Müzeden çaldığı kalem için şehri ayağa kaldırdı

Zeynep Akbulut
11:00, 23/06/2026, Salı
CategoryGenç Motto
Genç Motto
Müzeden çaldığı kalem için şehri ayağa kaldırdı
Bir kalem meselesi.

Aklından bu cümleler geçerken valizini hazırlamış, yavaş hareketlerle ceketini giyiyordu. Alışkanlıkla elini cebine attı, kalemin serin demirine değeceğine emin bir şekilde. Değdi de. Birden gözleri aydınlandı. Gerçek olamayacak bir hızla yüzü can buldu. Uzun zamandır suya muhtaç bir toprağın hasretlisiyle buluşması gibi vücudunda kederden kasıp kavrulan her yeri, yeşil çayırların canlılığıyla çiçek açmaya başladı.

Gözlerini kapadı heyecanla. Eli hâlâ cebinde yavaş yavaş kalemi çıkartırken yüzüne yayılan gülümsemeye engel olamıyordu. Burun hizasına getirdiğinde gözlerini açtı ve hayal kırıklığıyla kapatıp gördüğünün bir sanrı olmasını diledi. Tekrar açtığında gerçek, yüzüne en şiddetlisinden bir tokat gibi çarptı. Elindeki bir kalemdi. Evet, şüphesiz. Ama onun kalemi değildi. Plastikti ayrıca. Parmakları onu hissettiğinde, demir olduğundan emindi hâlbuki.

Tamamen sıradan, hiçbir özelliği olmayan bir kalemdi. Onu sinirle yere fırlatıp, hışımla odadan çıktı. Ev sahibine bile haber vermeden, hatta anahtarı bile yanına almadan kapıyı arkasından çarptı. Arabası olduğunu unutup aklı başında birinin yürümeye cesaret etmeyeceği mesafedeki gara doğru koşarak ilerlemeye başladı. Yağmur en az kırk dakika önce başlamıştı ama nedense sırf bu talihsizlik onun başına gelsin diye bulutların çıktığı anı beklediğini düşündü. Koşarken düştü birkaç kez. Kalem yoktu...

Bir köprüden geçerken hatırladı buraya geldiği ilk günü, nasıl da heyecanlıydı üniversite için. Çok mutluydu hem. Göğe baktı hüzünle, yağmurun kokusu çaresizliğini vuruyordu yüzüne. Bu kokuyu alıp huzurla dolduğu günler vardı bir yerlerde kalemle birlikte… Hızlı adımlarla girdi gara. “Hemen bir bilet almak istiyorum, en yakın sefere,” dedi görevliye. Görevli, cebinden çıkardığı demirden, eski tipli bir kalemle elindeki kâğıda birkaç not aldı ve “Buyurun biletiniz,” diye karşılık verdi. Gözleri fal taşı gibi açılmış şekilde, “Bu kalemi nerden buldun?” diye homurdandı. Görevlinin ağzından, “Ha bu mu? Geçenlerde çarşı da dolaşırken yerde buldum. Bayağı eski bir şeye benziyor ama kaliteli olduğu kesin. Baksanıza yağ gibi kayıyor,” sözcükleri döküldü.

“O kalem benim,” dedi genç adam ve ekledi, “Onu ben düşürdüm. Günlerdir arıyorum. Yokluğunda yemeden içmeden kesildim, başıma neler geldi biliyor musun? Bilmek istemezsin.” Görevli, büyük bir şaşkınlıkla, “Öyle mi? Ne büyük şans. Evet, uzun zamandır bir şeyler yemediğiniz belli oluyor. Eh, alın o zaman kaleminizi,” diyebildi. Kalemine kavuşan genç adamın gözleri bir anda parlamıştı. Tren bileti almaktan da vazgeçti. Kalemine bakarken farkında olmadan raylara doğru yürüyordu. Görevli aceleyle arkasından koşup, “İsterseniz cebinize koyun kalemi, tekrar kaybolmasın,” diye uyarıda bulundu. Bir an bunun gerçekleşebileceği korkusuyla, aceleyle valizinin en güvenli köşesine sakladı kalemi. Ama görevli görmüştü bir kere.

“Oldukça yorgun görünüyorsunuz, size bir taksi çağırmamı ister misiniz?” diye soran görevliye, “Çok iyi olur, teşekkür ederim,” diye yanıt verdi. Görevli, kalemin değerini öğrenmek için kaçamak sorular soruyordu. Fakat gencin verdiği gizemli cevaplar, onu daha da meraklandırmaktan başka bir şeye yaramıyordu. Sonunda taksi geldi.

Valizi bagaja yerleştirip arka koltuğa kuruldu. Hâlâ tüm şiddetiyle yolları yıkayan yağmur, artık gözüne çok sevimli geliyordu. Yol boyu, arka bagajdaki valinizde duran kalemi gözünde canlandırıp mutlu olduğunu hissetti. Eve vardığında bu sefer sevinçten basamakları zıplaya zıplaya çıktı. Kapısının önüne gelince bir an donup kaldı. Çünkü ev sahibi, kapıda onu bekliyordu. Hem de pijamalarıyla... Komşulardan biri, alelacele evden çıkarken onu görmüş; elindeki valizi de fark edince ev sahibini aramıştı. Başının belada olabileceğini düşünüp endişe eden ev sahibi, aynı katta oturduğu genç adamı takibe almıştı. Onu kapıda görünce, “İyi misin oğlum?” diye sordu babacan bir tavırla. “Hem de hiç olmadığım kadar,” diye cevap verdi hızlıca ve devam etti konuşmasına, “Sizi telaşlandırdığım için kusura bakmayın.”

Ev sahibine iyi geceler dileyip odasına girdi ve hemen valizini açtı. Yine gözlerini kapattı ama bu sefer gerçekten orada olduğunu bilerek elini uzattı. Üzerine marka işlenen kumaş dışında hiçbir şey hissedemeyince gözlerini açıp tüm bavulu altüst etti. Hemen aklına gardaki bilet satıcısı geldi. Gözleri hiddetten parlar hâlde evden çıkıp kendisinin bile şaşırdığı bir hızla gara gitti. Herkese görevliyi tarif etti.

Peki; kısa saçlı, uzun boylu, temiz yüzlü adam nerede olabilirdi? Adam hiçbir yerde yoktu. Kalemle birlikte sırlara karışmıştı. Bitkin bir hâlde şehrin sokaklarında amaçsızca yürüyordu. Başını yerden kaldıramıyordu. Hava onu iyiden iyiye boğuyor, yağmur yeniden acı veriyordu. Pek sevdiği Atilla İlhan’ın dediği gibi, “Ümit diye ne kalmışsa kırılmış dökülüyordu şimdi. Hem de nasıl çırpınarak...”

Kalbi yerinden çıkacak gibiydi. Kalbi ve beyni, vücudunu beraber yönetiyorlardı sanki. Kalbinin tek görevi kan pompalamak değildi artık. Zihnine düşen en kötü senaryoları, akıl almaz bir gerçeklikle canlandırıyordu gözünde. Parası da yoktu. “Hepsi o adam yüzünden, dedi. Sonra da “Hayır, hayır! Hepsi kalem yüzünden,” diye düzeltti.

Kasvetten nefes alamadığı sokakta yürümeye çalışırken tek kelimeyle sefil hâldeydi. Derken zihninde bir parıldama oldu. “Bu kalem, yağmurun büyük bir şirinliğe büründüğü, gözlerimin sevinçle parladığı, hayatın varlığına şükrettiğim anlarda da yoktu ki yanımda,” dedi kendisine. Belki de bu kalem, demirden yapılmış mekanizması ve içinde barındırdığı mürekkep dışında bir hiç diye düşünüp rahatladı. Zaten belki de o; ona şans getirdiğine inandığı, müzeden çaldığı ve hatıra olarak sakladığı kalem de değildi...

Bu yazının başlığı yazardan bağımsız editoryal olarak hazırlanmıştır.

Yorumlar
Avatar

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.

Sayfa Sonu
GZT
GZT Haberin Sosyal Hali.

Gündemi en anlaşılır, en hızlı ve en görsel haliyle takip etmeye hazır mısınız? GZT özel video içerikleri, nitelikli infografikleri ve fark yaratan yayıncılık anlayışıyla size sıradan haber sitelerinin ötesinde bir deneyim sunuyor. Politikadan kültüre, teknolojiden spora kadar hayatın her alanına dokunan içeriklerle, doğru bilgiye keyifli bir arayüzle ulaşın. Dijital yayıncılığın yeni yüzü GZT ile dünyaya farklı bir pencereden bakın.

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

GZT dünyası her an yanınızda! GZT mobil uygulaması ile son dakika gelişmelerine ve özel içeriklere anında erişin. Sadece haber okumayın; izleyin, keşfedin ve paylaşın. iOS, Android ve Huawei cihazlarınıza kolayca indirebileceğiniz uygulamamızla gündemi cebinize sığdırın. Şimdi indirin, haberdar olmanın en keyifli halini kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mahallesi Fetih Caddesi No:6 Dk:1 Topkapı, Zeytinburnu / İstanbul[email protected](0 212) 612 29 30

Albayrak Medya Siteleri
YASAL UYARI

YASAL UYARI BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BIST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026