Zamanın Fevkinde ya da Şule Gürbüz’ün Tedirginliği

Bu ve bundan sonra yazılması planlanan birkaç yazının amacı Şule Gürbüz hikayelerinde insan ne kadar, ne ölçüde ve ne minvalde vardır onu incelemek olacaktır. Şule Gürbüz’ün belli bir hassasiyetle not edilen cümleleri merkeze alınarak yazılacak bu yazılarda bir anlamda geleneksel şerh yöntemine benzer bir usul takip edileceğini peşinen ifade etmek gerekir.
Bazen halkımızın tüm hususiyetlerinin kendisinde mündemiç bulunduğu bir kahramanımızı misafir ağırlarken kıskıvrak yakalayacaktır. O kısa karabasan sürecinde bütün bir ömrünün sırrını faş edebilecek kadar kalıp destursuz kalkacaktır. Bazen uzun uzadıya konuşturup hikayesini anlatmasına müsaade ettiği karakterlerin ağzına diş kirası kabilinden bir iki güzel söz sıkıştıracak ve sonra ancak iyi yazarlara nasip olan bir istiğna ile her zaman yaptığı gibi perde arkasına geri çekilecektir. Bütün bu zevkli müdahalelerinde, araya girişlerinde o güzelim faninin şahsında ait olduğu yığının her bir yönünü, eksiğini eteğini, faziletini, ayıbını teşrih masasına yatırıp, onu da pek incitmeden, yalnızca ehline usulünce gösterip hayata geri bırakacaktır. Bu tavır onun uyuyanlar ülkesinin sakinlerine yönelik sağaltıcı şefkatin mühim bir alametifarikasıdır.
- Selman Bayer’in önceki sayı yayımlanan yazısıyla birlikte okunduğunda şöyle bir sonuç çıkıyor ortaya. Yani Bayer şöyle mi diyor, soruyoruz: “Bi sen bi ben Şule!” (AE)
- Şaka şaka müthiş yazı! (AE)
Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.