Asaf Hâlet Çelebi’nin şiiri ve İstanbul hafızası

Ömer Erdem
21:00, 12/05/2026, SalıG: Güncelleme: 00:47, 13/05/2026, Çarşamba
CategoryCins
Cins Dergi
Asaf Hâlet Çelebi’nin şiiri ve İstanbul hafızası
Asaf Halet Çelebi'yi kim yetiştirdi ya da bir boy fotoğrafı...

Çalıştığı yerlerde daima sıkıntı yaşayan Çelebi, belki de bir fotoğrafa sığamayışın derdindedir daima. Tıpkı şiirinde dediği gibi: “bakanlar beni görürler/ben başka yerdeyim.”

Asaf Hâlet Çelebi’nin sadece şiirlerine değil neredeyse bütün yazılarına ulaşabiliyoruz bugün. Hakan Sazyek’in hazırladığı Bütün Yazılar kitabı önümüze hayli zengin bir tablo çıkarıyor. “Kedi”den “Karpuz Sergisi”ne, “Sanatta Eski ve Yeni”den şiir hakkında düşünmeye, patlıcandan “Hindu Edebiyatı’ndaki İslam Tesiri”ne, “Pislik Edebiyat”ından “Türk Şiirinde Haliç”e, Mevlevilikten “Masal Dünyamız”a kadar kalem oynatmadığı konu yok gibidir. Ayrıca söz konusu kitap şairle yapılan söyleşilere de yer verir. Böylece biz çalışan bir zihinle karşılaşırız daima. Çalışkanlık hep şiar olmuş gibidir şairde. Zihin kendiliğinden çalışmayıp eser kendiliğinden doğmayacağına göre onu harekete geçiren dinamiklere bakmak gerekir. Tam da burada, önümüzde, Beşir Ayvazoğlu’nun yazdığı hazine gibi bir kılavuz var: He’nin İki Gözü İki Çeşme -Bir Asaf Çelebi Biyografisi-.

Asaf Hâlet Çelebi
Asaf Hâlet Çelebi

Ayvazoğlu kılı kırk yararak şu ana kadar ulaşılması mümkün bütün kaynaklara varmıştır. 15 Ekim 1958’de, elli bir yaşındayken vefat eden şairi sadece geniş ve kültürlü bir aile değil, İstanbul da dünyaya getirmişti. Aileler ile şehir, kültürel bağlamda henüz ontolojik birliktelik içindeydiler o vakitler. Hatta, Çelebi yer yer aile köklerine atıf yapmaktan sevinç duyar. Çünkü anne ve baba tarafından Osmanlı’nın bileşenleri ona doğru çalışır. Doğduğu Cihangir gibi seçkin bir semti de hesaba kattığımızda bu her bakımdan eksantrik şairi kavramak daha bir mümkündür. Asaf Hâlet kelimenin tam anlamıyla bir konak çocuğudur fakat belki de konağı kendi geleneksel çizgisinin ötesinde hafızanın bahçesine çevirip modern bir kaynak yapan da odur. Cihangir’den sonra şairi Üsküdar’a geçmiş saymalıyız. Üsküdar’sız bir İstanbul olamayacağına inandığını unutmamak gerekir Çelebi’nin. Bu yüzden Üsküdar’ın altın bir parçası sayılan Beylerbeyi’nin kendisine has bir özgüllüğü elbette vardır. Fakat bu özgüllük Üsküdar ile birleştiğinde daha sağlam bir vasfa bürünür. Cihangir’i de Galata’nın sembolik bir burnu saymak biraz aşırı yorumla mümkündür. Bu bağlamda Asaf Hâlet doğal bir Batı-Doğu bütünlüğüne sahip olur. Onu, Hindistan’a dek uzanan Doğu ile Paris’e varan Batı arasında kompleksiz kılan bu doğal hâldir. Onun şahsında eğitim bir altın zincirin halkalarına benzer. Aile, şehir, mektep birbirini tamamlar. Galatasaray Lisesi’nde düğümlenen eğitim macerası hep bir ferdiyeti yaratmak uğruna gibi gözükür. Çelebi’yi okumak Osmanlı’dan Cumhuriyet’e akan değerleri de tartmaktır.

Çelebi’yi okumak Osmanlı’dan Cumhuriyet’e akan değerleri de tartmaktır.

Bir Osmanlı vatandaşı olarak doğup Cumhuriyet insanı olarak ölen Asaf Hâlet, biyografisindeki çok renkliliği bir vasatlık, rahatlık ve çözülme olarak değil de; şiirde ve kültürde bir sürekli oluş olarak geçirir. Denilebilir ki popüler bir edebiyat öznesi figürüne onca dönüştürme çabasına rağmen Çelebi onu kuran şartların mayasıyla olacak değerde kalır hep. Babasının Arapça, Farsça ve Fransızca bilen bir münevver olduğu hatırda tutulmalıdır. Doğu ve Batı dilleri arasında gezerken Türkçe şiirin sentaksına getirdiği yenilik benzersizdir şairin. Kültürel yük karşısında ezilmeden yeni bir kültürel güç icat etmektir onun yaptığı. Bir küçük memuriyete razı olan ve her zaman uyumsuzluğa yatkın mizacı İstanbul Belediye Başkanı adayı olmaya kadar sürükler onu. 1946 seçimlerinde bağımsız aday vasfıyla bastırıp dağıttığı seçim beyannamesi siyasi tarihin en ilginç belgeleri arasındadır. Bir mizah ikonu olarak yer yer dergi ve gazete çizimlerine, haberlere, tanıklıklara baktığımızda hep aynı olan kişinin inatçı ve inanılmaz istikrarı görülür. Bu bağlamda o, sayıca az şiir yazmış olmakla beraber varlığıyla çok iş görmüş sanatçı tipine çarpıcı bir örnektir. On beşin üzerine geçen eser toplamı, bir hacimden çok onun yaratıcı entelektüel zenginliğini ele verir.

Şiiri, “ideal bir kâinatın izahını yapma sevdası” görmek yanında onu kelime, ses, ahenk, mâni, soyut elemanların birlikteliğinden doğan estetik bir sonuç sayan Çelebi, sanki poetikasının özetini yapar. İdeali, her tür felsefi, ideolojik ve dönemsel algıların ötesinde insana ait fakat kültüre bağlı bir kozmosun içine koyduğu şüphesizdir. Kelime ise bir malzemeden ziyade tam anlamıyla bir amaçtır. Belki de modern şiirimiz içinde kelime asıl yetkinliğini onun şiirinde kazanır. Çünkü tam olarak şiire aittir. Ahenk, mana ise alabildiğine saklanır. Başlangıçta ahengi ve anlamı yokmuş gözükmesinin sebebi, şairin kelimeye ve duyuşa mutlak bağlı olmasından ötürüdür.

Doğu ve Batı dilleri arasında gezerken Türkçe şiirin sentaksına getirdiği yenilik benzersizdir şairin.

Eğer, şairi yetiştiren şartlar esaslı olmasaydı söz gelimi Mevlevilik veya Budizm’den gelen tesirler estetik bir rezonans yaratamazdı. Biz, onun şiirinde Budizm veya Mevleviliğin bir unsur değil esas olduğunu görüyoruz. Yetenek, mizaç elbette tesirlidir ne var ki duyarlığı besleyen kültürü dönüştürme kabiliyeti Çelebi’de eşsizdir. Çocukluğun tabula rasası daima etkendir varlığında. Nitekim “altşuurda ne zaman kendisini arasa, çocukluğunu ve çocukluğunun bakir ve ilk tesirlere alışan saf ruhunun” bulunduğunu yazması, bir başka nazarla bakıldığında onun modern şiirimize bir tür saf çocukluk armağan ettiği sonucuna çıkar. Dışarıdan bakıldığında korunmasız gibi görünen şiirinde bu tabii hâl barınır. Tam da bu bağlamda Osmanlı şiirinin çoktan geride kalmış bakiyesine karşı Çelebi özgün bir yenilik üretmiş sayılır. Zaten, gazel benzeri denemelere giriştiğinde tökezlediği açıktır. Sadece yeteneğinin yönü değil algısı da ileriye dönüktür.

Türkiye’nin her zaman tuhaf olduğu kadar düşündürücü tablolarından birisi, devletin bünyesinde yer alan sanatçılara takındığı tutumdur. Abdülhak Hamit gibi her devirde iltimas görmüş birkaç sima bir tarafa, özlük dosyaları Kafka metinlerini çağrıştıran belgelerle doludur yazarların. Nitekim, Beşir Ayvazoğlu’nun da yayımladığı haliyle şairin bir boy fotoğrafıyla karşılaşırız. Yakaları geniş, etek boyu kısa, cepleri dışarıdan dikili ceketinin altındaki pantolon hayli salınmış gözüküyor. Kol uçlarının elle buluştuğu noktaya bakıldığında nispeten işbilir bir terzinin elinden çıktığı anlaşılıyor. Fotoğraf, siyah-beyaz olduğu için takım elbisenin rengi belli değil. Ayakkabılarını da bu resimden yorumlamak zor. Gömlek beyaz kravat düzgün. Dolgun yanaklı, tümsek bıyıklı, sık saçlı şair yumuşak bir edayla boşluğa bakıyor. Fotoğrafı çeken objektifle bakan göz arasında aralık bırakmış ifadeyi. Yine de bir hazır ol hali yok değil. Dahası böylesi bir fotoğrafın özlük dosyadaki amacını çözemesek de “dosyayı açanın” zihnini okuyabiliyoruz. Çalıştığı yerlerde daima sıkıntı yaşayan Çelebi, belki de bir fotoğrafa sığamayışın derdindedir daima. Tıpkı şiirinde dediği gibi: “bakanlar beni görürler/ben başka yerdeyim.”

Asaf Hâlet Çelebi, şair, yazar, çevirmen, araştırmacı, ehli- zevk hatta politikacıdır fakat yakasına taktığı karanfille en çok kendisine benzer. Kendisine benzemeyi ve mümtaz kalmayı seçmek, İstanbul’da mekanlar arasında gidip gelirken her köşeden yazıyla iz bırakmak yabana atılamaz. Günün birinde onun tasarruflarıyla şehri dolaşmak ilginç sonuçlar getirebilir. “Dünyalar kuruldu/dünyalarda şehirler kuruldu/ve birden/kendimi bir şehirde buldum sokaklarında yürüyen yaşayan ve ölen insanlardan.” Şehir bu haliyle tıpkı onun varlığı gibi kanlı ve canlıdır. Hatta şu iddia edilebilir ki “ot gibi yerden mi bittim” diye bir mısra yazabilmesi, onda şiir söz konusu olduğunda cüretin nerelere değin açılabildiğini gösterir. Hikmet Feridun Es, “Dünyadaki bütün tezatları küçük ve tombalak vücudunda, toparlak başının içinde toplamıştır.” diyor onun için. Fakat, asıl bu zıtlıkların yarattığı sonuçları devrin havası gereği de pek göremiyor. Asaf Hâlet Çelebi de bizim “sonradan gördüğümüz” varlıklar içinde yerini alıyor.

Bu yazının başlığı yazardan bağımsız editoryal olarak hazırlanmıştır.

Yorumlar
Avatar

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.

Sayfa Sonu
GZT
GZT Haberin Sosyal Hali.

Gündemi en anlaşılır, en hızlı ve en görsel haliyle takip etmeye hazır mısınız? GZT özel video içerikleri, nitelikli infografikleri ve fark yaratan yayıncılık anlayışıyla size sıradan haber sitelerinin ötesinde bir deneyim sunuyor. Politikadan kültüre, teknolojiden spora kadar hayatın her alanına dokunan içeriklerle, doğru bilgiye keyifli bir arayüzle ulaşın. Dijital yayıncılığın yeni yüzü GZT ile dünyaya farklı bir pencereden bakın.

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

GZT dünyası her an yanınızda! GZT mobil uygulaması ile son dakika gelişmelerine ve özel içeriklere anında erişin. Sadece haber okumayın; izleyin, keşfedin ve paylaşın. iOS, Android ve Huawei cihazlarınıza kolayca indirebileceğiniz uygulamamızla gündemi cebinize sığdırın. Şimdi indirin, haberdar olmanın en keyifli halini kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mahallesi Fetih Caddesi No:6 Dk:1 Topkapı, Zeytinburnu / İstanbul[email protected](0 212) 612 29 30

Albayrak Medya Siteleri
YASAL UYARI

YASAL UYARI BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BIST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026