Mevlana İdris’in anısına bir dua ve niyaz şiiri

Mevlana İdris’in eşsiz anısına, dua niyazıyla...
biz bedevilerin değil miyiz senin, kalender berberilerin
konar göçerlerin değil miyiz biz senin, naralı türkmenlerin
yolda kalmışların değil miyiz, kamışlıktan koparılmışların
süte ekmek doğrayanların senin,
boğazlarında hırıltı yuvaladıkların değil miyiz
atlarında çemen, dillerinde senin isminle
şaşkın ve hırpan gezenlerin değil miyiz
söylesene
konuşmayacak mısın bizimle?
huzursusuz çok.
yekinip kalkmak için yorgun, oturup kalmak için erken
bazı şeyleri bazı şeylerden ayırmak için yeterince puslu
ve epeyce suskun artık anladıklarımız nedeniyle
tüm bunlar yüzünden değil, tüm bu nedenlerden değil
sesini duyup kendimizden geçmek için en çok
biz senin sarhoşların değil miyiz, berduşların değil miyiz senin
zarımız altı gelse hazinenden mi eksilir, ne olur bahtımız yaver gitse
biz dizlerini dövenlerin değil miyiz, dişlerini sıkanların değil miyiz biz senin
söylesene
konuşmayacak mısın bizimle?
dünyalarca dağılıp çevgenlerce terleyen
aşk ola deyince aşka düşenlerin değil miyiz biz senin
çakılların, mangırların, çorakların, çolakların, zerrelerin değil miyiz
inlemekçün darb nemize gerek, nemize gerek ağlamakçün yeşilçam
biz senin sulu gözlülerin değil miyiz, açık sözlülerin senin
tahtaya kaldırılanların ve tek ayak üzeri bekleyenlerin
eve ekmek getirenlerin ve güne yorgun akanların
ütüsüz yakalıların ve parasız yatılıların değil miyiz biz senin
söylesene
konuşmayacak mısın bizimle
senden değil miyiz
sana değil miyiz
sende değil miyiz
sinde değil miyiz
zinde değil miyiz
düşülmüş künde değil miyiz
künfeyekünde değil miyiz
yevme la yenfeuda değil miyiz
söylesene
konuşmayacak mısın bizimle
start çizgisinde durup ellerimizi açsak
eprisek, sökülsek, yırtılsak, kopsak, saçılsak
tezgaha konup satılsak, vitrine bakıp yanılsak
eksik tartılsak, fazla çıksak, su katsalar bize
hileli ve çaresiz olsak, düş sanılsak, düşeyazsak
mecliste bağırsak, hadrada bayılsak
söylesene
konuşmayacak mısın bizimle
eya Rabbi
eya Rabbi
eya Rabbi
şakaklarımızda şeddeli bir ağrının bozgunuyla geliriz sana
dilimiz şişmiştir, aklımız yitmiştir, ömrümüz bitmiştir
bunlarla geliriz sana
çünkü basitçe söylemek gerekirse: başka bir şeyimiz yok
küçük bir çıkınımız, bir papatyaya yol sormuşluğumuz bile
bir eskice vermişliğimiz, bir hastaya varmışlığımız bile
bir feryadımız, bir devranımız, bir harmanımız bile
yine de bir umut varsa dediler
bir çare varsa, bir çardak varsa,
bir hurma gölgesi, bir yöre varsa
eya Rabbi
eya Rabbi
eya Rabbi
bir süzgeçle açıldım ben denize
yordamınca diyemedim, lütfeyle bendenize
Bu yazının başlığı yazardan bağımsız editoryal olarak hazırlanmıştır.
Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.