Dante’den Viereck’e şair tartışması

Ahmet Ölmez
14:00, 18/01/2026, Pazar
CategoryCins
Cins Dergi
Dante’den Viereck’e şair tartışması
Kimin şairisi sen?

Basit bir formül kurmuş Viereck. Bir cümleyi cebirsel ifadeye çevirmiş, nesneyi “x” belleyip onun dört kere türevini almış, bilinmezin şiddeti giderek küçülmüş. En ulvi noktaya Dante’yi, en dip noktaya da kendisini koymuş.

Eylül ayı boyunca her gün bir şiir kitabı bitirmeyi hedeflediğimde okuma çizgim şaştı, aklım karıştı, kendimi bilmediğim sularda buldum. Bir kitap okurken o kitabın insanı, başka birkaç kitaba götürmesi olağan bir durum; ama bir noktada George Sylvester Viereck’in Üç Sfenks ve Başka Şiirler kitabını okudum ve ne yaptığımı sorgulamam gerektiğini fark ettim. Ayın sonuna doğru yapay zekayla tercüme edilen Fince şiirler de okuyacaktım; ama henüz deliliğim o acı noktaya varmamıştı.

Ne yalan söyleyeyim Viereck’in şiirlerini beğendim. Çok saçma sapan, Amerikan romantizmi içeren şiirler okuyacağımı düşünmüştüm. Yanılmıştım. Almanya’dan Amerika’ya göç eden bu şair gerçekten de farklı bir şeyler yazmıştı. Günümüzde bu kadar popüler olmamasının temel nedenlerinden biri de İkinci Dünya Savaşı sırasında alenen Nazi sempatizanlığı yapması ve Almanya için ajanlık faaliyetleri yürütmesi. Tabii, bütün bunları yapmasa da büyük bir şair değil; ama bu kitaptaki şiirleri gerçekten de güzel. Hatta o kadar güzel ki Nicola Tesla’ya bile şiir yazdırmış.

Viereck’in bir de oğlu var: Peter Viereck. O da babasının yolundan gitmiş ve şair olmuş, hatta Pulitzer Ödülü’nü dahi kazanmış. Böylece okunacak kitaplar listesi yine istemsizce büyüdü. Evlat Viereck’in Pulitzer kazanan Dehşet ve Dekor kitabını da okudum. Bu kitapta ilgimi çeken bir parçaya denk geldim:

Dante: Bizler Tanrı’nın şairleriydik.

Burns: Bizler halkın şairleriydik.

Mallarmé: Bizler şairlerin şairleriydik.

Şimdi (kendini düzelterek): Ah, ama bizler eleştirmenlerin şairleriyiz.

Viereck, burada temel bir meseleyi biraz karikatürize etmiş, biraz parentezlemiş; ama yine de gerçek bir noktaya değinmiş. Tabii bunu bir de kendi kültürel merceğimizden uyarlamamız gerekiyor.

Basit bir formül kurmuş Viereck. Bir cümleyi cebirsel ifadeye çevirmiş, nesneyi “x” belleyip onun dört kere türevini almış, bilinmezin şiddeti giderek küçülmüş. En ulvi noktaya Dante’yi, en dip noktaya da kendisini koymuş.

Dante gerçekten de Tanrı şairi miydi? Daha doğrusu, nedir Tanrı şairliği? Burada, özünde bir muhataplık meselesi vardır. Kastedilen şey Tanrı’nın insanı muhatap alması mı yoksa insanın Tanrı’yı muhatap alması mıdır? İlkine bizde peygamberlik, ikincisine de Allah rızası denir. Batılılar bunu biraz karıştırabiliyor. V for Vendetta’da evinde gizlice Kur’an saklayan adamın Müslüman olup olmadığı sorulduğunda adam şöyle cevap vermişti: “[Kur’an’daki] imgeleri güzel, şiiri duygulu bulmak için Müslüman olmama gerek yok.” Bu yanılsama veya indirgeme Cahiliye Dönemi’nde de vardı. Netice itibariyle Tanrı, insanı muhatap aldığında buradaki ileti bize göre şiir değil, muhatap da şair değildir. Diğer yandan Dante de kendine bu türden bir kutsallık atfetmez. Psödo-miracı alenen kurgusaldır, kendisinin de peygamberlik iddiası yoktur; ama meşruiyetini din üzerinden kurar. Bu vesileyle de İtalyancanın kurucu metinlerinden birini kaleme almıştır. O halde, Yunus Emre’ye benzediğini söyleyebiliriz.

Bir halk şairi olarak Robert Burns çok tipik bir örnektir. Çok itiraza mahal vermez, garantili ve güvenli bir tercihtir. Bizde halkı temsil eden veya halk için şiir yazan şair çoktur; ama bunu siyasi bir bilinç içinde veya en azından Batılı “halkçılık” normları çerçevesinde yapan ilk şairimiz Namık Kemal’dir. Bu sebeple Mehmet Akif veya Nazım Hikmet’e atıfta bulunacaksak çizgiyi Namık Kemal’den itibaren çizmek gerekir. Bu bizim için de çok su götürmeyen, artık oturmuş bir kanaattir.

Şairin şairi olmak… İşte bu, meselelerin en giriftidir. Öncelikle tek bir şair şairliği yoktur. En azından bizim şiirimizde durum budur. Viereck, Mallarmé’yi burada örnek olarak verdiği için esas kastının ars gratia artis olduğunu düşünüyorum. Bizde bunun saf bir örneğini bulmak çok zor. En etliye sütlüye karışmayan şairimizde bile milli bir meseleye dair bir dize, parça bulunabilir. Yine de aklıma nedense Cenap geliyor. Bir de Recaizade. Bu ikisi arasında hem saf şiir bağlamında hem sanat bağlamında Cenap daha müesses bir isim. Günümüzde o kadar hakkı verilmiyor, “Elhan-ı Şita” haricinde pek şiiri gün yüzüne çıkmıyor; ama “Bir Şi’r-i Na-Nüvişte” müthiş bir poetik sonedir. “Riyah-ı Leyal”deki ses ve ahengin kalitesi üst seviyededir. “Yakazat-ı Leyliyye” ve “Yakazat-ı Hazan” da Türk şiirinin değerli numunelerindendir.

Diğer bir tür şair şairliği de günümüzde çok rahat gözlemlenebilir. Burada Hak, halk, sanat merkezli olmanın hiçbir anlamı yok. Ne yazarsan yaz, muhatap sadece ve sadece şairlerdir; zira şiir okuyan kitlenin ekseriyeti aynı zamanda şair olarak da varlık kazanma derdindedir. Viereck’in kastı bu değil elbette; ama burada yazdıklarım dördüncü unsur için bize yardımcı olacak.

Bizde eleştirinin eksik olduğu, yeterli olmadığı ezelden beri söylenen bir sitemdir. Doğru mu? Doğru. Günümüzde bile eleştirilerin, araştırmaların muhatabı eleştiri anlamında gelmiş geçmiş en nasipli nesildir. Eser Gürson, Hüseyin Cöntürk, Asım Bezirci, Memet Fuat gibi isimler günümüzde çok yok. Belki artık gerekli de değildir. Bilmiyorum. Şair, onu eleştiren ve şair olmayan biri olsun ister. Kimse de şairlerin gönlü olsun diye hareket etmez, etmemeli. Nesillerce, asırlarca emekle inşa edilmiş şiir kültünün son halkasındayız diye kof şımarıklığımıza belki de bir son verip gerçek bir çare bulmalıyız. Bizde eleştirmenin şairi kalmadı; ama tuhaf, tanımlanamaz bir şairin şairi var. Bundan dolayı yukarıda söylediğim sözü, buradaki uyarlamanın bir parçası yapacağım.

O halde, Viereck’in şiir parçasını Türk şiirine göre aşağıdaki gibi yeniden uyarlayalım:

Yunus: Bizler Tanrı’nın şairleriydik.

Kemal: Bizler halkın şairleriydik.

Cenap: Bizler şairlerin şairleriydik.

Şimdi (kendini düzelterek): Aa, ne tesadüf, biz de şairlerin şairleriyiz.

Bu yazının başlığı yazardan bağımsız editoryal olarak hazırlanmıştır.

Yorumlar
Avatar

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.

Sayfa Sonu
GZT
GZT Haberin Sosyal Hali.

Gündemi en anlaşılır, en hızlı ve en görsel haliyle takip etmeye hazır mısınız? GZT özel video içerikleri, nitelikli infografikleri ve fark yaratan yayıncılık anlayışıyla size sıradan haber sitelerinin ötesinde bir deneyim sunuyor. Politikadan kültüre, teknolojiden spora kadar hayatın her alanına dokunan içeriklerle, doğru bilgiye keyifli bir arayüzle ulaşın. Dijital yayıncılığın yeni yüzü GZT ile dünyaya farklı bir pencereden bakın.

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

GZT dünyası her an yanınızda! GZT mobil uygulaması ile son dakika gelişmelerine ve özel içeriklere anında erişin. Sadece haber okumayın; izleyin, keşfedin ve paylaşın. iOS, Android ve Huawei cihazlarınıza kolayca indirebileceğiniz uygulamamızla gündemi cebinize sığdırın. Şimdi indirin, haberdar olmanın en keyifli halini kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mahallesi Fetih Caddesi No:6 Dk:1 Topkapı, Zeytinburnu / İstanbul[email protected](0 212) 612 29 30

Albayrak Medya Siteleri
YASAL UYARI

YASAL UYARI BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BIST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026