatim yok. Mesafe önemli değil. Dönerim ve alırım saatimi. Cep telefonu unutulduğunda yaşanan hassasiyeti ben saatime de gösteriyorum. Hatta bir kez şehir dışı seyahate çıktığımda saatimi evde unuttuğumu fark edince otobüsün ilk mola verdiği yerde idareten bir saat aldığımı bile hatırlıyorum.

Reklam
Saat takmanın ayrı bir havası olduğuna inanıyorum. Zamanı yönetmenin ötesinde saat, sadece zamanı öğrenme aracı değil, aynı zamanda kişinin tarzını da yansıtan bir aksesuar. Ben bu tür ayrıntılara çok dikkat etmesem de klâsik bir kol saati, giyilen kıyafetle uyum içinde olduğunda zarif bir görünüm kazandırabiliyor kişiye. Oğlumun mezuniyet için aldığı takım elbisesine uyumlu bir saat takmak için benim emsalsiz bir hazine gibi sakladığım saatlerimin başına geçip kıyafetine uyumlu bir saat araması da bir tercih meselesi işte. Gençler bile kısa süreliğine de olsa saatle bir bağ kurabiliyor.
Güneş gözlüğünü otuz yıldan fazladır takarım. Yaz-kış fark etmez. Dışarıdaysam, güneş burnunu gösterse bile hemen çantamdan çıkar gözlüklerim. Son yıllarda bunun yanına 1.25 numaralı bir arkadaş daha geldi. Doktorun; “Erkekler kırk yaşından sonra yakın gözlüğü takar.” sözüyle birlikte yaka cebimde “okumalık” gözlük de taşımaya başladım.


Gözlük seçimi, kişinin karakterini, modaya olan ilgisini ve kendini ifade biçimini de ortaya koyar. Bunu, gözlükçü arkadaşım şöyle ifade etmişti: Gözlük seçmek elbise seçmek kadar önemlidir. Yüzüne oturmayan gözlük sana tarifsiz bir yük getirir.” Bakıyorum da kalın çerçeveli gözlükler entelektüel bir imaj çizerken, ince ve zarif çerçeveler daha sade bir estetik sunuyor gözlük sahibine. Ayrıca güneş gözlükleri, gözleri güneşin zararlı etkilerinden korumanın ötesinde, stil sahibi olmanın da önemli bir parçası olarak kullanılıyor. Son zamanlarda televizyon programlarına bile güneş gözlüğü ile çıkanlar belli ki stillerini her yerde ve ortamda korumak istiyorlar. Gözlüğün tarihine inecek olursak birçok şeyde olduğu gibi yine Mısır’a gitmemiz gerekiyor. Bundan yüzlerce yıl öncesine dayanan figürlerdeki gözlükler bize gösteriyor ki insanların gözlükle olan bağı tarihsel bir değer kazanmış bile.
Reklam

İlkokul dördüncü sınıftaydım. Mahallemizdeki Sabri ağabey, Galatasaray takımını tutanlara şapka dağıtıyordu. Beni de kendisi Galatasaraylı yaptığı için “Gel, seninki hazır.” deyip şapkamı takmıştı kafama. Uzun yıllar taktım bunu. Daha sonra yaz-kış demeden yeni şapkalarım oldu. Şimdi de benimle birlikte yol alan şapkalarım var. “Kafama şapkadan başka bir şey takmam.” deyip dünyaya bir tereğin gölgesinden bakıyorum.

Hacdan getirilen yüzükler olurdu. Ziyarete gidildiğinde bakır ve süslü bir tabak içinde misafirlere yüzük de ikram ederdi yeni hacılar. Çocuklar için de küçük yüzükler getirirlerdi. Onlardan alırdım genelde. Birkaç gün takar sonra bir kenara kaldırırdım kutsal yüzüğü. Annem öyle derdi çünkü: “Bu yüzük hacdan geldi, rast gele yere atılmaz.”
Düğünde taktığım bir gümüş yüzüğüm vardı. Hem de içinde eşlerin adının yazıldığı cinsten bir yüzük. Epey bir zaman taktım bunu. Daha sonra derin anlamlı bir yüzük olsun diye üzerinde “Vav” yazan bir yüzüğü taşıyorum parmağımda bir hisseyi paylaşmak için.
Taktıklarımın yanında takmayı aklımdan bile geçirmediklerim var. Fular, kravat, papyon, kol düğmesi mesela. Onlar bir köşede dursun. Benimle çok da yolları kesişmez bunların. İnsan taktıkları ile mutlu hissetmeli kendini. Bunu bir zorunluluk olarak görmemeli. Böyle olunca, takılan her şey bir takıntıdan ibaret hâle gelebiliyor.

Reklam
Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.