Köyden kente göç ve sinema uyarlamaları ekseninde aile bireyi hangi krizlerle yüzleşti?

Taşınma sürecinin ev arayışından nakliyesine, eve yerleşmeden alışmasına varıncaya kadar her bir adımı stresiyle bilinir. Ev aramak, emlakçı ve ev sahibiyle anlaşmak, güvenilir nakliyat firması bulmak, yerleşmek, yeni evin ihtiyaçlarıyla ilgilenmek... Her şey yolunda gitse bile düzenin değişmesi dahi kendi başına kaygıyı tetikler. Bu sürecin en kritik aşamasında devreye giren nakliyeciler ise taşınmanın gidişatını doğrudan etkiler. Neredeyse hepimiz taşınmayı bireysel olarak tecrübe etmişizdir ama bu kırılgan organizasyonun aktörlerinden olan nakliyeciler için taşımanın ne demek olduğunu bilmeyiz. Biz de bu sebeple Rüstemoğlu Nakliyat’ın sahibi Yavuz Rüstemoğlu ile 26 yıldır yaptığı mesleği hakkında konuştuk.
Taşınmanın ne kadar zahmetli ve stresli bir süreç olduğunu biliyoruz. Nakliyeciler için de “taşımak” stresli bir iş mi?

Bir nakliyeci için taşıması en zor ve en kolay şey nedir? Nakliyecilerin kitap taşımaktansa koltuk taşımayı tercih ettiği doğru bir bilgi mi?
Bu bir gerçek. Diyelim ki iki koli kitap dolduruyorsunuz, nakliyeci bu kolileri sırtına alıyor, belli bir mesafe sonrasında elleri uyuşmaya başlıyor. Ama koltuk taşırken el ya da bel uyuşmaz. Adam ya kafasına alır ya da iple tutar götürür. Mesela çamaşır makinesi kitaptan ağırdır. Ortalama 60-70 kilodur. 3-4 koli kitap ancak çamaşır makinesi ile eşdeğer ağırlıkta olabilir. Ama çamaşır makinesinin ipi var. İpinden tutar sırtına alırsın, gidersin. O zaman makine bir koli ağırlığına gelir. Dolayısıyla elinle tutamayacağın her şey ağır olur. Bizim için önemli olan kavrayabilmek, tutabilmektir.

Taşınma sürecindeki insanlarda gözlemlediğiniz ortak davranışlar var mı?
Reklam
Girdiğiniz evlerde çalışırken zorlayan şeyler oluyor mu?

Hissi olarak zorlandığımız evler hatırlamıyorum. Ama kedi ya da köpek beslenen evlerde çalışmak bazen bizi zorlayabiliyor. Tüm çalışanlarımız hayvan severdir, yanlış anlaşılmasın. Ama kıl ya da koku konusunda hassas olanlar bu tarz evlerde çalışmakta zorlanıyor. Evin içinde yaşayan insanlar var olan kokuyu almıyorlar elbette. Biz dışarıdan yabancı olarak ilk defa geldiğimiz için alıyoruz kokuyu. Örneğin bireysel olarak evde hayvan beslemiyor elemanımız ama hayvanın beslendiği evde saatlerce çalışmak, her şeyine temas etmek zorunda kalıyor. Mesela taşıdığımız yaşlı bir karı-kocanın evinde 40 tane kedi vardı. Böyle zamanlarda elemanlarımızın bazıları devamlı koku aldıkları için giydikleri kıyafetleri bir daha giymiyorlar.
Bu zamana kadar taşıdığınız ilginç eşyalar ya da girdiğiniz enteresan evler oldu mu?


Sırf kedi beslemek için standart apartman dairesinden çiftlik tarzı evlere taşıdığım insanlar oldu. Onun haricinde sanatçıların evleri ilginç oluyor. Heykelle ilgilenen bir beyefendinin evini taşımıştım. 2+1 bir apartman dairesinde yaşıyordu. Evin her yeri tahtayla ya da alçıyla yapılan insan yüzleriyle doluydu. Sehpasını, masasını da yine kendisi aynı formda yapmıştı. Evde elinin değmediği yer bırakmamış. Bayılmıştım o eve. Özellikle alçıyla yaptığı eserleri taşırken kırılma tehlikesine karşı ekstra özen göstermiştik. Bir de taşıdığım bir müşterinin evinde eski yapım ceviz kaplama bir şifonyer vardı. Babaannesinin evlenirken aldığı yatak odasının parçasıymış. Sonra ev yanmış ve geriye sadece şifonyer kalmış. Aradan yıllar geçmiş, müşterimiz çocukken babası bir ev kurmuş ve yine şifonyeri saklamış. Ailesi vefat etmiş, kendisi evlenmiş, nereye gittiyse şifonyeri yanında götürmüş. Bahsettiğim müşterimi taşıdığımızda 60 yaşlarındaydı. Şifonyer o kadar eskiydi ki el değdiğinde bile kabukları dökülüyordu. Bize de hikâyeyi anlattı, şifonyere bir şey olursa çok üzülürüm dedi. Streçledik ki kabukları dökülmesin. Normalde bir kişinin taşıyabileceği bir mobilyaydı ama yeter ki zarar görmesin, hassas diye üç kişi taşıdık.
İnsanlar çoğu zaman bir zorunluluktan ötürü taşınıyor. Dolayısıyla taşınmanın duygusal bir yönü de var. Gözlemlerinizden bahsedebilir misiniz?
Evinden ya da komşusundan kopmak istemeyen çok insan var. Sanki bir cenaze varmış gibi taşınma esnasında ağlıyorlar. İş bitmeye yakınken komşular geliyor, sarılıp ağlaşıyorlar. Biz de üzülüyoruz.Özellikle ayrılan çiftlerin evini taşırken zorlanıyorum. Müşterimizin gözünden yaş akmasa bile içinin ağladığını hissedebiliyorum. Bizim birkaç saat içinde bozduğumuz evi kurmak insanların yıllarını alıyor. “Şurası eşimin oraya dokunmayın.” diyor mesela, ağlıyor. Tabii ki bunlar çok mahrem anlar. Biz de bu mahremiyeti korumak için elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz. Örneğin eşyayı sarmadan dışarı çıkaramayız. Müşterimizin eşyasının ne olduğunu yan komşusunun görmemesi gerekiyor. Eşya pis ya da yıpranmış olabilir. Bir mobilya üzerinden komşular arasında yorum yapılmasına olanak vermememiz lazım.

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.