Din ve teknoloji zaman algısını nasıl şekillendiriyor
15:00, 21/07/2026, Salı

Takvimler ve manzaraları.
Takvimler ve saatler bir hareket ritmiyle ilişkindir, hareketin ritmi ise değişimin kendisidir. Bu ritmi, saatin tiktakları gibi o ritimden ayrı düzenli hareketlerle ölçme eylemi zaman tasavvurumuzdur. Dolayısıyla “zaman gerçekten doğanın parçası olmaksızın doğayla ilgili bazı gerçek şeyleri yakalayan bir tür sistemdir.”
“Kilisede sıraların üzerinde ibadet etmekle masada yemek yemek, koltukta oturmak, klozet kullanmak arasında ben her zaman bir ilişki olduğunu söylüyorum. İslam’da da yerde ibadet etmekle yerde oturmak, yerde yemek yemek arasında bir ilişki olduğunu düşünüyorum. İbadet tarzınız sizin mekânla olan ilişkinizi düzenliyor. Dolayısıyla sizin yaşam biçiminizi belirliyor.” Abdurrahman Arslan din, kültür ve gelenek ilişkilerini değerlendirirken bu çarpıcı örneği veriyor. Burada nedenselliği zaman boyutuyla sıkı sıkıya bağlı bir önce-sonra oluş ilişkisinden çıkarırsak dinin, toplum hayatı üzerindeki etkisi determinist bir sonuç vermiştir diyebiliriz.
Din, aynı determinist sonucu zamanın düzenlenişinde de verir. Zamanı iki ana bakış açısıyla gözlemleriz. Birincisinin kaynağı olayların düzenle sıralanışına dair sezgimiz ve gözlemimizdir. Bu büyük düzende ne olduğu ve düzen içinde nerede olduğumuzu tespit için takvimleri kullanırız. İkincisi ise durumların geçip gidişi hususunda şekillenir. Bunun için de saatleri kullanırız. Takvimler ve saatler bir hareket ritmiyle ilişkindir, hareketin ritmi ise değişimin kendisidir. Bu ritmi, saatin tiktakları gibi o ritimden ayrı düzenli hareketlerle ölçme eylemi zaman tasavvurumuzdur. Dolayısıyla “zaman gerçekten doğanın parçası olmaksızın doğayla ilgili bazı gerçek şeyleri yakalayan bir tür sistemdir.”
Zamanı düzenlerken arzumuz bir yanıyla tabiata uymaktır.
Zamanı düzenlerken arzumuz bir yanıyla tabiata uymaktır elbette. Bu arzuyu takvim tasarımlarında dahi görebiliriz. Takvimler tabiat ögeleriyle, manzaralarla ya da bebek resimleriyle doludur. Necip Fazıl’ın “Takvimdeki Deniz” şiirini hatırlayalım. Takvimdeki bu resimler aslında tabiatla kurmak istediğimiz kök ilişkinin birer remzidir.
Dinin determinist etkisi, fıtraten kurulmak istenen kök ilişkinin dışına çıkma ihtimalini sonlandırması; gün içinde durumların geçip gidişi saatlerle tanzim edilirken tabiatla ahenk içinde düzenlenişinden kaynaklanır daha çok. Müslüman saati ve tabiatın saati sabah aydınlığının bereketinde aynı anda vurur.
Halklar, tabiata ve fıtrata bu uyumu değiştirmeyi bir bilinç ile istememişlerdir. Takvim yapraklarına koydukları resimlerde olduğu gibi kök ilişkilerini hep aramaktadırlar. Bu bağlamda yaşanan büyük değişimin temel sebebi olan teknoloji, toplumların sosyal yapısının iç dinamiklerinin bir sonucu olarak ortaya çıkmayan, bireyden bağımsız bir değişken olarak görünmektedir. Tren, otomobil, matbaa, radyo, sosyal medya… Bunların hiçbiri toplumun ihtiyaçları ile dolaşıma girmemiştir. Bu durumun Doğu halkları kadar teknolojinin üreticisi Batı halkları için de geçerli olduğu tartışılmaktadır. Gutenberg’in icadı üzerinden bu tartışmayı takip edelim. Albert Laberre Kitabın Tarihi’nde matbaanın kültürel gelişimin ve kitaba artan talebin sonucunda kaçınılmaz olarak icat edildiği fikrine itiraz eder: “Böyle düşünüldüğünde, üniversitelerin geliştiği dönemde ve entelektüel açıdan en ileri ülke olan İtalya’da ortaya çıkmalıydı. Oysa yaklaşık üç bin nüfuslu olan, pek de entelektüel merkez olmayan bir Ren şehrinde, basılı ilk metinlerin kanıtladığı gibi hâlâ Ortaçağ’ı yaşayan bir ortamda doğdu.” Matbaanın Batı’nın geleneksel yapısında doğurduğu büyük sonuçlar malum. Teknoloji, denetlenemeyen ve geleneği kestirilemeyecek şekilde değiştiren özerk bir determinist etkendir.
Çağımız, bu büyük determinist olgunun bütün bileşenlerinin tesiriyle, zamanı çarkların dişlisine göre ayarlamakta, nabzının tabiatla aynı ritimde atışının bereketli kucağından uzak düşmektedir.
Bu yazının başlığı yazardan bağımsız editoryal olarak hazırlanmıştır.
Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.