Geliyor mu gelmekte olan?

‘Geliyor gelmekte olan...’ Bugünlerde bu sözü ne çok duyuyoruz değil mi? Özellikle de ana muhalefet cephesinin lideri ve yönetim ekibi bu slogana bayılıyor. Slogandan kastettikleri ise 2023 seçimlerine ilişkin gönüllerinden geçen. Bu sloganı kullananlar, gelecek yıl yapılacak seçimlerde Tayyip Erdoğan’ın yıkılacağını umuyorlar. Aslında ana muhalefette olan bir partinin iktidara gelmesi için Türkiye’de bütün şartlar müsait.
İktidarın ‘hizmet siyaseti’ olarak özetlediği yönetme tarzının olumlu sonuçları, yüksek enflasyon ve hâne halkının yaşamındaki krizlerin altında ezilmiş durumda. Günlük alışverişinde kara kara düşünen insanlara, altyapı ve üstyapı projeleri ile ulaşmak, onları ikna etmek çok kolay değil.
E, o zaman muhalefetin dediği gibi ‘geliyor mu gelmekte olan?’
Dip dalgayı hesaba katmalı
Yakın tarihimizden iki örnekle konuyu açalım.
- Bu şartlar altında 20 Mayıs 1983 tarihinde Turgut Özal liderliğinde Anavatan Partisi kuruldu.
Darbe sonrası yapılan 6 Kasım 1983 tarihli ilk seçime, Turgut Sunalp liderliğindeki Milliyetçi Demokrasi Partisi, Necdet Calp’ın başkanlığındaki Halkçı Parti ve birlikte Turgut Özal liderliğindeki Anavatan Partisi katıldı.
Eski bir asker olan Turgut Sunalp’ın horoz amblemli partisi darbecilerin gözdesiydi ve sürekli dönemin basınında öne çıkarılıyordu.
Ortalıkta gezdirilen genel kanâate göre, seçim bu iki parti arasında geçecekti.
Ancak ilkokul yıllarında olan bu satırların yazarı dâhil toplumun geniş kesimlerinde ise Turgut Özal’a dönük büyük bir sempati dalgası oluştuğu görülüyordu.
Dönemin egemenlerinin arzuları hilâfına derin bir dip dalga gelmekteydi ve bunu herkes hissediyordu.
Yani, gelmekte olan gelmişti.
Sosyolojik karşılığı olmayan kaybeder
Filmi bu kez 18 yıl ileriye saralım.
- 14 Ağustos 2001 tarihinde siyasi yasaklı Tayyip Erdoğan tarafından Ak Parti kuruldu.
O kadar ki, dönemin hâkim medyasında aleyhinde haber çıkmadığı gün, televizyonlarında tartışılmadığı hafta yok gibiydi.
Youtube’da bozuk da olsa bir parçası bulunan programı meraklısı izleyebilir.
Nitekim siyâsî yasaklı olmasına rağmen partisini kurduğunda Erdoğan’a yönelik ana akım medya tüm silahları ile saldırıya geçerek itibarsızlaştırma, zayıflatma, gözden düşürme amaçlı kampanyalar yapmıştı.
Reklam
Ama dönemin hâkimleri ne derlerse desinler, Tayyip Erdoğan’ın tsunami oluşturarak siyâsî hayata çok güçlü bir giriş yapacağı, aklı başında herkes tarafından görülüyordu.
Gazete sayfalarında itibar suikastına uğruyor, televizyon stüdyolarında yerden yere vuruluyordu, ama toplum vicdanındaki yankısını sağır sultan bile duymuştu.
Yani, yine ve hissedildiği gibi “gelmekte olan gelmişti…”
Bu iki yakın tarih örneğine 1950 Demokrat Parti ve 1965 Adalet Partisi örneklerini de ekleyebiliriz.
İktidar zorda ama muhalefete koşan yok
Gelelim günümüze…
20 yıllık geçmiş, yıpranmışlık, alışılmışlık, özellikle ‘Z kuşağı’ diye tarif edilen yeni nesillerdeki değişim arzusu, yüksek enflasyonun getirdiği hayat pahalılığı, düşük gelirlilerin alım gücündeki ciddi erozyon, genel göstergelerdeki parlak rakamlara karşın gündelik hayata yansımayan ekonomik performans…
Yetmiyor, yanı başımızdaki Ukrayna savaşı, FED’in faiz artırımına gidecek olması ve doların yine zıplama ihtimali… Yangın var ve ortalıkta başıboş benzin bidonları dolaşıyor…
Bir iktidarın yıkılması ve muhalefetin işbaşına gelmesi için daha ne gerekiyor?
Derdim polyannacılık oynamak değil, analiz yapmak…
Ama son beş yılında İstanbul ve Ankara’nın kaybedilmesinin gerekliliğinden bahseden birisi olarak, içinde bulunduğumuz olağanüstü şartlara rağmen muhalefet cephesinden ayağa kalkmış gümbür gümbür gelen bir yürüyüş hissetmiyorum.
O nedenle, en yandaş ve manipülatif muhalif anket sonuçlarında bile hâle muhalefet tek başına iktidara yürüyor görünmüyor. İktidar partisi kan kaybediyor ama muhalefet yerinde sayıyor.
Ancak, bir siyaset dehâsı olan Tayyip Erdoğan şapkadan bugün tahmin edemeyeceğimiz tavşanlar çıkarırsa, muhalefet şu an anketlerde aldığı oy oranlarını dahi göremeyebilir.
Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.