Halil Günenç’in ilmi ve fetva anlayışı

“Bu hükmün öbür ucunda kim var?” diye düşünen, cümlelerinde akıl ile metanet arasında ince bir tel geren, önce bağlamı sonra beyanı tercih eden, Hocaların Hocası, “Türkiye’nin Müftüsü”: Halil Günenç.
1.
1930’da Mardin’in Savur ilçesine bağlı Akyürek (Menda) köyünde doğan Halil Günenç, 6 yaşında Kur’an-ı Kerim’i okudu. 11 yaşında, zor şartlar altında, Şam’a gidip yaklaşık on yıl medreselerde bulundu. Sarf-nahivden mantık ve belâgate, kelâmdan fıkıh usulü, tefsir ve hadise uzanan bir eğitim gördü. 1951’de Türkiye’ye döndüğünde beraberinde yalnızca bilgiyi değil, bu bilginin omurgası olan iki ilkeyi getirdi: İhtiyat ve merhamet. Onun ilmî yürüyüşünün özeti buydu.
2.
Bu eğitim, onun sorulara olan bakışını da belirledi. Halil Günenç, her meselede önce insanı gördü ve “Bu hükmün öbür ucunda kim var?” diye düşündü. “Kolaylaştırın” emrinin ağır bir mesuliyet olduğunu bildi. Doğru hükmü doğru dille söyledi; mesuliyeti bilen ve sorunları büyütmeden dindiren bir dille. Bu yüzden fetva onun elinde adeta emanet bohçasıydı; açarken titizdi, kapatırken mütevazı.
3.
“Kolay olanı söylemek cesaret ister.” sözünü benimsedi, çünkü kolaylaştırmak yolu açmak ve taşı tek tek kaldırmak demekti. Cümlelerinde akıl ile metanet arasında ince bir tel gerildi; tel titredi ama kopmadı. Bu dengeyi de ihtiyatla korudu.
Reklam
4.
1959-1966 yıllarında Halfeti ve Kızıltepe, 1966-1976 arasında da Şanlıurfa Müftüsü olarak görev yaptı. Medresede edindiği bilgiyi günlük sorunlara uyguladı. 1976 senesinin başında kurulan Haseki Eğitim Merkezi’nde otuz üç sene ders verdi. Görevini; evlerin, işyerlerinin ve kurumların somut ihtiyaçlarına cevap verecek biçimde yürüttü. Şehir yaşamıyla ilmî birikimi bir araya getirdi; başvuruları kapıdan çevirmedi, soruları bağlamıyla dinledi. Bu yüzden ona “Türkiye’nin Müftüsü” dendi. Fetva onun elinde adeta emanet bohçasıydı; açarken titizdi, kapatırken mütevazıydı.
5.
Zamanın meseleleri değişti: Faiz, aile, göç, şehir. O duasını değiştirmedi. Hızın insanları ne denli tükettiğini gördü; önce bağlamı, sonra beyanı tercih etti. Kul hakkını kanaatten önde tuttu. Doğru sözü doğru zamanda söyleyerek sert dili frenledi ve gevşek hükme izin vermedi.
6.
Günümüz Meselelerine Fetvalar’ı önce iki cilt olarak yayımladı, sonra dört cilde genişletti. Bu eserlerde yalnızca cevap vermedi; her cevapta dayandığı delili ve izlediği usûlü açıkça gösterdi. Soruları bağlamıyla ele aldı, hükmün pratik sonuçlarını gözetti. Dili sade tuttu, hükmü gevşetmeden üslubu sertleştirmedi. Kitap, yıllara yayılan bir mesuliyet kaydı olarak okundu. Türkçe ve Arapça eserleriyle dünya çapında tanındı. 1992’de Harran Üniversitesi Rektörlüğü tarafından kendisine fahrî doktorluk payesi verildi.
7.
Sonuçta onu anlatmak bir biyografiyi tamamlamak değildi; bilginin nasıl taşındığını yeniden hatırlatmaktı. Halil Günenç, doğduğu yerden aldığı terbiyeyle ve Şam’da edindiği usulle hükmü doğru, dili yumuşak tutmayı öğretti. Fetvayı insanın hayatına değecek şekilde kurdu, kul hakkını önceledi, acele hükümden kaçındı. Ardında basılı sayfaların yanında bir ölçü bıraktı. Bu ölçüyle konuşan herkesin yükü hafifledi, söz incitmeden yerine vardı.
Reklam
Bu yazının başlığı yazardan bağımsız editoryal olarak hazırlanmıştır.
Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.