Öykücünün günlüğü

Necip Tosun
11:02, 02/06/2021, Çarşamba
CategoryPost Öykü
Post Öykü
Öykücünün günlüğü
Necip Tosun

Şu sıralar Rahmi Kaya’nın hediye ettiği Edebiyat dergisi cildi elimden hiç düşmüyor. Özellikle herkes uyurken okumaya doyum olmuyor. İbrahim Demirci’nin şiiri ne hoş: “Başlarına garip sevdalar düşer / ya taşar testileri ya dolmaz / kırılanın haddi hesabı olmaz.”

19.06.1982

Hep akşamın geç vakitlerinde bu satırları yazarım. Genellikle bu iş yatmadan biraz önce olur. Bakarım bugünü nasıl geçirdim diye. Yüzümün kızardığı bile olur. Ziyan günlere üzülürüm. Bu defter bu yüzden bir muhasebedir benim için. Ama insan her gün yüzleşmek istemiyor kendisiyle.

20.06.1982



Mevlüt
ortaokulda sınıf arkadaşımdı. Hep arkada otururdu, okula köyden dolmuşla geliyorlardı, konuşmazdı, suskundu. Ortaokul ikide müzik dersinde not alabilmek için türkü söylemek zorunda kaldı. Utancından söyleyemeyecek sandık. Zaten sesi yoktu, konuştuğunu görmemiştik. Ama
“Yeşil Ördek Gibi Daldım Göllere”
türküsüne başladığında öğretmen de dâhil tüm sınıf donup kalmıştık. O güne kadar böyle güzel bir ses duymamıştım. Türkü bittikten sonra sınıfta derin bir sessizlik oldu. Şaşkındık. Hayattaki ilk çarpılmalarımdan biri bu oldu ve insanlar hakkında peşin hükümlü olmamayı orada, o gün
Mevlüt’
ten öğrendim.
Sonra o sesle
Mevlüt
ne yaptı bilmiyorum. Kullanabildi mi, bir işine yaradı mı, yoksa içine gömüp öldürdü mü?

Kim bilir.

23.06.1982

Şu sıralar
Rahmi Kaya’
nın hediye ettiği
Edebiyat
dergisi cildi elimden hiç düşmüyor. Özellikle herkes uyurken okumaya doyum olmuyor.
İbrahim Demirci’
nin şiiri ne hoş:
“Başlarına garip sevdalar düşer / ya taşar testileri ya dolmaz / kırılanın haddi hesabı olmaz.”

Maddi durumum oldukça bozuk. Edebiyat dergisinin de maddi durumu kötüymüş. Beş yüz liralık bir çek geldi dergiden, yatırmam lazım. Şu sıralar bu parayı nereden bulacağım bilmiyorum.

10.11.1982

Alaz: Ali Kemal Nacaroğlu.
Yaşar Kaplan
bu öykü kitabını mutlaka oku demişti. Bugün bitirdim. Kitap
Haziran 1978’
de yayınlanmış, Dört yıl sonra okumuşum. Artık yazmıyor
Nacaroğlu…
Neden acaba? Bu söz
Ali Kemal Temizer
için de geçerli,
Feveran’
dan sonra durdu o da. Peki, ama niçin?

30.11.1982

Mehmet
ile birlikte
Cebeci’
deyiz. Sırtımda parkam, hava soğuk. Daha sonra
Necati Bey’
e geliyoruz.
Sanat Evi’
ne doğru yürüyoruz.
15.30
matinesine
Yolcu
filmine bilet alıyoruz. Hava karardı.
Cemal’
in bugün
17.00’
de sınavı var. Sinemadan çıkıp doğru okulun önüne gidiyoruz.
Cemal
imtihanda. Biz dışarıdan el kol hareketi yapıyoruz. İmtihan sonrası kimler yok ki.
Cemal, Hamit, Kamil, Adnan…
Hep birlikte
Bakanlık’
a doğru yürüyoruz.
Hamit’
ten hiç bahsetmedim galiba. Eski bakanlardan
Fehim Adak’
ın oğlu.
Akabe’
ye geliyoruz.
Mevlüt Ceylan’
ın kitabı çıkmış:
Kayıtlarda Zulum Vardı
. Kitabın girişinde,
“Bu kitabın isim babası Necati Polat”
yazıyor.
Akabe’
de
Üzeyir Sali
var.
Cemal’
i bekliyormuş, birlikte
Mehmet Ali Tümer’
lere gideceklermiş.

Benim
Mehmet Çetin’
i
Samsun’
a göndermem gerek. Saat
23’
ten sonra
Emek’
te buluşmayı kararlaştırıyoruz. Ve biz
Mehmet’
le
Keçiören’
e gidiyoruz.
20
sularında yeniden
Ulus’
a.
Mehmet Samsun’
a bilet aldı. Ve ben
Mehmet
ile
Emek’
e gitmek üzere vedalaştım. Durak buz gibi.
Emek’
teyim. Ancak
Üzeyir
ve
Cemal
çıkmışlar.
Mehmet Ali
de onları geçirmeye çıkmış. Yolda karşılaştık. Ben de
Cemallerin
peşinden gidiyorum.
Demetevler’
de birkaç apartmana girip çıkıyorum, yine evi kaybettim. Bu saatten sonra dönemem
Keçiören’
e. O da ne?
Cemal’
in odasının kırmızı perdelerini görüyorum. Evi ilginç bir şekilde buluyorum. Kapıyı vuruyorum,
Hüseyin Bektaş
açıyor kapıyı. Evde
Ramazan Dikmen, Cemal Şakar
ve
Üzeyir Sali
var. 04’e kadar oturuyoruz.

02.05.1983

Burası ıssızlığı, soğuğu çoğaltıyor. İnsanı yüzleşmeyle, kendisiyle baş başa bırakırken; insan üşüyor, üşüyor. Kitaplara ve müziğe sığınıyor, insanlardan git gide uzaklaşıyor, onlardan soğuyor. Zamandan ve mekandan soyutlanıyor, acılar ve yalnızlıklar normalleşiyor. İnsan bu havasız, renksiz, şekilsiz dünyanın içinde nefes alamıyor.


https://image.piri.net/resim/imagecrop/2021/03/03/03/59/resized_bc295-8e43a3bdneciptosun3.crdownload

Bütün gece yan tarafımda uyumaya çalışan ev sahibem kadının hastalıktan inlemelerini duyuyorum. Bazen ağlamalarını. Şişmanlamış ve artık hiçbir yere götürmeyen hastalıklı vücuduyla baş edemiyor. Hiçbir yere çıkamıyor. Evde mukadder anı bekliyor. Kimsesi yok. Benden alacağı kira ile ekmeğini, sebzesini alıyor. Şimdi o mu yalnız, ben mi? Onunki kaçınılmaz bir, bir başınalık. Benimki ise seçilmiş bir yalnızlık. Ama sonuç değişmiyor. İkimiz de buraya mahkumuz.

Mamak’
ın en yüksek tepesinde bir ev. Üşümek ve yalnızlık. Başka ne olacaktı ki?

04.05.1983

Yaşar Kaplan’
la birlikte dergideyiz. Derginin
Mayıs-Haziran
sayılarının birlikte çıkacağını söylüyor.
Bir süredir
Yaşar Kaplan’
ı anlamaya çalışıyorum. Kudretli, sert ve dik bakışlı. Neredeyse gülse günah olacakmış gibi. Bu ülkeyi kurtarmaya yazgılı bir büyük adam. Oturuşu, çay içişi, konuşuşu, ben büyük adamım diyor. Karşısındakine bunu hiç unutturmuyor. Ama bütün bir ömrü böyle nasıl geçirecek, kendi kendisiyle nasıl baş edecek. Bu gerilimli ruh hâlini daha ne kadar sürdürecek. İnsan karşısındakinin davranışlarındaki sahicilik ve yapmacıklığı hemen kavrıyor. Bunu yapanların bu temel gerçeği fark etmemesi ilginç.

26.05.1983

Ne talihsiz bir gün. Bütün gün evdeyim. Ders çalışıyorum, öyküyü daktilo ediyorum. Sıkıldım, dışarı çıkmam gerek. Tam akşam arkadaşların yanına çıkacağım sırada müthiş bir yağmur başlıyor, korkunç bir gök gürlemesi. Malum düşünce kafamda: Tanrım yık şunların başına dünyayı. Sonra yağmur kesildi ve ben evden çıktım. Mahallemizin elektrikleri kesilmiş her yer çamur, su birikintisi. Ayağımdaki çaput ayakkabı sırılsıklam oldu. Eve vardım ama
Abidinpaşa’
da kimse yok. Ama
Mamak’
a nasıl dönebilirim mutlaka biriyle konuşmam gerek. Aklıma
Emek 44/8’
deki arkadaşlar geliyor. Oraya gidiyorum. Yok yok, kimse evde yok. Saat
22.30
. Artık hangi kapıyı çalabilirim ki? Evet, bugün dünyada kimse evde değil. Eve dönüyorum.

Ben evde miyim?

Yorumlar
Avatar

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.

Sayfa Sonu
GZT
GZT Haberin Sosyal Hali.

Gündemi en anlaşılır, en hızlı ve en görsel haliyle takip etmeye hazır mısınız? GZT özel video içerikleri, nitelikli infografikleri ve fark yaratan yayıncılık anlayışıyla size sıradan haber sitelerinin ötesinde bir deneyim sunuyor. Politikadan kültüre, teknolojiden spora kadar hayatın her alanına dokunan içeriklerle, doğru bilgiye keyifli bir arayüzle ulaşın. Dijital yayıncılığın yeni yüzü GZT ile dünyaya farklı bir pencereden bakın.

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

GZT dünyası her an yanınızda! GZT mobil uygulaması ile son dakika gelişmelerine ve özel içeriklere anında erişin. Sadece haber okumayın; izleyin, keşfedin ve paylaşın. iOS, Android ve Huawei cihazlarınıza kolayca indirebileceğiniz uygulamamızla gündemi cebinize sığdırın. Şimdi indirin, haberdar olmanın en keyifli halini kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mahallesi Fetih Caddesi No:6 Dk:1 Topkapı, Zeytinburnu / İstanbul[email protected](0 212) 612 29 30

Albayrak Medya Siteleri
YASAL UYARI

YASAL UYARI BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BIST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026