Tarık Tufan, Doğu-Batı çatışmasını son romanında farklı yönleriyle ele alıyor

Romancı ve senarist Tarık Tufan ile son romanı Gece Açan Çiçekler üzerinden mekân ve yazar ilişkisini, Doğu-Batı ayrımının edebiyatımızdaki yerini ve edebiyatımızda “taşra” anlatısının neden revaçta olduğunu konuştuk...
Gece Açan Çiçekler’de olduğu gibi Doğu-Batı ve aşk üzerine birçok eser okuduk hem Türk hem de Batı edebiyatında. Edebiyatın “hafıza” olmaklığını da bir kenarda tutarak tabii ki, sizi etkileyen bu bağlamda etkileyen eserler nelerdi, Doğu-Batı ayrımı meselesinde…
Kitap, Doğu ve Batı’nın sembol isimleri Firdevsi ve Dante’den alıntılarla açılıyor. Yani Gece Açan Çiçekler daha en baştan bir zıtlıklar romanı: Batı-Doğu, geçmiş-gelecek, umut-umutsuzluk vs. Peki bu zıtlıklar bir kimlik arayışı mıdır yoksa bizzat kimliğin kendisi mi?
Türk edebiyatı ve fikir dünyasında "konak" kritik bir metafor. Canfeda Konağı da kitapta önemli bir yer tutuyor. Buradan yola çıkarak sormak istiyorum: Mekân ve bellek arasında nasıl bir ilişki vardır? Bizim gibi keskin geçişler yaşamış toplumlarda mekânın önemi nedir? Toplumsal bellek, mekâna, konağa sığar mı?
Reklam
Son zamanlarda hem edebiyat hem de sinemada mekân olarak taşra öne çıkıyor. Siz böyle bir dönemde, Gece Açan Çiçekler’de İstanbul’u ve İstanbullu bir tarihi merkeze alıyorsunuz. Peki taşrayı anlatının merkezine koymanın bir kolaycılığı var mı sizce? Taşra neden bu denli revaçta...
Bir yandan roman yazıyorsunuz bir yandan da senaryo çalışmalarınız bulunuyor … Sizinki edebiyattan sinemaya geçiş hikayesi mi, yoksa bir bütün olarak mı ele alıyorsunuz kişisel hikayenizi?
Roman ve senaryo çalışmaları kişisel hikâyemde iki ayrı uğraş alanı olarak aynı yerden besleniyor: Anlatma ihtiyacı. Önce bir romancıyım. Romanın bana açtığı özgürlük alanı, hikâyemi başka hiçbir unsura gereksinim duymadan anlatmama imkân veriyor. Sinemanın diğer koşulları sağlandığında senaryolarımın filme alınmasından da büyük bir heyecan ve mutluluk duyuyorum. Takdir edersiniz ki roman yazarken elimdeki kalem ve defter yola çıkmaya kâfi gelirken, sinema filmi için bundan fazlasına ihtiyacımız var.
Kurmaca, hemen her zaman olduğu gibi yine sıkça tartışılıyor. Tabii bugünlerde işin içine bir de “post-hakikat” kavramı girdi. “Gerçek”; kurmacanın ve hayalin karşına “şüphe” ile konuyor sıklıkla. Siz böyle bir dönemde, kurmacayı nasıl bir yerde görüyor, nerede konumlandırıyorsunuz?
Tarihi akış içinde insan ve hayat doğal (tekniğin etkisini de “doğal” içinde ele alabilirsek) dönüşümler yaşıyor. Dönüşümler hakikate yüklediğimiz anlamları da onu kavrayışımızı da farklılaştırıyor. Dönüşümlerin yönü, ürettiği yeni hakikat paradigması ne olursa olsun kurmacaların insan zihnini güçlendirdiğine inancım sonsuz. Kurmaca, insanın muhatap olduğu olağan yahut dayatılmış gerçeklik algısına karşı, olanaklı başka imkânlar, ihtimaller yaratabilir. Kurmacanın barındırdığı özgürlük, insanın kendi özünü, varoluşunu koruyabilmesinin yolunu açar. Hikâyelerin içinde var olmak, insanın empati duygusunu, sezgilerini, ayırt edebilme melekesini, hayal gücünü, yaratıcılığını, düşünsel derinliğini besler. Kendini (ve tabii ki hakikati) keşfedebilmenin, kavrayabilmenin en önemli yolu bu meziyetlerden geçer. İnsan, zamandan, mekândan uzaklaşarak düşünebilme imkânı bulunca hakikatin bütün maskelerine karşı daha korunaklı hale gelebilir.
Türk okurunun beğenileri üzerine, geçmişle günümüz arasında bir karşılaştırma yapmak mümkün mü? 10-15 yıl önce beklentileri, öncelikleri ve hatta amaçları nelerdi okurların bugünden farklı olarak?
Türk ve dünya okurunun, izleyicisinin, dinleyicisinin (aslında insanın!) on, on beş yıl öncekine nazaran bütün beklentilerinin, önceliklerinin, amaçlarının değiştiği muhakkak. Pandemiler, savaşlar, ekonomik krizler, dijitalleşme bildiğimiz dünyanın sonuna (bildiğimiz insanın da) geldiğimizi gösteriyor. Sorunuza ben kendi dünyasından insanı ve hayatı anlamlandırmaya çalışan bir romancı olarak romanlarımla cevap arıyorum. Edebiyatçılar, sinemacılar, felsefeciler, sanatçılar, din alimleri, tıp ve bilim insanları bu çok katmanlı soruya kendi veçhelerinden cevaplar üretmeliler ve bizler de bu parça parça bilgileri bütünlüklü bir anlam dairesine dönüştürmeliyiz. Karşılaştırma yapamayacak kadar hızlı bir dönüşümün içindeyiz. Hızla giden bir dünyada kalıcı cevaplar bulabilmek de epeyce zor.
Reklam
Bu yazının başlığı yazardan bağımsız editoryal olarak hazırlanmıştır.
Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.