Mazhar Alanson’un sanat ve müzik yolculuğu

Muzaffer Ozak Efendi’den etkilenişi anlatırken “Onu görünce radyasyon yemiş gibi oldum.” diye ifade ediyor ve bu büyük radyasyonu modern müzik icracısı olarak almanın kıymetini yaşıyordu.
1.
Niş ve farkında. Tok ve kendinde. Dünyayı tanırken Türk. Türkiye’de ise yerli. Bazen müstakil bazen de bir grubun içinde. Hem İstanbul’da hem bütün şehirlerde. Hem bugünde hem de 300 yıl öncesinde. Hem “sol-fa-mi-re”de hem de “Hu”da. Hepsi için de mazereti var. Üstelik: Biraz asabi.
2.
Aslında yukarda sıralanan bilgilerin hepsi Türkiye’nin kaliteli bütün sanatçılarının ortak yönleri… Ama o biraz daha ortak. MFÖ’nün M’si. Mazhar’ı. Mahmut Mazhar Alanson.13 Şubat 1950’de müzisyen bir babanın üçüncü çocuğu olarak Ankara’da dünyaya geldi. Erken yaşında babasını kaybetti. Ama aslında bir ömür babasını takip etti. O da müziğin, sesin, fıtratın yolunu sevdi.

3.
Beatles, Crosby, Still, Nash ve Rolling Stones gibi grupların şarkılarını yorumladı. Kendi söz ve müziklerini yazdı. Sesi gibi kalemi de kendine hastı. 1985 yılında “Yılın Söz Yazarı” ödülünü kazandı. “Her Şey Çok Güzel Olacak” ise 1998 yılında Türkiye’de seyirci rekoru kırdı. Başrolleri Cem Yılmaz’la paylaşan Mazhar Alanson, aynı zamanda filmin müziklerine de imzasını attı. Hem yazıyor hem besteliyor hem de söylüyordu. Onu duyanlar doyuyordu. Sesinin tokluğunda herkes hitap eden bir babacanlık vardı.
Reklam
4.
MFÖ ile birçok başarıya imza atarken, kendine has karakteriyle "Her Şey Çok Güzel Olacak” filminde yer aldı. Ve film Türkiye’de seyirci rekoru kırdı. Garip bir şey vardı Alanson’da. Muzaffer Ozak Efendi’den etkilenişi anlatırken “Onu görünce radyasyon yemiş gibi oldum.” diye ifade ediyor ve bu büyük radyasyonu, modern müzik icracısı olarak almanın kıymetini yaşıyordu. Kâh sufi, kâh vokalist. Kâh âşık kâh gitarist.
5.
Cerrahi tarikatından bahsederken manevi yolculuğunun yanında Türk Musikisi’nin formasyonundan da dem vuruyordu. Ona göre kulak kalbe giden bir yoldu. Ya da kulaktan insanları kalbe götürebilme kabiliyetine bizzat o sahipti.
6.
“Sarı Laleler” şarkısının açıklamasıyla müzik serüveninin temel taşlarını hangi zemine inşa ettiğini anlattı. MFÖ ile birlikte Cumhuriyet sonrası gelişen yeni Türk müziğini kapitalizmin elinden, kapitalizmin enstrümanlarıyla savundu. Modern zamanlara yeniden “sarı laleleri” hatırlattı. Zarifoğlu’nun dediği gibi; “bir kalbiniz vardır onu hatırlayınız” ya da bir “laleniz vardır onu hatırlayınız”.
Bu yazının başlığı yazardan bağımsız editoryal olarak hazırlanmıştır.
Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.