İstanbul’daki iki sıbyan mektebi: Zevki Kadın ve Yusuf Ağa

Osmanlılarda sıbyan mektebi ya da mahalle mektebi adıyla anılan eğitim yapıları, genel olarak günümüzdeki ilköğretim seviyesi okullara denk kurumlardı. Bu yapılara “darüttalim”, “mektebhane”, “muallimhane” veya “darülilm” de denilebiliyordu. Sözlük anlamı “yazmak” olan ketb kökünden gelen mekteb, “okul” demekti. Osmanlı İmparatorluğu, kurum olarak sıbyan mekteplerini; Karahanlı, Selçuklu ve öteki İslam devletlerinden devralarak geliştirmiş, kendi eğitim-kültür hayatına adapte etmiştir.
Konumlanmasına göre iki ayrı şemada ele alınabilecek olan mektepler; ya bir külliye organizasyonu içinde yer almış, ya da mahalle içerisine dağılmış müstakil yapılar olmuşlardır. Bir külliyenin parçası olan mektepler genellikle içinde bulundukları külliyeden ayrı tutulmuş bir plan düzenine göre yerleştirilmiş, aynı zamanda gündelik yaşantının bir parçası oldukları vurgulanacak biçimde daima sokağa yakın konumlanmıştır. Diğer gruptaki mahalle içlerine dağılmış sıbyân mekteplerine baktığımızda ise çoğu zaman sokakların kesişme noktası olan köşe başlarının bu yapılar için uygun görüldüğü anlaşılmaktadır.
Çoğunlukla tek odalı olan, malzeme olarak da ahşap veya kâgir kurgulanmış sıbyan mekteplerinde sınıf, çocukların rutubetten korunmaları ve ışıklandırmanın sağlıklı olabilmesi için üst katlara yerleştirilirdi. Bu yapılarda eğitim sabah namazıyla başlar, ikindi namazına kadar sürerdi. Haftanın 6 günü eğitim devam eder, perşembe öğleden sonra ve cuma günü tatil olurdu.

Zamanla sayıları git gide azalan sıbyan mektepleri Cumhuriyet dönemine kadar varlığını devam ettirmiş ve Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile kapatılarak tarihteki yerini almıştır. İstanbul’da pek çok güzel örneği bulunan sıbyan mekteplerine iki örnek; Zevki Kadın Sıbyan Mektebi (Fındıklı) ve Yusuf Ağa Sıbyan Mektebi’dir (Cağaloğlu).
Reklam
Sultan III. Osman’ın hanımlarından Zevki Kadın tarafından inşa ettirilen Zevki Kadın Sıbyan Mektebi, Meclisi Mebusan Caddesi üzerindeki Mimar Sinan Üniversitesi’nin iki binası arasında yer alır. Ana girişin üzerinde H.1169/M.1755-1756 tarihli inşa kitâbesi vardır. 2 katlı taş ve tuğla karışımı malzemeden yapılmış olan mektep, barok mimarinin ilk uygulandığı binalardandır. Girişi kuzeyden olan yapının cadde tarafında da yine barok üslupta bir çeşme bulunur.

İstanbul’dan diğer bir örnek olan Yusuf Ağa Sıbyan Mektebi, Cağaloğlu’nda 1773 yılında Hassa Başmimarı Mehmet Tahir Ağa tarafından inşa edilmiştir. Alt katında muvakkithanesi bulunan yapı iki katlı, fevkani bir şemaya sahiptir. Sıbyan mektebine Ankara Caddesi cephesinde bulunan küçük bir kapı ile girilmektedir. Dışa taşkın ikinci katı kare planlı ve tekne tonoz örtüsüyle çok sade kurgulanmıştır. Yapının önceden var olan haziresi 1956-57 yılında ortadan kalkmıştır.
Her iki yapı da, İstanbul’un tarihi dokusunun önemli halkaları olarak, ilk inşa edildikleri tarihten günümüze uzun yılların yükünü taşıyan ve Osmanlı’nın eğitim tarihinden günümüze birer kesit sunan zarif eserler olarak ayakta durmaktadır.
*Bu yazının başlığı yazardan bağımsız editoryal olarak hazırlanmıştır.
Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.