İstanbul Tekkeleri Tarihi 8 cilt hâlinde yayımlandı

Ali Şükrü Çoruk
12:00, 26/06/2026, Cuma
CategoryCins
Cins Dergi
İstanbul Tekkeleri Tarihi 8 cilt hâlinde yayımlandı
Revnakoğlu'nın İstanbul'unu anlamak.

Revnakoğlu da küçük yaşlardan itibaren tasavvufî hayatın içinde bulunmuş, bu terbiyeden geçmiş ve tasavvuf vadisinde pek çok önemli isimle aşina olmuş, 1925’de tekkeler hükümet tarafından kapatıldıktan -tasavvuf erbabının tabiriyle sırlandıktan- sonra da bu alana ilgisini sürdürmüştür. 1940’larda İstanbul Belediyesi Mezarlıklar Müdürlüğünde Arşiv uzmanı olarak çalışmaya başlaması ise hayatı açısından bir dönüm noktasıdır.

Yıllardır beklenen kitap nihayet çıktı. İstanbul sevdalısı Cemaleddin Server Revnakoğlu’nun (1909-1968) ömrü boyunca tuttuğu notlar Mustafa Koç tarafından kitap hâline getirilerek sekiz cilt şeklinde KETEBE yayınları tarafından yayınlandı. Bu dev eser sadece okuyucular için değil araştırmacılar için de alanında büyük bir kaynak özelliği taşımaktadır.

Eser Revnakoğlu’nun el yazısıyla tuttuğu notlar, kendisine gönderilen mektuplar, fotoğraflar ve çizimler ile yayına hazırlayan Mustafa Koç’un eserin daha iyi anlaşılması için eklediği notlar ve görsellerden oluşmaktadır. Dolayısıyla böylesine dağınık bir malzemeyi kitap formatında bir araya getiren Mustafa Koç ve KETEBE yayınlarını tebrik etmek gerekiyor.

Cemaleddin Server Revnakoğlu’nun tuttuğu notlar sağlığında yazmak istediği uğruna ömrünü vakfettiği ancak hayata geçiremediği İstanbul Tekkeleri Tarihi adlı esere aittir. Bununla beraber pek çok mekân değiştiren bu notlar ve evraklar günümüze ulaşmıştır. Ortaya çıkan bu çalışma bir anlamda merhumun vasiyetinin yerine getirilmesi olarak değerlendirilmelidir.

Eski İstanbul’da İslâm tasavvufu gündelik hayatta ve toplumsal ilişkilerde belirleyici bir yere sahipti.

Eski İstanbul’da İslâm tasavvufu gündelik hayatta ve toplumsal ilişkilerde belirleyici bir yere sahipti. Hangi tabakadan olursa olsun halkın büyük kesimi bir tekkeye yahut tasavvufî bir anlayışa bağlıydı. Hemen hemen her mahallede mescid ile beraber bir tekke bulunurdu. Revnakoğlu da küçük yaşlardan itibaren tasavvufî hayatın içinde bulunmuş, bu terbiyeden geçmiş ve tasavvuf vadisinde pek çok önemli isimle aşina olmuş, 1925’de tekkeler hükümet tarafından kapatıldıktan -tasavvuf erbabının tabiriyle sırlandıktan- sonra da bu alana ilgisini sürdürmüştür. 1940’larda İstanbul Belediyesi Mezarlıklar Müdürlüğünde Arşiv uzmanı olarak çalışmaya başlaması ise hayatı açısından bir dönüm noktasıdır. Vefat edene kadar bu görevde kalan, ek olarak Türk Tarih Kurumu bünyesinde oluşturulan encümende çalışan Revnakoğlu yok olmaya yüz tuttuğu bir dönemde İstanbul’da bulunan ve şehrin bir nevi tapu senetleri sayılan kitabeleri tespit etmek için başta mezarlıklar ve hazireler olmak üzere şehri baştan başa dolaşmış ve yüzlerce sayfa tutan dosyalar hazırlamıştır. Şüphesiz o günkü şartlarda bu iş oldukça zordu. Çünkü kitabelerin bir kısmı toprak altında kalmış, bazı hazireler yapılaşmayla beraber ortadan kaybolmuştu. Yaptığı işin İstanbul tarihi için ne derece önemli bir hizmet olduğunun bilinciyle hareket eden Revnakoğlu, bütün bu zorluklara rağmen azmini kaybetmeden çalıştı ve ömrünü bu yola hasretti. Mustafa Koç bıraktığı notlardan hareketle onun ne şartlarda çalıştığını kitapta şöyle anlatmaktadır:

“Revnakoğlu, memuriyet hayatında kalemle kazmayı arkadaş edinenlerdendi. Bir tarafta mezarlıklarda kitabe tetkikine çıkıyor, bu çıkış bazen o gün [Eyüp Sultan’daki] Kaşgarî Tepesi’nden başlıyor, Eğrikapı’ya kadar uzanıyordu. Encümen ya da mezarlıklar müdürlüğü ondan çok defa sadece mezar nakli ya da ihyasını beklerken o kendisinden beklenen ameleliğe ilmî ciheti ilave ediyor, hazirelerde yatan şeyhülislam, reisülküttap, meşayih, hattat, şair kitabelerini, tekke muhitini tetkik ve tesbitle de meşgul oluyordu. Mezarcıların elinden kaptığı kazmayla toprağa gömülen kitabeleri çıkarmak, ağır mermer kütleleri kaldırmak, hiçbir şeyin düzenli yürümediği bir devirde bütün her şeyi tek başına sırtlanmak, molozlar altında kalan tarihi bulup çıkarmak… İşçilerin ağır tarihî taşları manivelasız, palangasız hoyratça yıkıp dağıtarak iş yapmalarına tahammül edemiyor, başlarında bulunuyor ve onlarla beraber işe girişiyordu. Çevre çöpçülerinden, bahçıvanlarından yardımlarla toz toprak yutarak ecdat mirasını kurtarmaya çalışan, sık sık yaralanan bu azimli nefer, hak ettiği takdiri görmek yerine maaşı kesilerek kıymetlendiriliyordu.”

Böylesine önemli bir işle meşgul olurken Revnakoğlu’nun oldukça iptidaî şartlarda çalıştığı anlaşılmaktadır. Gerekli ekipmanlardan yoksun, derme çatma araç gereçlerle arkeolojik kazı yapan, iş başa düştüğünde mermer kitabeleri bizzat taşıyan Revnakoğlu durumundan şikâyetçi değildir. Onu üzen yetkililerin, amirlerin duyarsızlığı, daha kötüsü mevzuat denen bürokratik engellerdi. Bazen bu engellerden dolayı morali bozuluyor, kızıyor, başka bir göreve tayinini istiyor, ancak günün sonunda yine işine devam ediyordu:

Şuradan buradan rica minnetle temin ettiği odun parçalarını uçurtma ipleriyle birbirine tutturarak yaptığı sallarla insan boyunda ağır mermer taşları vazife aşkıyla manivelasız kaldırırken ancak bulabildiği çöp arabalarına yükleyebiliyordu. Bu garabet levhası içinde içi sızlayarak didinip çabalayan Revnakoğlu, masa başında sahaya inmeden emirler yağdıran encümenin ve mezarlıklar müdürlüğündeki amirlerin hakarete varan yazılı ihtarlarına muhatap oluyor, inciniyordu… Takdir görmemek, bu en acısıydı. Mevzuat devam defterinin imzalanmasını vb. istiyordu.”

Özellikle tarihî eserler, kitabeler söz konusu olduğunda İstanbul için çalışmak aşk işidir. Nihayetinde böyle bir gayret zorlukları, güçlükleri, pek çok açıdan engelleri de beraberinde getirir. Dolayısıyla böyle zor bir ortamda yılmadan çalışan Revnakoğlu’nun yaptığı iş, aşkla ve İstanbul’a duyduğu sevgi ile açıklanabilir. Çünkü kendisi böyle bir işe girişmese muhtemelen pek çok eserin artadan kalkacağını, İstanbul tarihi açısından çok önemli sayılan kitabelerin, mezar taşlarının “kör kazma” anlayışına kurban gideceğini, kaybolacağını biliyordu. Nitekim Tanzimatla birlikte başlayan modernleşme süreci şehircilik alanında hep eskinin, tarihî eserlerin aleyhine işlemişti. Yahya Kemal’in 1922 yılında yazdığı “Kör Kazma” başlıklı makale gidişata yönelik bir feryat niteliği taşımaktadır. Fakat bu feryadın ilgili merciler tarafından işitilmediği ise ortadadır. Revnakoğlu da yaptığı işle Yahya Kemal’in feryadına ortak olan nadir isimlerden biridir.

İstanbul Tekkeleri Tarihi’ni yazmak niyetiyle yola çıkan Revnakoğlu’nun araştırmaları özellikle İstanbul Mezarlıklar Müdürlüğü ve Türk Tarih Kurumu’ndaki çalışmaları neticesinde sadece tekkelerle sınırlı kalmamış, konak, cami, mescid, medrese, türbe ve çeşme başta olmak üzere eski İstanbul’a ait pek çok yapıyı içine alacak derecede genişlemiştir. Yaptığı işi “İstanbul’un iç tarihi”ni ortaya koymak olarak adlandırması ise oldukça anlamlıdır. Revnakoğlu kitabeler, yapılar, kimsenin dikkatini çekmemiş, kıyıda köşede kalmış eserler üzerinden eski İstanbul’un ruhunu yakalamaya çalışıyor, bu ruhu tespit etmeye gayret ediyordu. Bir bakıma o Tanpınar’ın 1943 yılında neşrettiği “Kenar Semtlerde Bir Gezinti” yazısında ve “İstanbul” denemesinde dile getirdiği “iç İstanbul”un peşinde olmuştur. Elbette öne çıkan eserleriyle İstanbul’u anlatan pek çok eser vardır. Bununla beraber kimsenin dikkat etmediği, sokak aralarına gizlenmiş, keşfedilmeyi bekleyen tarihî eserler etrafında İstanbul’u anlatan kitap sayısı çok azdır. Revnakoğlu’nun eseri bu eksikliği gidermeye yönelik bir çalışma olmasıyla da ayrıca dikkate değerdir.

Revnakoğlu’nun 8 ciltlik külliyatında tarihî eserlerin yanı sıra eski İstanbul hayatı ve tekke kültürü ile ilgili yazılar ve notlar da yer almaktadır. “İstanbul’da Gündelik Hayata Dair Âdetler”, “Zakirlik, Zikir, Zakirler, Kıyam Reisleri, Devran Zikri, Kanat ve Peyrevler ve Tekke Musikisi”, “Devran Zikri” başlıklı yazılar bunlardan bazılarıdır. Çoğu kişinin yabancısı olduğu tasavvuf ve tekke kültürü ile ilgili ince ayrıntılar, ritüeller, hadiseler birinci ağızdan okuyucuya sunulmaktadır. Eser, İstanbul’a mal olmuş pek çok şahsiyetin hayatına dair bilgiler, anekdotlar vermesi açısından ayrıca önemlidir.

Revnakoğlu’nun İstanbul’u konu ile ilgili olarak daha önce yazılmış, ortaya konulmuş çalışmalara ciddi katkılar yapacaktır. Bazı hükümleri tashih edecek, okuyuculara ve araştırmacılara yeni ufuklar açacaktır. Özellikle zaman içinde kaybolmuş eserler ve yapılar açısından araştırmacılara, yerel yönetimlere ve ilgili kurumlara yol gösterecektir.

Evliya Çelebi, Ayvansarayî, Hızır İlyas Ağa, Balıkhane Nazırı Ali Rıza Bey, Abdülaziz Bey, Karekin Deveciyan, Sermet Muhtar Alus, Ahmet Rasim, Reşat Ekrem Koçu Eski İstanbul denince akla ilk gelen isimlerdir. Bu kafileye son eklenen kişi, ileriki yıllarda adından çok söz ettirecek olan Cemaleddin Server Revnakoğlu’dur.

Yazımızı Romalı ünlü hatip Cato’nun sözünü değiştirerek bitirelim: Revnakoğlu’nun İstanbul’u okunmalıdır.

Bu yazının başlığı yazardan bağımsız editoryal olarak hazırlanmıştır.

Yorumlar
Avatar

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.

Sayfa Sonu
GZT
GZT Haberin Sosyal Hali.

Gündemi en anlaşılır, en hızlı ve en görsel haliyle takip etmeye hazır mısınız? GZT özel video içerikleri, nitelikli infografikleri ve fark yaratan yayıncılık anlayışıyla size sıradan haber sitelerinin ötesinde bir deneyim sunuyor. Politikadan kültüre, teknolojiden spora kadar hayatın her alanına dokunan içeriklerle, doğru bilgiye keyifli bir arayüzle ulaşın. Dijital yayıncılığın yeni yüzü GZT ile dünyaya farklı bir pencereden bakın.

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

GZT dünyası her an yanınızda! GZT mobil uygulaması ile son dakika gelişmelerine ve özel içeriklere anında erişin. Sadece haber okumayın; izleyin, keşfedin ve paylaşın. iOS, Android ve Huawei cihazlarınıza kolayca indirebileceğiniz uygulamamızla gündemi cebinize sığdırın. Şimdi indirin, haberdar olmanın en keyifli halini kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mahallesi Fetih Caddesi No:6 Dk:1 Topkapı, Zeytinburnu / İstanbul[email protected](0 212) 612 29 30

Albayrak Medya Siteleri
YASAL UYARI

YASAL UYARI BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BIST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026