Güne düzenle başlamak: Yatak toplamanın gücü

Mustafa Ulusoy
10:00, 05/02/2026, PerşembeG: Güncelleme: 14:31, 05/02/2026, Perşembe
CategoryCins
Cins Dergi
Güne düzenle başlamak: Yatak toplamanın gücü
Yatak Toplamak

Düzen; insan için yalnızca bir tertip değil, varoluşunun emniyet altına alan sessiz bir sığınaktır. Düzen, kâinatta işleyen ilahi ahengin bir izdüşümüdür. Munazzım isminin eşya üzerindeki sessiz tecellisi, insan ruhunda bir emniyet duygusu üretir. Dağınıklık ise bu ahengi bozar, dikkati dağıtır, iç dünyada fark edilmez bir tedirginlik bırakır.

İnsan sabah uyanır, yataktan kalkar, ayaklarıyla zemine basar. Dünya ile ilk temas böyle kurulur. Gün, bu temasla başlar. Ancak o ilk anda insan, geceden kalan bir döküntüyü de geride bırakır. Yatak dağınıktır. Yorgan, yastık, uykulu bir rehavetle bir o yana, bir bu yana savrulmuştur. Sanki uykunun, gece âleminin, hatta rüyaların son tortusu, çarşafın, yastığın ve yorganın üzerinde kalmıştır.

İnsanın yatağına, yorganına, yastığına karşı bir vazifesi vardır. Onlar gece boyunca ona hizmet etmiştir. İnsan da kendine hizmet edene bir saygı borçludur: Onları düzenli hallerine geri döndürmek. Bu aynı zamanda bir insaniyet meselesidir. Eşyaya çekidüzen vermek, onu asli haline kavuşturmak, eşyanın üzerimizdeki hakkıdır ve bu borcu ödemek insana yakışan bir davranıştır.

Güne yataktan kalkarak başlayan insan, gününün de düzenli geçmesini istiyorsa, işe yatağını toplamakla başlayabilir. Bunu danışanlarıma her söylediğimde önce yüzlerinde hep aynı alaycı ifade belirir ardında sanki sözleşmişler gibi şu müstehzi yarı şaka yarı ciddi itiraz dillenir: “Hocam, ama akşama zaten yine dağılacak.” Ben de onlara şöyle cevap veririm: “Zaten akşama yine yemek yiyeceğiz diye sabah kahvaltı yapmıyorsun, öğlen yemeği yemiyorsun anlaşılan.” Bu cevaba itiraz etmeseler de hâlâ yüzlerinde ikna olmadıklarının izlerini görürüm.

Günümüzde dikkatimiz bilgisayarla başlayıp sosyal medya zirvesine ulaşan iletişim araçları ile tarumar edildi. Dikkat ve konsantrasyon zorluğu çekmeyen, odaklanma zorluğu yaşamayan neredeyse kimse kalmadı. Oysa, dikkati toplamanın yolu, önce fiziken dağınık olmamaktan geçiyor. Fiziken dağınık olmamanın yolu ise danışanlarıma sık sık tekrarladığım ve adeta bir hayat mottosu haline getirdiğim şu cümlede saklı: “Arkanda döküntü bırakmayacaksın.”

Bu ilkeyi rahmetli pederim Halil Ulusoy’dan henüz ilkokul zamanlarımda öğrendim. Kendisi ayakkabıcıydı. Lise sona kadar hatta üniversite yıllarımda bile dükkânda çalışmıştım. Bir gün, farkında olmadan ayakkabı kutularını devirdim ve arakama bakmadan yoluma devam ettim. Beni sertçe durdurdu, “Nereye?” dedi, “Bu devrilen kutuları kim düzeltecek?” Pederim haklıydı. Devirdiğim kutuları neden hemen düzeltmemiştim? Onları kim toplayıp düzeltecekti? Bu, ondan aldığım en temel hayat derslerinden biri oldu. O günden sonra bende bir hassasiyet gelişti: Yaptığım bir işten sonra arkada bir döküntü kalıp kalmadığını kontrol etme hassasiyeti. Daha da önemlisi mümkün mertebe bir işi arkada bir döküntü bırakmadan nasıl yapabileceğimi düşünme alışkanlığı.

Mesela yumurta pişirmek için yağ şişesini aldım, tavaya yağı döktüm, diyelim. Şimdi bu yağ şişesini nereye koyacağım? Dağınık insanlar bu şişeyi tezgâha bırakırlar ve bu ilk zayiatın verildiği andır. Tezgâhın üzerindeki o şişe artık bir döküntüdür. Sonrasına bir iş kalmıştır: Şişeyi yerine koymak. Hâlbuki yağı tavaya döker dökmez şişeyi hemen yerine koyarsanız ortada bir döküntü kalmaz. Böylece ikinci bir iş de doğmamış olur.

Ya da dışarıdan eve gelen dağınık insanlar. Üzerlerindeki kıyafetleri “Sonra kaldırırım.” diyerek yatağın, koltuğun ya da sandalyenin üzerine bırakırlar. O giysiler bir türlü gardıroba ulaşamaz. Yerinden yurdundan edilmiş mülteciler gibi gardıroptaki asıl vatanlarından uzak, gurbet ellere fırlatılmış garibanlar gibi iğreti kalakalır. Hâlbuki kıyafet çıkarılır çıkarılmaz katlanıp gardıroba konulsa ya da askıya asılsa, ikinci bir iş yükü hiç doğmaz, ayrıca zihni yoran o dağınıklık da hiç oluşmaz.

Dedim ya, günümüz modern dünyası dikkatlerimizi çalıyor diye. Dikkatinin çalınmamasını isteyen, güne berrak bir zihinle başlamak isteyen insan, işe yatağını toplamakla başlamalıdır. Çünkü toplanmamış bir yatak, intikamını sessizce alır. Eşyanın da adeta bir ruhu, bir enerjisi vardır. Yerine konmamış giysilerin, yerine bırakılmamış bir yağ şişesinin, dağınık bir yatağın görünmez bir ağırlık yaydığına inanıyorum. Bu ağırlık önce ruhumuza çöker, ardından dikkatimizi, farkında olmadan bu yükün altında eziliriz. Bu söylediklerim ilk bakışta abartı gibi gelebilir. O halde, kendimize bir mihenk bulmak için kâinata nazarlarımızı salmamız yeterlidir. Kâinatın her yanında kusursuz bir düzen hâkimdir. Her zerrede Mutlak Varlık’ın “Munazzım” ismi tecelli eder. İnsan nereye baksa bir tertip, bir ölçü, bir ahenk görür. Düzensizliğin hüküm sürdüğü tek bir köşe bulamaz. Bu ilahi düzenin hissedildiği her yerde ruha bir huzur, bir güven, bir ferahlık siner. Buna karşılık dağınık bir oda, dağınık bir masa, dağınık bir kütüphane ya da gelişigüzel bırakılmış bir gardırop, farkında olmadan ruha huzursuzluk yayar. Çünkü ruh, düzenden beslenir; düzende huzur bulur ve ancak düzen sayesinde emniyet duygusuna tutunur. Düzen; insan için yalnızca bir tertip değil, varoluşunun emniyet altına alan sessiz bir sığınaktır. Düzen, kâinatta işleyen ilahi ahengin bir izdüşümüdür. Munazzım isminin eşya üzerindeki sessiz tecellisi, insan ruhunda bir emniyet duygusu üretir. Dağınıklık ise bu ahengi bozar, dikkati dağıtır, iç dünyada fark edilmez bir tedirginlik bırakır. İnsan, eşyasını topladıkça aslında zihnini ve kalbini toplamaya başlar.

Ezcümle, insan yatağını toplarken kırışmış bir çarşafı ya da yalnızca bir yorganı düzeltmez. Günle kuracağı ilişkiyi de tanzimin ilk adımını atar. Eşyaya gösterilen bu küçük itina, ruha sirayet eder ve dikkat işte tam orada kök salar. Belki de düzen, modern dünyanın gürültüsüne karşı elimizde kalan en sade ama en güçlü direniştir. Yeni doğan güne bıraktığın ilk iz düzenliyse; bu hal günün geri kalanına da bir ahenk, bir bereket olarak yansır.

Bu yazının başlığı yazardan bağımsız editoryal olarak hazırlanmıştır.

Yorumlar
Avatar

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.

Sayfa Sonu
GZT
GZT Haberin Sosyal Hali.

Gündemi en anlaşılır, en hızlı ve en görsel haliyle takip etmeye hazır mısınız? GZT özel video içerikleri, nitelikli infografikleri ve fark yaratan yayıncılık anlayışıyla size sıradan haber sitelerinin ötesinde bir deneyim sunuyor. Politikadan kültüre, teknolojiden spora kadar hayatın her alanına dokunan içeriklerle, doğru bilgiye keyifli bir arayüzle ulaşın. Dijital yayıncılığın yeni yüzü GZT ile dünyaya farklı bir pencereden bakın.

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

GZT dünyası her an yanınızda! GZT mobil uygulaması ile son dakika gelişmelerine ve özel içeriklere anında erişin. Sadece haber okumayın; izleyin, keşfedin ve paylaşın. iOS, Android ve Huawei cihazlarınıza kolayca indirebileceğiniz uygulamamızla gündemi cebinize sığdırın. Şimdi indirin, haberdar olmanın en keyifli halini kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mahallesi Fetih Caddesi No:6 Dk:1 Topkapı, Zeytinburnu / İstanbul[email protected](0 212) 612 29 30

Albayrak Medya Siteleri
YASAL UYARI

YASAL UYARI BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BIST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026