Modern dünyanın kayıp ülkesi 'Mutlulukistan'

Sümeyye Özdemir
09:00, 14/02/2022, Pazartesi
CategoryCins
Cins Dergi
Modern dünyanın kayıp ülkesi 'Mutlulukistan'
Ağlamayı, durağanlığı, sakinliği dehşet verici bulmaya başladık.

Ağlamayı, durağanlığı, sakinliği dehşet verici bulmaya başladık. Öyle ki bu hastalıklı düşünceyi sadece kendimiz taşımayıp çevremizdekilere de bulaştırdık. Ağlayanı susturmaya ve kaygılarını bastırmaya çalıştık zira hep iyi olmak, hep mutlu olmak zorundaydık.

https://image.piri.net/resim/imagecrop/2020/04/09/09/51/resized_c23c6-22949507photo146180091950779b16743b257.jfif

Günümüz modern toplumunda “duygu” kavramı üzerinde oldukça duruluyor. Duyguların adlandırılması, ifadesi, nerede, ne zaman, hangi koşullar altında, hangi duygunun ortaya çıkması gerektiği hem akademik camiada hem de günlük sohbetlerde kendine yer ediniyor; zira o kadar önemli görülüyor ki okul müfredatlarının içinde bile önemli bir husus olarak karşımıza çıkıyor. Peki nedir bu “duygu” dediğimiz kavram? Uluslararası psikoloji literatürü için rehber nitelinde olan Amerikan Psikoloji Birliği (APA) duyguyu, bireyin bir uyarıcıya verdiği fizyolojik ve psikolojik süreçleri içeren karmaşık bir tepki olarak tanımlıyor; en temel tepkiler de mutluluk, üzüntü, korku, tiksinme, öfke ve şaşkınlık olarak ifade ediliyor. Bu duygular içinde en çok konuşulan, üzerine yazılar yazılan, ulaşılması bir hedef hâline getirilen duygu ise şüphesiz ki mutluluk.

İnsanın deneyimlediği bu kadar çok duygu çeşidi varken neden tüm bu doğal ve insanî tepkiler “mutluluk ve diğerleri” şeklinde bir tanımlamaya tabi tutuluyor; neden sadece “olumlu” ve “olumsuz” şeklinde yüzeysel bir ayrım yapılıyor duygular arasında?

Kitapçıların “çok satanlar” köşelerinde kişisel gelişim grubu kitaplarını bolca görmemiz, “bilinçaltı temizliği” vaadiyle sosyal medya hesaplarımıza ve posta kutularımıza düşen, acılarımızdan, korkularımızdan, öfkelerimizden arınacağımızı iddia eden reklamlara itibar ederek kurtuluşa erişmeyi hedeflememiz bu akımın bir parçası olduğumuzun en bariz kanıtı olsa gerek.

https://image.piri.net/resim/imagecrop/2020/04/09/09/47/resized_f60a5-5bee85fdphoto151547207145647b72fb3caff.jfif

Peki ya neden kurtuluyoruz biz, neden kaçıyoruz böyle aceleyle? Neden acıyı, hüznü ve kederi bu kadar ötelere itme, göz önünden silme peşindeyiz? Şüphesiz insanın en temel isteği hayatını huzur ve sağlıkla idame ettirmektir ki bu istek çok doğal bir yaşam motivasyonudur. Lakin geçmişte vücut bulmuş, üzerinden zaman geçmiş ve o süreçte canımızı yakan bir hadiseyi bugün silmeye kalkmak, hiç yokmuş gibi davranmak insanın kendine yaptığı en büyük haksızlıkların başında gelir. Her başa gelenin bir manasının olduğu, her yaşanandan ders alabileceğim bir dünyada, sadece benim yaşadığım, benim farkında olduğum, bana has bir şekilde vuku bulmuş bir olayı ve bunun bende meydana getirdiği duyguyu, yani hüznü, kederi, üzüntüyü, şaşkınlığı hiç var olmamış gibi zihnimden söküp atabilseydim geriye benden ne kalırdı, diye düşünmek insan olmanın erdemi değil de nedir?

https://image.piri.net/resim/imagecrop/2020/04/09/09/52/resized_57a86-7f6e3bd9photo15508210543fde3cba15a6.jfif

Haz odaklı modern hayatın yarattığı “Mutlulukistan”da yaşanan hüzün ve keder o kadar “lüzumsuz ve zararlı” diye etiketlendi ki hissettiğimiz her bunaltıcı duygudan “Ben sorunluyum; yanlış, olmaması gereken şeyler hissediyorum ve bu durumdan hemen kurtulmalıyım.” mesajını çıkarır olduk. Ağlamayı, durağanlığı, sakinliği dehşet verici bulmaya başladık. Öyle ki bu hastalıklı düşünceyi sadece kendimiz taşımayıp çevremizdekilere de bulaştırdık. Ağlayanı susturmaya ve kaygılarını bastırmaya çalıştık zira hep iyi olmak, hep mutlu olmak zorundaydık. Bu vesile ile hayatta nasıl yol alındığını unuttuk, sabretmek yerine hep bir şeylere katlandık; bu da hayattan anlam çıkarma, ders alma ve olgunlaşma becerilerimizi olabildiğince köreltti.


Sadece tahayyülde var olan “Mutlulukistan”a erişme çabası, acıyı, hüznü ve kederi kabul etme ve onu gerçekten deneyimleme imkânını hayatımızdan söküp attı. Oysaki Hz. Mevlâna’nın da dediği gibi “Gam gönlünden neyi döker, neyi sökerse, karşılık olarak daha iyisini getirir.” Gamdan gelen bereketi görmek için çabalamak, varlığımızı anlamlı hâle getirmek için büyük bir adım olacaktır.

  • Kaynakça
  • Christopher K. Germer, Öz Şefkatli Farkındalık, çev.: Handan Ü. Haktanır, Diyojen, 2018 Russ Harris, Mutluluk Tuzağı, çev.: Çağlar Şaher, Litera, 2019
Yorumlar
Avatar

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.

Sayfa Sonu
GZT
GZT Haberin Sosyal Hali.

Gündemi en anlaşılır, en hızlı ve en görsel haliyle takip etmeye hazır mısınız? GZT özel video içerikleri, nitelikli infografikleri ve fark yaratan yayıncılık anlayışıyla size sıradan haber sitelerinin ötesinde bir deneyim sunuyor. Politikadan kültüre, teknolojiden spora kadar hayatın her alanına dokunan içeriklerle, doğru bilgiye keyifli bir arayüzle ulaşın. Dijital yayıncılığın yeni yüzü GZT ile dünyaya farklı bir pencereden bakın.

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

GZT dünyası her an yanınızda! GZT mobil uygulaması ile son dakika gelişmelerine ve özel içeriklere anında erişin. Sadece haber okumayın; izleyin, keşfedin ve paylaşın. iOS, Android ve Huawei cihazlarınıza kolayca indirebileceğiniz uygulamamızla gündemi cebinize sığdırın. Şimdi indirin, haberdar olmanın en keyifli halini kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mahallesi Fetih Caddesi No:6 Dk:1 Topkapı, Zeytinburnu / İstanbul[email protected](0 212) 612 29 30

Albayrak Medya Siteleri
YASAL UYARI

YASAL UYARI BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BIST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026