Sağırdere’den TikTok dünyasına medya ve kötülük
11:50, 10/02/2026, SalıG: Güncelleme: 11:56, 10/02/2026, Salı

Matbaanın hızını yakalayan tek şey: Kötülük
Bugün, adına medya denilen ancak iletme amacını çoktan aşarak devasa bir mekanizmaya dönüşen sistem, köyde kalması gerekeni herkese taşıdı. Eskiden bir ayıbı sadece şahitleri bilirdi, şimdi dijital ağlar sayesinde bir densizlik, bir saniye içinde milyonların cebinden evlere giriyor. Kötülük, kitleselleşerek normalleşti.
Geçtiğimiz ay bu sayfalarda bir pencere açmaya çalıştım. İlginç geri dönüşler aldım. İki dostum, Sağırdere’yi yıllar sonra yeniden okuyacaklarını bildirdi.
Kemal Tahir’in Sağırdere’sinden bugünün TikTok bataklığına bakmıştık. Yamören Köyü’nün dedikodu kazanı ile algoritmanın “görünür olma” iştahı arasındaki o tuhaf benzerlik, serinin devamı olan Körduman’da kendini belli ediyor.
Hikâye bitmiyor. Mustafa köyden çıktı, trene bindi, şehri gördü, şehrin insanını tanıdı, taş ustası oldu, geri döndü ve Körduman başladı. Mustafa’nın gözü açıldıkça kalbi kararmıştı. Yamören de değişmişti. Sağırdere’de “görünmek” telaşında olan hayatlar, Körduman’da “görememek” çukuruna düşmüştü. Çünkü sisin indiği yerde göz gözü görmez, renkler, izler birbirine karışır. Bugün dijital ekranlarımızdan üzerimize çöken de budur: Görünmek, görememektir!
Eskiden, yani “Sağırdere” zamanlarında, kötülük de iyilik gibi yereldi. Köyün delisi köyde bilinir, köyün günahının üzeri yine köyde örtülürdü. “Kol kırılır yen içinde kalır” düsturu aslında sosyal bir öğretiydi. Sadece bir saklama çabası değil, aynı zamanda “kötülüğü karantinaya alma” gayesiydi.
Bugün, adına medya denilen ancak iletme amacını çoktan aşarak devasa bir mekanizmaya dönüşen sistem, köyde kalması gerekeni herkese taşıdı. Eskiden bir ayıbı sadece şahitleri bilirdi, şimdi dijital ağlar sayesinde bir densizlik, bir saniye içinde milyonların cebinden evlere giriyor. Kötülük, kitleselleşerek normalleşti.
Kemal Tahir’in “körduman” dediği şey, insanın insana, insanın kendine, insanın köyüne ve en nihayetinde insanın fıtratına yabancılaşmasıydı. Bugün yaşadığımız ise bu yabancılaşmanın fabrikasyon halidir. Mahremiyetin ifşası, cinsiyetin inkarı ve ailenin hedef alınması, hepsi o dumanın altında “özgürlük” ambalajıyla sunuluyor.
Matbaa icat edildiğinde bilginin yayılma hızı insanlığı büyülemişti. Kaynaklarda 50 yılda tüm Avrupa tarihinin iki katı kitap basıldığı geçer. Bilgi hızla yayılmıştır. Ancak yüzyıllar sonra görüyoruz ki, matbaanın, fiber kabloların ve algoritmaların hızını yakalayan tek şey “kötülük” oldu.
İyiliğin sessizliği, kötülüğün gürültüsü ve hızı karşısında anlamını yitirdi. Twitter’da (X) bir yalanın, bot hesaplar marifetiyle saniyeler içinde tüm dünyayı dolaşması gibi. Mustafa’nın şehirde karşılaştığı kurnazlıklar, bireyseldi. Bugünün “kurnazlığı” ise küreselleşti. Mustafa’nın gurbette yaşadığı o “ne yapacağını bilememe” hali, bugün ekran başında kötülüğe teslim olanların çaresizliğidir.
Peki, bu boğucu ve yutan dumandan nasıl çıkacağız?
Kemal Tahir, çözümün “başkalaşmakta” değil, “kendin kalmakta” olduğunu fısıldar satır aralarında. Batı’nın reçeteleriyle, küresel dayatmalarla değil, Anadolu’nun o kadim mayasıyla ayakta kalınabilir misal. Bugün de bizi bu dijital çürümeden koruyacak olan, teknolojiyi reddetmek değil elbette. Teknolojinin püskürttüğü zifir dumanı, ancak kendi iradesini ortaya koyabilenler dağıtabilir, güneşi ve hakikati ancak onlar görebilir.
Köyde olanın köyde kalmadığı, kötülüğün ışık hızıyla yayıldığı bu çağda kolay değil tabii ki. Lakin Kemal Tahir’in işaret ettiği o “sahicilik” zırhını kuşanmaktan başka çaremiz de yok. Algoritmaların, botların ve dijital linçlerin oluşturduğu bu kördumanı, sadece “kendi kalanlar” dağıtabilecek. Matbaanın hızıyla yarışan kötülüğe karşı, sabrın ve basiretin yavaşlığını savunmak zorundayız; çünkü hız felakettir, hakikat ise sükûnet ister. Sisi dağıtacak olan rüzgâr, dışarıdan değil, insanın kendi içinden, fıtratından esebilir.
Bu yazının başlığı yazardan bağımsız editoryal olarak hazırlanmıştır.
Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.